Haftalık Bağımsız Gazete 24 Temmuz 2017

Eşitsizliğin ilişki hali: Flört Şiddeti

Yakın zamanda "Gençler Arası İlişkilerde Flört Şiddeti" adlı bir broşür hazırlayan Cinsel Şiddetle Mücadele Derneği'nin üyelerinden Psikolog Nurgül Öz ile "flört şiddeti"ni konuştuk

Eşitsizliğin ilişki hali: Flört Şiddeti
Alper Kaan YURDAKUL

Duygusal ilişkilerde "cinsel şiddet", "fiziksel şiddet" kavramlara alışkın olsak da, terminolojimize son zamanlarda giren yeni bir kavram var. O da "flört şiddeti"... Flört şideti özetle duygusal, romantik, cinsel bir beraberlik içerisinde ya da beraberlik bittikten sonra partnerlerden birinin diğeri ya da birbiri üzerinde güç ve kontrol kazanmaya çalıştığı, zarar verici davranış biçimlerini ifade ediyor. Son günlerde gündeme daha çok gelen bu kavramla ilgli sayılı çalışmalardan birini de merkezi Rasimpaşa'da bulunan "Cinsel Şiddetle Mücadele Derneği" yaptı. Dernek konu kapsamında "Gençler Arası İlişkilerde Flört Şiddeti" adlı bir broşürle konuyu değişik yönlerinden inceledi. Biz de dernek kurucularından Psikolog Nurgül Öz ile flört şiddetini, kendini nasıl gösterdiğini ve "güvenli ilişki" kavramını konuştuk.

Cinsel Şiddetle Mücadele Derneği ne için kuruldu? Hangi alanlarda faaliyet gösteriyor?

Cinsel Şiddetle Mücadele Derneği’ni cinsel şiddetin varlığını, meşruiyetini ve yarattığı hasarları görünür kılmaya ve azaltmaya yönelik çalışmalar yürütmek amacıyla kurduk. Cinsel şiddeti konuşabilmemiz için önümüzde yıkılması, aşılması gereken pek çok engel var; tam bu yüzden ‘mücadele’ kelimesini önemsiyoruz. Çünkü cinsel şiddetin aslında cinsellikle değil güç ilişkileri, hiyerarşi ile ilgili olduğunu kabul etmek; beraberinde kendi hayatımızda da var olan bir gerçek olduğuyla, olabileceğiyle yüzleşmeyi getiriyor. Bu nedenle mücadeleye, cinsel şiddetle ilgili yanlış inanışları yıkmaya, sorumluluk almaya ve ses çıkarmaya kendi hayatlarımızdan başlamak gerektiğine inanıyoruz; hem bireysel ve özel; hem de mesleki ve kamusal hayatımızda. Cinsel şiddetle ilgili toplumsal kalıp yargılarımız var; ya da ‘benim başıma gelmez, bizim çevrede olmaz’ diyerek yaratmaya çalıştığımız konformizm alanlarımız. Oysa bir süre konuştuğumuzda fark ediyoruz ki aslında her birimiz cinsel şiddetin uygulayanı ya da maruz bırakılanı olabiliyoruz. Bu nedenle şu aşamada en temel faaliyetlerimizi eğitim ve farkındalık çalışmaları oluşturuyor.

Geçtiğimiz günlerde dernek olarak “Gençler Arası İlişkilerde Flört Şiddeti” üzerine bir broşür hazırladınız. “Cinsel şiddet”, “Fiziksel şiddet” aşina olduğumuz kavramlar. Peki ya “flört şiddeti” nedir?

Evet flört şiddeti gündemimize yeni yeni yerleşen bir kavram. Cinsel şiddet davranışlarının tanınmayan yabancı kişiler, bir takım ‘sapık’lar tarafından gerçekleştirildiğini düşünüyoruz. Toplumda daha çok bu çerçevede konuşuyoruz. Oysa kişinin tanıdığı, güvendiği, sevdiği bir başka kişi tarafından şiddete maruz bırakılma oranı oldukça yüksek. Şiddeti ortaya çıkaran da bu sevgi ya da güvenin kötüye kullanımı oluyor çoğu kez. Flört şiddeti; evlilik içi şiddete benzer biçimde, yakın partner ilişkilerinde ortaya çıkan baskı, zorlama ve kontrol etme davranışlarını ifade etmek için kullanılıyor. Yakın partner ilişkileri kişilerarası özel ilişkiler olduğu için şiddetin açık edilmesi, açığa çıkması, fark edilmesi ve dolayısıyla durdurulması da daha güç olabiliyor. Hele söz konusu gençler olduğunda; toplumsal yapı ve cinsiyetçilik nedeniyle bu durum daha da zorlaşıyor.

“Flört Şiddeti” kendini ilişki içerisinde nasıl gösteriyor? Hangi şekillerde gerçekleşiyor

Şiddetin beslendiği birçok kaynak olduğu gibi, ortaya çıktığı birçok hali de mevcut. Birinin diğeri üzerinde güç kullandığı ya da kullanmakla tehdit ettiği, özgürlüğünü kısıtladığı ve huzursuz ettiği her durum için flört şiddetinin bir türü diyebiliriz aslında. Üzerine konuşulmaya başlandıkça yeni türleri ortaya çıkıyor. İnsanlar duyup okuduğunda "benim yaşadığım şey buymuş" diyor. Bundan 10 sene önce stalking (ısrarlı takip) kavramı yoktu, gashlighting yoktu. 10 sene sonra belki de farklı türlerinden bahsediyor olacağız. Kısaca "burda partnerler arasında bir eşitsizlik var" dediğimiz noktalarda flört şiddetinden bahsedebiliriz. Bunları ayırmak, tanımını yapmak oldukça önemli çünkü kavramlaştırdığımız zaman konuşabilmemiz, anlayabilmemiz dolayısıyla önüne geçebilmemiz daha mümkün oluyor. Broşürde toplumsal cinsiyet temelli şiddet, duygusal şiddet, sanal şiddet, ısrarlı takip, fiziksel şiddet, cinsel şiddet olarak irdeledik. Zarar verici davranışlar; sözel ya da duygusal olarak başlayıp; kısa sürede fiziksel ya da cinsel şiddete dönüşebileceği gibi, tüm bu şiddet türleri iç içe geçmiş olarak da yaşanabiliyor. Önemli olan bu türler arasında hiyerarşi kurmamak.

“Flört Şiddeti” genelde yetişkinlerin dünyasına ait görülüyor. Bu anlamda broşür fark yaratıyor. Özellikle "gençler arası" flört şiddetini incelemenizin nedeni nedir?

İçinde yaşadığımız toplumda gençlerin duygusal ve cinsel gelişimleri çoğu zaman yok sayılıp, flört gençler için meşru görülmediğinden; yaşanan şiddet olayları da görülmüyor, zamanında önlenemiyor. Gençler bu konuda rahatlıkla konuşabildikleri yetişkin bulmakta zorlanıyorlar. Oysa araştırmalar, flört şiddetinin en yoğun yaşandığı dönemin 16-24 yaş aralığı olduğunu gösteriyor. Bizim yaptığımız araştırmada da gençlerin birçok şiddet davranışını normalleştirdiği, kimi davranışları şiddet değil sevgi göstergesi olarak algıladığı görülüyor. Bir çok miti gerçek sanıp ilişkilerde bu şekilde davranıyorlar. Bu gerçekliğe rağmen; ebeveynlerin ve eğitimcilerin büyük çoğunluğu risklerin varlığından ya habersiz ya da bahsi geçen toplumsal değerler nedeniyle konuyu gündemlerine almak istemiyorlar. Gerçek şu ki; gençlerle duygular ve cinsellikle ilgili konuları konuşmaktan kaçınarak onlara destek olamayız. Flört olgusunun ve şiddetinin yok sayılması, gençlerin yaşadıkları şiddeti ortadan kaldırmıyor; onları sessizleştirerek şiddetin etkilerinin daha da derinleşmesine yol açıyor.

Nedir gençlerin gerçek sandığı bahsettiğiniz bu mitler?

Duygusal ilişkilerle ilgili; medya, diziler, klipler, filmler, şarkı sözleri, aile ya da çevrelerindeki diğer ilişkiler aracılığıyla öğrendikleri, gördükleri şiddeti meşrulaştıran ve besleyen pek çok yanlış inanış. Örneğin, şiddetin nedeni olarak maruz bırakılan kişinin davranışını, giyinişini, ne zaman nerede bulunduğunu göstermek, yani kavramsal olarak "mağdur suçlayıcılık" dediğimiz durum. Ya da en yaygın mitlerden bir diğeri; ilişkide kıskançlık ve aşırı sahiplenmenin sevgi göstergesi olduğu düşüncesi... Bu mitler nerelerden, hangi toplumsal cinsiyet rollerinden, hangi güç ilişkilerinden, eşitsizliklerden besleniyor öncelikle bunlar üzerine düşünmeliyiz. Bilimsel gerçek olarak sunulan mitler dahi var; örneğin erkeklerin hormonları nedeniyle cinsel dürtülerini kontrol edemedikleri gibi.

Peki, gençler şiddet içeren bir ilişkiyi neden sürdürmeye devam ediyor?

Yetişkinlerin sebeplerinden çok farklı değil aslında. Seviyorlar; şiddeti son bulmasını ama ilişkinin devam etmesini istiyorlar. Şiddetin sebebi olarak kendilerini suçlayabiliyor, şiddet uygulayanın gerekçelerine inanabiliyorlar. Üstelik gençlerin kıyaslama yapabilecekleri deneyimleri yok. Medyadan, ailelerinden, çevrelerinden gördükleri de hep aynı model ilişkiler olunca aşkın böyle olduğunu düşünüyorlar, yaşadıklarının ya da uyguladıklarının şiddet olduğunu fark etmiyorlar. Gençler için flört ilişkisi yaşıyor olmak sosyal kabul, yüksek özgüven ve bir kimlik anlamı taşıdığı için ilişki yaşamayan gençler zorbalığa maruz kalabiliyor, buna maruz kalmamak için ilişkiyi sürdürebiliyorlar. Tam da bu nedenle güvenli ilişkiler, sağlıklı sınırlar üzerine gençlerle daha fazla konuşmak; iyi örnekler sunabilmek gerekiyor.

Broşürde de bahsettiğiniz "güvenli ilişki"nin özellikleri nelerdir?

Her şeyden önce ilişki içinde eşit olduğunu hissetmek. Kendi isteklerinin, ihtiyaçlarının, inançlarının, düşüncelerinin, beğenilerinin farkında olmak ve bunları korkmadan, kaygı duymadan ifade edebilmek. Gençlerle en çok konuştuğumuz konuların başında onay kavramı geliyor. Yani bir davranışa zorunluluktan ya da karşındaki kişiyi memnun etmek için değil, kendin istediğin için evet diyebilmek. Eğer istemiyorsak suçlu hissetmeden hayır diyebilmek. Hayır diyebilmenin kültürel olarak güç olduğu bir toplumda yaşıyoruz. Çocukların ‘hayır’larını duymuyor, kabul etmiyoruz. Bu ne demek? Sen karar veremezsin; seninle ilgili konularda dahi söz hakkı benim. Bu öğreti ile büyüdüğümüz bir toplumda; hayır demek daha da güç hale geliyor. Güvenli bir ilişkide başkasının mutluluğundan değil, kendi mutluluğumuzdan sorumlu hissederiz. Bireyselliğimizi korumayı başarır; arkadaşlarımızdan, hayallerimizden, hobilerimizden ödün vermek zorunda kalmayız. Özetle güvenli bir ilişkide sevgi görünümlü kısıtlama, koruma görünümlü kontrol değil; saygı ve desteğin ön planda olması gerekir.  Aksi halde; taraflardan biri mutlaka zarar görür.

Peki, ebevynler ve eğitimciler, flört şiddetine maruz kalan bireye nasıl yardımcı olmalılar?

Gençlerden biri ‘ailelerimizden duygusal şiddet görerek büyüyoruz, bu yüzden duygusal ilişkilerimizde bu davranışlar sorunmuş gibi gelmiyor’ demişti. Bu paylaşım çok çarpıcı, çok gerçek. Başa dönüyoruz; mücadeleye kendimizden başlamak gerek. Biz öğrencilerimize, biz bakımını üstlendiğimiz çocuklarımıza nasıl davranıyoruz, onlarla nasıl ilişkileniyoruz? Öncelikle gençleri birey olarak görmek; sonra da her ilişki ve her bireyin birbirinden farklı olduğunu kabul etmek önemli. Bunun dışında flört şiddetine maruz kalan herhangi bir kişi ile konuşurken izleyebileceğiniz bazı basit yöntemlerden broşürde bahsettik. Yargılamadan dinlemek, kurtarıcı rolüne bürünmemek, saygılı ve sabırlı olmak bunlardan bazıları.. Bunun yanında güvenlik planı yapmak gibi somut önerilere de yer verdik. Ama şunu biliyoruz ki; şiddet toplumsal olarak öğrenilen ve dolayısıyla ortaya çıkmadan önlenebilecek bir olgu. Asıl önemli olan; kriz anlarına müdahale etmek dışında koruyucu-önleyici çalışmalar yapmak ve böylece şiddet oluşmadan önüne geçilebilmenin yollarını açmak. Kötü örneklerden bahsedip korku ve kaygı yaratmak yerine; iyi örneklerden, kişisel sınırlardan, sahip olduğumuz haklardan bahsetmek hem güçlendirici olacak; hem de gençlerin ihtiyaç duyduğunda destek istemelerini kolaylaştıracaktır. Şiddet içeren ilişkinin olumsuz sonuçlarını bilmeleri kadar, güvenli ilişkinin hayatlarına neler katabileceğini duymaları da gençlerin kendi ilişkilerini sorgulamaya başlamalarına yetiyor. Bu konularda konuşmaya çok açık ve istekliler. Gençlerle bu konularda konuşmak için ilişkiden neler beklediklerini sormak, onay kavramından bahsetmek, herkesin eşit hissettiği ve saygı gördüğü bir ilişkiyi hak ettiğini söylemek bile bir başlangıç. Bunu yapabiliriz

 NURGÜL ÖZ KİMDİR?

Boğaziçi Üniversitesi Psikoloji bölümü mezunu olan Nurgül Öz, son 5 yıldır eğitim alanına yoğunlaşmakla birlikte; mezuniyetimden bu yana sivil toplum örgütlerinde gönüllü ve profesyonel çalışmalar yürütüyor. Öz, özellikle çocuk ve genç ruh sağlığı alanında hak temelli yaklaşımı ve feminist perspektifi benimseyerek; cinsel gelişimi destekleyecek güçlendirici, kapsayıcı ve kapsamlı eğitim içerikleri ve materyallerinin üretilebilmesine katkı sağlamaya çalışıyor. Bunun yanı sıra eğitimcilere yönelik atölyeler de düzenleyen Öz, çocukların ve gençlerin; gelişim dönemlerine uygun doğru bilgiye erişim, ayrımcılığa ve şiddete maruz bırakılmama, özerklik ve bedensel bütünlük, mahremiyet gibi cinsel haklarına erişimleri noktasında daha fazla çalışmanın gerçekleştirilmesinin hem bir sorumluluk hem de zorunluluk olduğunu düşünüyor. Bu bağlamda 3 yıl önce arkadaşlarıyla bir araya gelerek kurduğu Cinsel Şiddetle Mücadele Derneği’nde cinsel şiddete karşı koruyucu-önleyici içerikler hazırlıyor ve uyguluyor.

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.