Haftalık Bağımsız Gazete 19 Ağustos 2017

Harflerin çocuksu dünyası

Çocuk kitapları yazarı Alp Gökalp, “Herkes bilir ki kitabı anne seçer, çocuk okur. O nedenle annelerin çocuklarının eğilimlerini iyi anlayıp, bilinçli kitap seçmesi çok önemli” diyor

Harflerin çocuksu dünyası
Gökçe UYGUN

İletişimimizi sağlayan kelimeleri oluşturan harflerin, dünyadan bağımsız paralel bir başka evrende insanmışçasına yaşadığını düşünsenize? A harfinin karakteri nasıl olurdu? Z, son harf olmanın hüznünü yaşar mıydı? Ya bir gün Ğ harfi evden kaçarsa?

İşte bu hayal dünyasının peşine düşen çocuk kitapları yazarı ve editörü, Kadıköylü Alp Gökalp, “Alfabe Bulutu” üst başlıklı, 5 eserden oluşan bir çocuk kitapları serisi hazırladı. Redhouse Kidz yayınlarından çıkan serinin ilk kitapları “Ya Başkası Olsaydım”, “Noktalarım Olmadan Ne Yapacağım” ve “Virgül Nerdesin?” geçen yılın başında yayınlandı. Kitapları İpek Konak, Onur Karadağ, Burak Dak, Göktuğ Karahan resimledi. 7-11 yaş arasına hitap eden serinin dördüncü kitabı olan “Ağaçlarımıza Ne Oldu?”yu geçtiğimiz günlerde yayınlayan, beşinci ve son kitabı da Kasım’daki Tüyap Fuarı’na yetiştirmeye çalışan Gökalp ile çocukları ve harfleri konuştuk.

Gazetecilik kökenlisiniz, çocuk edebiyatına girişiniz nasıl gerçekleşti?

77 doğumluyum, Marmara Üniversitesi Gazetecilik mezunuyum. Çeşitli gazete ve dergilerde çalıştım, bir televizyon programı yaptım geçmişte. Fakat 2003’te hepimizin bildiği üzere hayatlarımız istemediğimiz yönde değişmeye başladı, özgürlüklerimiz sınırlanmaya başlandığının ilk sinyallerini aldık. Biz de eşimle plansız bir şekilde Londra’ya taşındık. Orada 7 yıl boyunca okullarda Türk, Kürt ve Kıbrıslı çocuklara eğitim danışmalığı yaptım. Orada çocuk dünyasıyla yakınlaştım, pek çok çocuk kitabı okudum. Zaten çocuk kitabı okumayı çok severim. Çocuklarla çalışırken, onların sempatisini kazanmak için müfredat haricinde çeşitli hikâyeler anlatıyordum ve bunları sürekli not alıyordum. Derken 2012’de ‘Türkiye’de iyi şeyler olmaya başladı’ rüzgârıyla geri dönüp, Kadıköy’e yerleştik. Bir gün yolda yürürken eski bir iş arkadaşımla karşılaştım. Yayınevinde çocuk kitapları editörü ihtiyacı olduğunu söyleyince, ben de hoş bir tesadüfle bu dünyaya girmiş oldum. Sonra da elimdeki notları kitaba çevirmeye karar verdim.

Harflerin yaşayan dünyası içeriğini nasıl ve neden yarattınız?

Aslına bakarsanız rüyamda gördüm (gülümsüyor). Ve bu fikri elimdeki notlarla, hikayelerle kurguladım. Biliyoruz ki dil çok canlı bir şey. Neden harfleri canlandırmayayım diye düşündüm. Kitaplarda komediden ziyade zekice, alttan alta sorgulayıcı bir dil oluşturmaya gayret ettim.

Alfabe Bulutu’nun ana temasını nasıl özetlersiniz? Bu kitapları çocuklar için neden yazdınız yani?

Bu seride gerçekçi öyküler var. Şu dünyada, şu yüzyılda yaşarken, hayatımızdaki her şey bu gördüğümüz gibiyken, hala çocuk kitaplarında şekerler, pembe balonlardan örülü bir dünya yaratılıyor. Ben bunun geçerliliğine inanmıyorum. Hayat şeker pembesi değil. Çocuğa gerçek hayatı göstermek zorundasın. Bence bir çocuk kitabı bunu gösteremiyorsa amacına ulaşmamıştır. Çocuk kitabı illa didaktik olmak zorunda değil. Ama alt metninde mutlaka bir şeyler veriyor olmalı. Yazar çocuğa bir şey sunuyor olmalı ve bundan mutlu olmalı. Zira kitap yazmak seni tatmin ya da ünlü eden bir durum değil bence. Bilgini paylaşabilmelisin. Eğer bu bir çocuksa bunu onun diline koyup yapabilmelisin. Bir yazar olarak benim de hedefi bu.

Çocuklarla paylaşmak istediklerinizi, kitaptan bir örnek üzerinden aktarabilir misiniz?

‘Ya Başkası Olsaydım’ kitabımda, hayatından mutsuz S harfi, mutlu, ünlü ve zengin A harfinin yerine geçmek istiyor bir günlüğüne. S bir erkek, A bir kadın. Yani bir erkek, kadın olmak istiyor! Çocuklar okuyunca bunu yadırgamadı. Oysa kitabın hitap ettiği 7-11, cinsiyet konusunda kesin çizgileri olan bir yaş grubu. Özellikle erkek çocuklar o yaşlarda ‘ay bu pembe, ben giymem bunu’ der filan. Ama bu durumu hikayenin içine yedirince çocuklar bunu rahatça aldılar. Bu çok hoşuma gitti.

Bu örnekten hareketle, toplumsal cinsiyet rollerini yetişkinler belirlediğine, çocukları da onlar eğittiğine göre, kitabınızı ebeveynler de okumalı bence. Ne dersiniz?

Okuyorlar evet, ama daha çok okunmalı. Çocuk edebiyatında bir ivme var. Daha çok kitap yazılıyor, çizerler bu alanı daha fazla tercih ediyor. Ancak ailelerin iyi çocuk kitabı seçebilmesi için onları doğru yönlendirebilecek bir mecra tam olarak gelişmiş değil. Mesela anne-babalar Tüyap’a gelip, altın varaklı yaldızlı süslü püslü ucuz çocuk kitaplarına koşuyorlar. Elbette ekonomik olanı tercih etmek istiyorlar anlıyorum ama sonuçta bilinçsizce, el yordamıyla kitaplar seçilmiş oluyor. Keşke elimden gelse de ben kitaplarımı broşür gibi bedava dağıtabilsem de daha çok çocuğa ulaşsam. Daha doğrusu anneye! Herkes bilir ki kitabı çocuk okur ama anne alır. Bakın baba değil genelde, anne. O nedenle annelerin çocuklarının eğilimlerini iyi anlayıp, bilinçli kitap seçmesi çok önemli ve gerekli.

Ğ KAYBOLURSA, AĞAÇLARA NE OLUR?

Serinin son kitabı ‘Ağaçlarımıza Ne oldu?”da neler anlatıyorsunuz çocuk okurlarınıza?

Bu kitap benim gözümde hepsinden daha değerli çünkü konu ağaçlar... Çıkarılması neredeyse imkânsız bir sese sahip olduğundan değer görmediğini düşünen “Ğ” ortadan kaybolunca artık “ağaç” kelimesi de olamayacağı için dünyadaki ağaçlar yok olmaya başlıyor. Kitabı okuyanlar, bugünlerde yaşadıklarımızı, ağaçların insanlar tarafından yok edilmesine bağlı yaşadığımız tüm bu felaketleri bulacaklar.

Alp Gökalp, okulları ziyaret ederek, harflerle ilgili etkinlikler yapıyor.www.facebook.com/Alfabe-Bulutu

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.