Haftalık Bağımsız Gazete 26 Mayıs 2020

Balıkçı Ethem’in gözünden Kadıköy Çarşısı

Kadıköy Çarşısı’nda esnafın da vatandaşın da yüzünün gülmediğine dikkat çeken Ethem Akar, geçmişten günümüze çarşıda korunarak gelen tek şeyin kiliseler olduğuna dikkat çekti

Balıkçı Ethem’in gözünden Kadıköy Çarşısı
Seyhan Kalkan Vayiç

Geçtiğimiz hafta düzenlenen “Çizgi ve Sahaf Günleri”nin söyleşilerinden biri de “Kadıköy Çarşısı’nın Elli Yılı”ydı. İstanbul Kadıköy Lisesi’nin söyleşi alanında samimi ve sıcak bir ortamda gerçekleşen söyleşinin moderatörü Kadıköy’de 1985 yılından beri sahaflık yapan Lütfü Seymen, konuşmacısı ise Kadıköy Çarşısı’nda 50 yıl balıkçılık yapmış olan ve “Balıkçı Ethem” olarak tanınan Ethem Akar’dı.

BAŞROL BALIKÇILARINDI

Doğma büyüme Kadıköylü olduğunu, Kadıköy Çarşısı’nda 50 yıl balıkçılık yaptığını ve şu an emekli olduğunu söyleyen, çocukluğunun ve gençliğinin geçtiği Kadıköy Çarşısı’nın geçmişine ışık tutan Ethem Akar, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Öncelikle çarşının ismi Kadıköy Balıkçılar Çarşısı’ydı. Çarşıya geldiğim yıllarda dükkânların üst katlarında aileler oturuyordu. Çoğu gayrimüslimdi. Geçinmek için alt kat daireleri kiraya vermişlerdi. Fransızca, Ermenice, Rumca, Türkçe’nin yanında daha çok konuşuluyordu. Türkçe daha az konuşuluyordu diyebilirim.  Birinci rol balıkçılarındı. Kasaplar, ciğerciler, meze evleri, manavlar ve birkaç tane bilinen meyhane vardı. Balıkçılar Serasker tarafındaydı. Sonradan aşağı inildi.”

“GÜNÜMÜZE KALAN SADECE KİLİSELER”

“Çarşı içindeki Hacıoğlu Lahmacun’un yanındaki dükkân devasa bir kırtasiyeciydi. Çok sayıda kırtasiyeci ve kitapçı vardı.” diyen Ethem Akar, “Şu an kırtasiyeci göremiyorum. Tohum ve saksı satan dükkânlar vardı. Bugünkü Migros’un olduğu yerde meze evi vardı. Şarküteri ismi kullanılmıyordu. Beyaz Fırın’ın yanından ışıklara doğru giderken ‘şipşak fotoğrafçılar’ vardı. Çarşının eski havası yok. Geçmişten günümüze kalan sadece kiliseler. Bu günkü Yoğurtçu Parkı’nın bulunduğu yere Beykoz Kanlıca’dan deniz yoluyla yoğurt getiriliyormuş. Hem almak isteyen hem de mahallelere satmak isteyen kişiler oradan yoğurt alırmış. O yüzden yoğurtçu isminin verildiği söylenir.” dedi.

“ESNAF İLE VATANDAŞ AKRABA GİBİYDİ”

O zaman esnafla vatandaşın akraba gibi olduğunu ve daha mutlu göründüğünü dile getiren Ethem Akar, konuşmasına şöyle devam etti. “Akşam saat 17.00’ye kadar çarşı tenhaydı. Saat 17.00’den sonra kalabalıklaşırdı. Balıkçıların buzdolabı yoktu. Fırat Pasajı’nın olduğu yerde Buzcu Tahsin ağabey vardı. Tahsin ağabey testeresiyle göz kararı buz keserdi ve bize verirdi.  Bir kat balık bir kat buz koyardık.  Günlük olarak satılırdı. Ertesi güne kalmazdı.”


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.