Haftalık Bağımsız Gazete 19 Ekim 2021

Kadıköy’ün hissedilen ritmi

Akademisyen Emre Söylemez, geçtiğimiz yıl tamamladığı tezi ile kent ve mekan ilişkileri üzerinden Kadıköy’ün gündelik, özgün ve karmaşık ritmini analiz etti. Söylemez ile semtin farklılıklar üzerinden şekillenen ritmini konuştuk

Kadıköy’ün hissedilen ritmi
Erhan DEMİRTAŞ

Gebze Teknik Üniversitesi Mimarlık Fakültesi Şehir ve Bölge Planlama Bölümü Araştırma Görevlisi Emre Söylemez, “Kent Coğrafyasında Diyalektik Bir Yöntem Olarak Ritimanaliz: İstanbul, Kadıköy Kent Araştırmaları Üzerine” başlıklı tezinde, Kadıköy ile ilgili yapılan bilimsel çalışmalar üzerinden kentin ritmini analiz etti. Kadıköy’ün birden fazla ritme sahip olduğunu dile getiren Söylemez, “Kadıköy geçmiş yıllarda, çok etnikli karma yapısıyla çok sayıda ancak düzgün ritme, ikincil konut bölgesi olmasıyla da yavaş ritme sahip bir bölge olmuş. Ancak günümüzde tüm İstanbul gibi hızlı, değişken ve günden güne bozulan bir ritim deseni sergiliyor.” diyor

-Son yıllarda Kadıköy üzerine çokça akademik tez yazıldı. Sizin Kadıköy'ü çalışma sebebiniz neydi? 

Kadıköy, eşsiz konumunun yanı sıra İstanbul gibi kozmopolit bir metropolde hem şehrin karmaşasına ayak uydurabilmiş hem yoğun etkileşimlere maruz kalmış. Buna rağmen şehirdeki yerel özelliklerini koruyabilmiş az sayıdaki yerleşim alanlarından biri. Beyoğlu, Yarımada ve Haliç kıyıları gibi tarihi ve yerel özellikleri yoğun birçok yer için bunu söylemek günümüzde oldukça güç. Bu sebeple çalışmanın temel konusu da olan kentsel ritimler ve ritimanaliz konusu için çalışılabilecek en uygun semt Kadıköy gibi gözüktü.

- Teziniz, ilk başta kolay anlaşılmayan teknik ifadelerin  yoğun olduğu bir çalışmanın bütünü gibi. Tezinizin de temelini oluşturan "ritimanaliz" kavramını sormak istiyorum. Nedir "ritimanaliz"?

Ritimanaliz, Fransız filozof Henri Lefebvre'nin 1970'lerde gündelik hayatı ele alırken gündeme getirdiği bir konu. En basit haliyle ritimleri analiz ederek bir olgunun özelliklerini anlama ve başka bir olguyla benzerlik ve farklarını karşılaştırabilme yöntemi. Aslında çoğu disiplinde de kullanılan bir yöntem. Örneğin tıptan aşina olduğumuz aritmi (ritim bozukluğu) kentler için de geçerlidir. Ritimanaliz bu gibi durumları teşhis etmede kullanılan bir yöntem ve bakış açısıdır diyebiliriz. Kentler için özellikle zaman, mekân ve toplumun meydana getirdiği ritimlerin, bu yöntem için önemli dinamikler olduğunu da söyleyebilirim.

KENTİN RİTİMLERİ

-Peki, Kadıköy'ün ritmini belirleyen şeyler neler?

Sadece Kadıköy düşünüldüğünde, buranın birden fazla ritmi olduğunu gördüm. Salıpazarı’nın periyodik düzeninden Yeldeğirmeni ve çevresinde gerçekleşen Mural Festivali’ne, Çarşı ve Bağdat Caddesi’nin gündelik ritminden, Göztepe hastaneler bölgesinin özgün ritmine; Metro ve Marmaray’ın sürekli akan ritimlerinden, deniz ve kıyının dingin ritmine birçok farklı desen sıralanabilir. Çalışmanın temeli olan ritimanaliz unsurlarına göre bir sınıflandırma yapmak gerekirse; kıyı bölgeleri ritmi, Kadıköy Çarşı’nın ritmi, Bağdat Caddesi ve çevresinin ritmi, Kadıköy konut bölgelerinin ritmi gibi sınıflandırma yapmak mümkün.

-Kadıköy’de yapay bir ritmin olmadığını da belirtiyorsunuz.

Evet. Kadıköy ve ritim konusuna baktığımızda en belirgin özellik, Kadıköy’de yapay bir ritmin olmaması. Bunun sebebi ise bölgenin tarihi katmanlara ayrılması ve kentin düzenli gelişimidir. Ancak bu demek değildir ki her tarihi katmanlı yapı bu kadar özgün ritimlere sahip olur. Kadıköy’ü diğer bölgelerden ayıran en önemli unsur bunu sağlayabilmiş olmasıdır.

-Geçmişi ve bugünü kıyaslarsak, Kadıköy’ün ritminin değiştiğini söyleyebilir misiniz?

Kadıköy geçmiş yıllarda, çok etnikli karma yapısıyla çok sayıda ancak düzgün ritme; ikincil konut bölgesi olmasıyla da yavaş ritme sahip bir bölge olmuş. Ancak günümüzde tüm İstanbul gibi hızlı, değişken ve günden güne bozulan bir ritim deseni sergiliyor.

KIRILMALAR  VE DEĞİŞİMLER

-Tezinizde Kadıköy'ün tarihine de kapsamlı bir şekilde yer verdiğinizi görüyoruz. Mekân, insan ve toplum açısından Kadıköy'ün değişimini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Kadıköy'ün 2000'lere kadar İstanbul'un en planlı gelişen bölgelerinden biri olduğunu biliyoruz. Bu yönüyle hem mekânsal hem de toplumsal yapısını İstanbul'un geneline kıyasla büyük oranda muhafaza edebilmiş. Ancak 2000'ler sonrası bu bahsettiğimiz değişim önlemez hale gelmiş. Değişim normalde doğal bir süreçtir. Toplum da mekân da birbirini değiştirerek zaman içerisinde ilerlemeye devam eder. Ancak Kadıköy'deki değişim zaman içerisinde doğal süreçten kopmuş ve ani kırılmalarla gerçekleşmiş.

Örneğin Yeldeğirmeni ve Fikirtepe gibi ani ve büyük değişim örnekleri bir anda tüm düzenin değişmesine sebep olmuş. Haliyle bu durum bir anomali yarattı. Mesela Yeldeğirmeni'nde toplum, mekânı değiştirdi, değişen mekân da toplumu değiştirmeye devam ediyor. Bu gibi durumlarda temel problem, kırılmaların ve ani değişimlerin kronikleşmesi ve ayak uydurmanın güç hale gelmesidir. Buna altyapının ayak uyduramaması ya da toplumun yeni düzeni içselleştirememesi olarak bakabiliriz. Sonuçta ortada bir ritim bozukluğu meydana geliyor. Bu da haliyle, tüm Kadıköy'ü ve belki de İstanbul'u etkiliyor.

- Bu değişimler sadece ritim bozukluğuna mı yol açıyor?

Bu değişimlere dikkatli bakınca sadece ritim bozukluğu olmadıkları anlaşılıyor. Çünkü böyle değişimlerin neredeyse her birinin Kadıköy'e yeni ritim desenleri kattığı görülüyor. Tabii bu desenler her zaman olumlu olmayabiliyor. Mesela Fikirtepe gibi bir düzenin Kadıköy'e "kattığı" ritmi (yükü) fazlasıyla hissedebiliyoruz ya da Çarşı bölgesinin yayalaşmasıyla ortaya çıkan alternatif ritimleri görebiliyoruz. Bazen ufak bir değişimin tüm kentle ilişkisini kuramayabiliyoruz. Mesela eski Boğaziçi Köprüsü'nün (15 Temmuz Şehitler Köprüsü'nün) Kadıköy'ün ritimlerini dolaylı yollardan ancak kapsamlı değişikliklere uğratması ilk bakışta göremeyeceğimiz etkilere sahip.

HİSSEDİLEN BİR SEMT

-Tezinizde Kadıköy'deki mekân değişimlerinden de bahsediyorsunuz. Bu değişimin, sosyal ve toplumsal davranışlara nasıl bir etkisi olmuştur? 

Maalesef günümüzde mekânın değişimi denince sadece fiziksel iyileşme, yoğunlaşma, yükselme gibi değişimler aklımıza geliyor. Haliyle Kadıköy de bu bakış açısıyla bir değişime maruz kalıyor. Diğer bir deyişle toplumsal ritme uymayacak bir mekânsal ritim yaratılıyor. Bu durum da Kadıköy'ü parça parça mutenalaştırılıyor. Mevcut sosyal ve toplumsal davranışlar da böyle bir durumda yer bulamıyor. Gördüğümüz ritimler yeni ve başka bir toplumun ritmi oluyor aslında. 

-Kadıköy'ün tek başına dönüşmediği bir gerçek. İstanbul dönüştükçe Kadıköy de bu durumdan etkileniyor. 

Kadıköy her ne kadar yoğun İstanbul metropoliten bölgesinin bir parçası olarak tanımlansa da özgün yapısıyla da ayrışıyor. Özellikle özgün niteliklerinin kullanılarak geliştirilmesi durumu, Kadıköy’ün mekânsal yapısı üzerinde etkili bir yapıya sahip. Bu durum, tüm bahsettiğimiz değişimlerin doğal haliyle gerçekleşmesi için doğru tanımlama olarak düşünebilir. Ancak tüm bu öngörü, tanımlama ve nitelendirmelerin doğruluğu Kadıköy’ün İstanbul coğrafyasının bir parçası olarak ele alınılması ve gerçekleşen tüm yanlışların Kadıköy’ü de etkilemesinin önüne geçemiyor. Kadıköy’ün ritimlerini ayrı şekilde tanımlayabiliyor olsak dahi unutulmaması gereken o ritimlerin İstanbul’un ritminin de bir parçası olmasıdır.

Kadıköy, son yıllarda artan ilgiyle daha fazla insanın ziyaret ettiği bir semt haline geldi. Bu açıdan değerlendiğinizde, Kadıköy sadece ziyaret edilen bir yer mi yoksa hissedilen bir semt  midir?

Aslında her ikisi de. Bu durum normal bir bölge için ikilem gibi gözükebilir. Ancak, Kadıköy kadar katmanlı geçmişe sahip bir yerde bu durum dengeli şekilde ilerlemiştir. Moda Burnu bunun en güzel örneklerinden biri. Hem İstanbullular için bir rekreasyon alanı hem de yerelin dokusunu çok da bozmadığı bir alan. Aynısını Bağdat Caddesi ve çevresi için söyleyemeyiz. Bağdat Caddesi ve çevresi, ziyaretçilerin taleplerinden etkilendiği için değeri artan ve bunun sonucunda da değişen-dönüşen bir alan. Yeldeğirmeni ise, değişen ve değiştiren bölgedir. Çok genel ifadeyle konuşacak olursak, Kadıköy’ün kullanımı ne kadar artarsa artsın, katmanlı yapısı onun her zaman “hissedilen bir semt” olma özelliğini muhafaza edecektir.

-Kadıköy'ün kıyı alanlarına da ayrıca değiniyorsunuz. Haydarpaşa ve Kalamış limanı gibi. Buraların da değişimi söz konusu. Ama tezinizde İstanbul'da kıyıya erişimin en yüksek olduğu bölgenin yine Kadıköy olduğunu belirtiyorsunuz. 

Kadıköy'ün kendi iç dinamiklerini düşündüğümüzde kıyı alanları özgün bir ritme sahiptir. Bu ritim sadece Kadıköy için değil tüm İstanbul için durum belirleyici özellikte. Bu diğer kıyı alanlarını değersizleştirmez tabii, ancak diğer kıyı alanları düşünüldüğünde gerek Boğaziçi, gerek Yarımada kıyıları arasında merkez bölgede denizle insanın buluşabildiği en aktif kıyı Kadıköy'dedir diyebiliriz. Haydarpaşa-Moda, Caddebostan-Bostancı sahilinin kamusal sürekliliği bunun en büyük sebebidir. 

Haydarpaşa ve Kalamış limanı değişimleri insan-deniz etkileşiminden daha büyük ve farklı etkilere sahip. Örneğin Haydarpaşa; inşaatında çalışan gayrimüslimler, özellikle Almanlarla, birlikte çok ritimli Kadıköy'ün gündelik hayatına başka bir kültürel ritim katmıştır. Daha sonra ise adeta Anadolu için İstanbul'a bir giriş kapısıdır. Değişimi bu konularda daha büyük etkilere sahiptir. Kalamış için ise durum daha farklı. Marina kullanımında, statü gereği zaten kamusal kullanımlardan kopuk olma durumu söz konusu. Bu durumun daha da artması bekleniyor. Zaten tartışma yaratan durum da bu değişim. Diğer bir deyişle Kadıköy'ün bahsettiğimiz özgün kamusal yapısının azalması söz konusu. Tüm bunlar düşünüldüğünde tartışılan asıl konunun Kadıköy kıyılarının İstanbul’un diğer kıyılarına benzeyebileceğidir.


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.