Haftalık Bağımsız Gazete 15 Ağustos 2020

Korunması gereken değer: Koşuyolu

Kuruluş amacı ve mimarisiyle Kadıköy’ün özel semtlerinden biri olan Koşuyolu’nu, akademisyenler Yıldız Salman, Aslı Kırbaş, H. İlke Alatlı ve Yeşim Erdal ile konuştuk

Korunması gereken değer: Koşuyolu
Erhan DEMİRTAŞ

Betonart dergisinin son sayısında Kadıköy’ün ve İstanbul’un özgün mahallelerinden biri olan Koşuyolu için bir araştırma yazısı yayımlandı.  İTÜ Mimarlık Fakültesi Dr. Öğretim Üyesi Yıldız Salman, FMV Işık Üniversitesi Mimarlık ve Tasarım Fakültesi Öğretim Görevlisi Aslı Kırbaş, İstanbul Şişli Meslek Yüksekokulu Öğretim Görevlisi Yeşim Erdal ve Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Mimarlık Fakültesi Araştırma Görevlisi H. İlke Alatlı’nın birlikte hazırladığı “Kadıköy’ün genişleyen sınırları: Koşuyolu” metninde Koşuyolu’nun kuruluşu, değişimi ve bugününe dair önemli bilgilere yer veriliyor. Gazete Kadıköy olarak akademisyenlerle özel bir söyleşi gerçekleştirerek Koşuyolu’nun değişimini, emlak değerinin neden yükseldiğini, mahallenin dokusunu bozan  nedenleri ve nasıl korunabileceğini konuştuk. 

 Öncelikle Koşuyolu üzerine neden bu dosyayı hazırladığınız üzerine konuşalım isterseniz. Özel bir nedeni var mı?

Yıldız Salman: Aslında bu dosya sadece Koşuyolu değil, Koşuyolu ile aynı dönemde ve izleyen yıllarda kentte inşa edilen yeni konut ve endüstri alanları üzerine. Bu dönem yapıları modern mimarlık mirası olarak kabul ediliyor. Bu konudaki bilimsel çalışmalar 1990 sonrasında hız kazanıyor ve çeşitli uluslararası bilimsel gruplar bu dönem yapılarının kültür varlığı olarak kabulü ve korunması konusunda kriter geliştirmeye çalışıyor. Bu kuruluşların ilk ve en önde gelenlerinden birisi de DOCOMOMO. Türkçe açılımını Modern Mimarlık Akımının Belgelenmesi ve Korunması olarak özetleyebiliriz. Ben de 2002 yılında bu uluslararası bilimsel grubun Türkiye birimini kuran koruma ve mimarlık tarihi alanından bir grup akademisyen içinde yer alıyorum. Günümüzde de Ebru Omay Polat ile birlikte eş başkanlığını yürütüyorum. Bu konunun önemini özellikle koruma alanında doktora düzeyinde araştırmalar yapan genç akademisyen adayları ile tartışmak amacıyla İTÜ Fen Bilimleri Enstitüsü Restorasyon Doktora Programı’nda yürüttüğüm bir dersim var. Bu kapsamda modern mimarlık mirası konusunda önemli olan birçok alanda çalıştık. Kadıköy ve Bağdat Caddesi’nde örneğin çalıştığımız dönemde kentsel dönüşümün bu miras kapsamına giren apartmanları nasıl ortadan kaldırdığını ve aslında kentin bir döneminin fiziksel ve kültürel izlerini yok ettiğini üzülerek tespit ettik. Hatta o dönemde bu konuda TAK Atölye ile de bu çalışmalarımızı paylaşmış, ancak uygulamaları düzenlemeye yönelik bir sonuca ulaştıramamıştık.

Koşuyolu da, bu kapsamda üzerinde iki dönem çalıştığımız alanlardan birisiydi. Bu alanda daha önce de yapılmış çok değerli çalışmalar vardı, ancak biz konuyu koruma bakışıyla yeniden ele almayı önemsedik. Zira Koşuyolu Mahallesi, belediyenin ve Emlak Bankası’nın katılımıyla gerçekleştirilen kentin ilk planlı ucuz konut alanlarından birisi ve bu ilk olma değeri onu korunması gereken bir alan olarak görmemizi gerektiriyor. Bizler, Koşuyolu’nun barındırdığı değerleri inceleyip bunların nasıl sürdürülebileceği konusunda, gerek yerel yönetim gerekse de burada yaşayanları bilgilendirerek, hem bu konuda bir toplumsal farkındalık yaratmayı hem de mümkünse bu çalışmayı uygulamaya geçirecek aşamalarda elimizden gelen tüm desteği vererek bu konuda önemli bir ilk koruma çalışmasının gerçekleştirilmesini mesleki bir sorumluluk olarak görüyoruz.

Kaynak: “Koşuyolu/Koşuyolu'nda Hayat Bulanlar”  Facebook Grubu

“TASARLANMIŞ BİR MAHALLE”

Koşuyolu İstanbul'un özel mahallelerinden biri. Mahallenin kuruluş hikâyesini anlatabilir misiniz?

Yeşim Erdal: Esasen Koşuyolu çevresindeki ilk yerleşimler, 19. yüzyılın ikinci yarısından itibaren görülmeye başlıyor. O dönemde, Validebağ, Tophanelioğlu, Gümrükçübağı gibi isimleri olan bu  bölgede az sayıda köşk ve geniş bağ, bahçe ve çayır alanları bulunmakta. Bugünkü Koşuyolu Mahallesinin bulunduğu alan ise, 1950’lere kadar, görece daha yoğun bir iskân alanı İbrahimağa mahallesinin devamı niteliğinde tarımsal üretimin yapıldığı yeşil alan durumunda. 1950’lere yaklaşırken, II. Dünya Savaşı’nın etkisiyle de, tarım ve sanayileşme politikaları değişmeye başlıyor ve bu durum ülke genelinde köylerden kentlere büyük bir göç hareketini başlatıyor. Bu iç göçün etkisiyle İstanbul’da da kent nüfusunun hızla artması,  acilen çözüm gerektiren bir konut sorununu doğuruyor. Bir yandan da ülkenin içinde bulunduğu ekonomik durum, inşaat malzemelerinin temininde zorluklar yaşanmasına neden oluyor. Böyle bir ortamda, merkezi ve yerel yönetimler, Emlak Kredi Bankası’nın da desteği ile ucuz konut üretimi konusunda farklı ekonomik modeller deneme çabası içine girmişler. İşte Koşuyolu Evleri böyle bir dönemin ürünü olarak ortaya çıkmış, dönemin önde gelen planı ve mimarlarının katkıda bulunduğu “tasarlanmış bir mahalle” örneğidir.

Buradaki konutların yapımı aynı zamanda bir kooperatif yönetimiyle gerçekleşiyor. Bunun da hem o yıllar hem de günümüz açısından ayrı bir anlamı olmalı...

Yeşim Erdal: Dar ve orta gelir grubuna hitap eden bu mahallede, farklı büyüklükte ve tipte, karma yapım tekniği ile inşa edilmiş çok sayıda konut ile çarşı, karakol, kreş, okul, sinema, park ve sosyal donatı alanları yer alıyor. Mahallenin tasarım ve inşa süreci 1948-1962 yılları arasında etaplar halinde gerçekleşmiş. Belediye Evleri ve Banka Evleri olarak iki ayrı plan üzerinden yürütülen ilk etap çalışmaları kapsamında Belediye Evleri tarafında 100, Banka Evleri tarafında ise 105 konut inşa edilmiş. 1954 yılı itibarı ile tamamlanmış. Belediye Evleri kısmında ise sonraki etaplar, konut kooperatifleri aracılığı ile farklı dönemlerde gerçekleştirilebilmiş belediye evleri ve İstanbul Liman ve Dokları Gemi Sanayii İşçileri Sendikası Kooperatifi tarafından 1962 yılında yaptırılmış olan tersane evleri bu grup içinde yer alıyor. Yine bu kısımda Kredi Yapı Sandığı Evleri de 1958 de tamamlanıyor. Dolayısıyla Banka evleri bölümü daha kısa bir sürede inşa edilirken Belediye Evleri kısmında tamamlanma süreci daha uzun yıllara yayılıyor. Dolayısıyla bu süreçte, tasarım ve inşa aşamasında Kemal Ahmet Aru, Rebii Gorbon, Leyla Turgut, Sait Özden, Seyfi Arkan gibi dönemin önemli mimar ve şehir plancılarının katkıları bulunuyor.

İnşa öyküsünü kısaca özetlemeye çalıştığımız Koşuyolu Mahallesi, İstanbul’un ucuz konut sorununu çözmek üzere geliştirilmiş ilk örneklerden birisi olarak kentin yakın tarihinde önemli bir yere sahip. Kar amacı gütmeden, vatandaşlara konut edindirme hedefi ile geliştirilmiş bir proje olarak önemli bir cumhuriyet ve modern mimarlık mirası ve korunması gerekli bir modern konut yerleşimidir.

Koşuyolu' Mahallesi'nin mimari dokusunu nasıl tanımlıyorsunuz?

Aslı Kırbaş: Koşuyolu Mahallesi etaplar halinde inşa edilmiş bir alan. Banka evleri, belediye evleri, işçi evleri, tersane evleri ve kredi yapı sandığı evleri etaplarının her birinde yapılan konutlar tek bir tipten oluşmuyor. 1950’li yıllara ait Emlak Bankası’nın konut tanıtım broşürlerinde farklı kullanıcılara uygun olarak tasarlanmış, inşaat alanı, oda sayıları ve planlamaları yönünden değişkenlik gösteren konut tipleri olduğu görülmekte.  Mimari karakter bağlamında değerlendirdiğimizde, farklı konut tiplerinde, yol, parsel ve komşu yapı  ile kurulan ilişkinin yanı sıra, cephe ve iç mekân tasarımlarında da çeşitlilik bulunduğu söylenebilir. Yerleşimin tamamı, ikili, üçlü, dörtlü diziler halinde kurgulanmış bir-iki katlı konutlardan oluşuyor. Her birinin görüş mesafesini kesmeyen alçak duvarlarla çevrelenmiş, içinde iğde, elma, erik, ıhlamur gibi meyve ağaçlarının bulunduğu  ön bahçeleri de var. Ancak günümüzde yerleşimin ilk inşa edildiği yıllardaki durumunu korumadığı da görülüyor.

"Geleneksel konutlarda çok sık görülen ahşap yalı baskı tekniğinin, çıkmalar üzerinde çimento sıva ile stilize edilerek uygulanmasına örnek."

MAHALLE KÜLTÜRÜ

Bahçeli, yeşillikler içinde bir mahalle burası. Kadıköy'ün ve diğer semtlerin yüksek binalarına karşın daha müstakil bir yaşantı var bu mahallede. Sizce bu durum mahalleye ve burada yaşayanlara nasıl yansımıştır?

H.  İlke Alatlı: İstanbul gibi bir şehirde yaşayanlar sadece yaşam alanları değil tüm şehir için yeşil alana ihtiyaç duyuyor günümüzde. Birçok kişinin bu durumdan şikâyetçi olduğunu çeşitli yayınlarda ve çevremizden duyuyoruz. Bu durumda neredeyse şehir merkezi diyeceğimiz bir noktada yaşam alanınızın bir bahçeye hatta meyve ağaçları bile olan bir bahçeye sahip olması önemli. Bu ihtiyacı giderecek ve kentsel yaşamda bir ayrıcalık sayabileceğimiz bir durum. Koşuyolu konutları, sosyo-kültürel yaşamı biçimlendiren bir mimari tasarım anlayışına sahip. Görüşü kesmeyen alçak bahçe duvarları, gerek komşu yapı ile, gerek yoldan geçen insanla doğrudan etkileşim kurmaya olanak sağlıyor. Ön bahçesi ile birlikte meyve ağaçlarını koruyan konutlarda, bahçeler yarı-kamusal toplanma mekânları niteliğinde. Bu durum bölgede mahalle kültürünün oluşmasına katkı sağlayan nedenlerden biri. Burada bir zamanlar yaşamış ya da hala yaşayan insanlar bu mahalle kültürüne kendilerini ait hissediyorlar ve sosyal medya mecralarında Koşuyolu Çevre Gönüllüleri, Koşuyolu’nu Sevenler Derneği vb. topluluklar oluşturuyorlar, bölgenin eski fotoğraflarını paylaşıyorlar, bayramlarda ve önemli günlerde birbirlerini tebrik ediyorlar. Kısaca, birarada olduklarını hissederek, Koşuyolu’na dair anılarını canlı tutmak istiyorlar. Ayrıca MAYADER (Mahalle Yaşam Dayanışma Derneği- Koşuyolu) isminde bir dernekleri de var. Bu dernek, Koşuyolu Mahalle Muhtarlığı ile işbirliği içinde, bölgenin korunması konusunda faaliyetler gösteriyor. Geçtiğimiz sene Mimarlar Odası ile birlikte Koşuyolu üzerine bir çalıştay dahi düzenlediler. Bütün bunlar aslında Koşuyolu’nun kısa ve uzun süreli sakinlerinin bu bölgenin özgünlüğünü koruması konusunda ne kadar istekli olduğunu gösteriyor ve bu koruma adına çok kıymetli bir durum.

Yeşim Erdal: Ancak buna rağmen bu bahçelerin ilk yapıldığı haline göre toprak zemine beton döküldüğü, toprakla bağının kopmasına sebep olacak zemin malzemeleri ile kaplanması, otopark olarak değerlendirilmesi, bahçenin altının kapalı otopark olarak değerlendirilip toprağın yer altı suları ile bağının kesilmesi gibi müdahaleler saha çalışmamız esnasında bizi oldukça şaşırtmıştı. Belki bu durum, artık şehirlinin toprakla ilişkisinin zayıfladığı ya da ihtiyaçlar söz konusu olduğunda bahçe gibi bir alanın gözden çıkarılmasının kolay olabildiğini de gösteriyor.

Reşat Nuri Güntekin İlkokulu:

Kaynak: “Koşuyolu/Koşuyolu'nda Hayat Bulanlar”  Facebook grubu. 

Bir süre sonra burada yaşayanlar bir şekilde evlerini kafe ve restoranlara kiraladılar ya da sattılar. Bu değişimin başlangıcı neydi?

Aslı Kırbaş: Planlandığı ve inşa edildiği dönemde şehrin çeperi sayılabilecek bir alan olan bu mahalle zamanla İstanbul’un sınırlarının hızla genişlemesiyle bugün şehir merkezi diyebileceğimiz bir noktada kalmış oldu. Şehir merkezinde konutların fiyatlarının artması ile birlikte pek çok kişi şehrin yeni çeperlerine doğru hareket etmeye başlayınca bu tip merkezler de sosyal alanlar haline geldi ve ticari açıdan değerlendi. Buradaki konut, ticari bir mekân olarak daha çok ekonomik gelir sağladığı için bu yöne doğru evrilmiş oldu.

Bu değişim sürecini başlatan gelişmelerden ilki, 1970’lerde Boğaziçi Köprüsü’nün açılması, ardından çevre bağlantı yollarının yapılması oldu. O dönemde bahçeli az katlı konut yapılarından oluşan bölgenin ana ulaşım arterlerine yakın hale gelmesi, zamanla işyerleri için de cazip bir konum olarak görülmesine neden oldu. Son on yıllık süreçte ise Avrasya Tüneli’nin açılması ile birlikte, mahalle üzerinde kentleşme baskısı daha da arttı. Bu durum, önce bölgedeki düşük gelirli ilk kullanıcıların konutlarını satarak taşınmasına, ardından yeni kullanıcıların, emlak değeri artan bölgede ticari kullanımı daha kârlı bir yatırım aracı olarak görmesine neden oldu. Değişimden belediye evleri tarafındaki konutların daha fazla etkilendiği ve bunun da belediye ve tersane işçileri gibi düşük gelirli ilk kullanıcıların, yıllar içinde artan kentleşme baskısına dayanamayarak mülklerini kısa sürede elden çıkarmasından kaynaklandığı söylenebilir. Konuttan ticarete dönüşün yoğun olarak görüldüğü kısımlar, Koşuyolu Caddesi ve Kalfa Çeşmesi Sokak gibi ana ulaşım arterlerinin çevresidir. Bu dönüşüm bölgenin en temel sorunlarından biridir.

Koşuyolu, 1956

Kaynak: Ihringer, G. B., ve Ketenci, N., 2007: Sekenesi Şen bir Mahalleydi Koşuyolu. İstanbul – Türk Tarih Vakfı Yayınları. Sayı. 58, Ocak, ss.128-131.

“SADECE KONUT ALANI DEĞİL”

Bu dönüşüm mahallede neleri değiştirdi?

Yeşim Erdal: Konut kullanımından ofis, kafe ve restoran gibi ticaret kullanımına dönüşüm beraberinde, bazı yapıların özgün mimari karakterinin yeni işleve uyum sağlayacak şekilde değişmesine, bazı özgün konutların ise, tamamen yıkılıp yerlerine kütle ve gabari olarak yerleşimin dokusuna uygun olmayan yeni binalar inşa edilmesine neden oldu.

Bir diğer önemli konu ise, bölgenin sosyo-kültürel dokusunun değişmesidir. Kafe, işyeri ve ofise dönüştürülen kısımlarda, yaya trafiğinin gün içinde  artmasına, geceleri ise azalmasına ve bölgenin ıssızlaşmasına neden oluyor. Gece ve gündüz kullanıcı yoğunlukları arasındaki fark ise, akşam belirli saatler arasında bölgede güvenlik riskini arttırıyor. Öncelikle bir konut alanı olarak planlanan bu mahallenin artık sadece konut alanı olmadığı sonucu ile karşılaşılmış oldu. Bu haliyle kısa ve uzun süreli daha çok kullanıcıya sahip olmuş olsa da ticari mekânlar yapıların özgün değerlerinin korunması noktası bir tahribata yol açtı. Bunun yanı sıra orada hala bir konut sahibi iseniz, akşam işyerlerinde çalışanların ve günübirlik gelenlerin mahalleden ayrılmasıyla bir ıssızlaşma riski ortaya çıktı. Issızlaşmadan kastımız, konut alanı olarak gündüz ve gece farklı kamusal yaşantıları barındıran alan işyerlerinin çoğalmasıyla geceleri insansız kaldı

Yeni işlevlerin ortaya çıkması ve ulaşım imkânları burada ikamet etmek isteyen (talep eden) insanların da değişimine yol açtı. Elbette bu değişimlere bağlı olarak emlak fiyatları ve kiralarının yükselmesi de sosyal yapıda değişiklikler yarattı. Mahallenin bir-iki kuşak önceki sosyal yapısı ile şimdiki arasında doğal olarak farklar olduğunu söylemek mümkün.

Belediye Evleri’nin ilk etabı.

Kaynak: İstanbul Albümü 1950-1953, Haz. Rakım Ziyaoğlu, Milli Eğitim Basımevi, İstanbul,1954. 

Koşuyolu'nun zamana ve değişime direnmesi mümkün müydü?

H. İlke Alatlı:Bu sorunun cevabı zamanda donup kalması ve değişmemesi anlamına gelmeyebilir. Zira zamanın, şartların, yaşam tarzının ve şehrin de değişmesiyle birlikte Koşuyolu’nun da değişmesi kaçınılmaz. Bir anlamda, değişime direnmek de her zaman doğru olmayabilir/değil. Yaşam kalitesini arttıran, sosyal ve kamusal fayda sağlayan değişimler elbette olmalı. Ancak bu değişimin mahallenin nitelikli dokusu ve değerlerini kaybetmeyecek şekilde olması gerekiyor. Artık pek çok Avrupa ülkesinde, özellikle kentsel ölçekte koruma ile ilgili kararlar kent/mahalle sakinleri, sivil toplum kuruluşları, yerel yönetim ve koruma uzmanları ile birlikte veriliyor. Bu süreçlere en büyük katkıyı sağlayan şüphesiz ki yerel halktır. Mahallenin somut olmayan, sosyal değerlerini en iyi mahalleli tanımlayabilir. Bunların kaybolmaması için mekânda alınacak somut kararlar farklı uzmanlıkların desteği ile olacaktır. Mesele değişimin olup olmaması değil, değişimin nasıl yönetileceği, kabul edilebilir sınırlarının nasıl belirleneceğidir.

Yıldız Salman: Bunun için gerek mahallede yaşayanların gerek Kadıköylü ve İstanbulluların bu ve benzeri mahallelere dair bilgi ve bilince sahip olması gerekiyor. Sadece Koşuyolu için değil bu durum korunması gerekli tüm yapı/yapı topluluğu için geçerli; geçmişini bilmek, mahallenin dinamiklerini bilmek, bir döneme ışık tuttuğunu bilmek koruma bilinci de getirir.

Bunun yanı sıra Levent Mahallesi benzeri örneklerin bu konuda çalışanlara tüm süreciyle aktarılması ve bir koruma sürecinin mümkün olabildiğini göstermesi açısından önemli. Bu tip süreçlerde mahalle ve şehir sakinleri, akademi, yerel yönetimler, medya ve sivil toplum kuruluşları bir arada çalışarak ortak bir çözüm önerisi ortaya koyabilmektedir. Burada önemli olan mevcut durumun iyi analiz edilmesi ve koruma temelli gelecek planlamasının bu mevcut durum gözetilerek yapılmasıdır.

"Komşu yapı ilişkisi bağlamındaki üçlü dizinin üstte 2017 yılında çekilmiş fotoğrafı ve altta 2020 yılında çekilmiş fotoğrafı Koşuyolu’ndaki hızlı değişimin olumsuz yönde olmasına açık bir örnektir."

Bu alanın korunması konusunda neler yapılabilir?

Yıldız Salman: Elbette alanın korunabilmesi için tek çözüm Levent Mahallesi örneğindeki gibi bir sit alanı olması değil. Öncelikle alanın ortak değerlerinin ortaya konulması, bu değerleri yansıtan nitelikli yapıların korunması için gerekli adımların atılması gerekli. Alanın temel niteliklerinin belirlenmesinin ardından bütünü koruyacak kabul edilebilir değişim sınırlarının da ortak bir çalışma ile ortaya konulması mümkün olabilir. Burada öncelikle yerel yönetimlere görev düştüğünü söylemek gerekiyor. Koruma çalışmalarının gerçekleştirilmesi konusunda en önemli aktörlerden birisi hiç şüphesiz yerel yönetimler. Ve tabii katılımcı bir planlama süreci, o yerin yaşayanını, kullanıcısı da sürece dâhil eden söz hakkı tanıyan ve tabii ki uzmanlık bilgisi ile ilerleyen bir süreç, sadece Kadıköy için değil, kent hatta ülke için bile çok önemli bir örnek olma potansiyeli taşıyor. Günümüzde hem kültürel miras değeri hem de emlak değeri yüksek olan böylesi bir bölgenin ihmal edilmesi büyük kayıp olacaktır. Biz sizin aracılığınız ile buradan yerel yönetimlere Koşuyolu ile ilgili her türlü koruma çalışmasında bilimsel destek verme sözümüzü iletmiş olalım. Yeter ki buna gerek duyulsun.


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.