Haftalık Bağımsız Gazete 28 Ocak 2022

Ayrılık Çeşmesi'nde veya ihtimaller denizinde…

İstanbul’un güzide semti Kadıköy’ün, ulaşımla ilgili önemli bir özelliği var. Sizin de hiç Kadıköy’e vardığınızı zannedip aslında varmadığınızı fark ettiğiniz oldu mu? İşte o farkındalığı yaşama noktasına, Kadıköylüler “Ayrılık Çeşmesi” diyor.

Ayrılık Çeşmesi'nde veya ihtimaller denizinde…


Bircan BİROL
İstanbul’un güzide semti Kadıköy’ün, ulaşımla ilgili önemli bir özelliği var. Sizin de hiç Kadıköy’e vardığınızı zannedip aslında varmadığınızı fark ettiğiniz oldu mu? İşte o farkındalığı yaşama noktasına, Kadıköylüler “Ayrılık Çeşmesi” diyor.
Kadıköy, sadece merkezi ile değil ilçeleri ile de geniş bir alanı kapsıyor; ancak sadece merkezine varmak bile bazen çok yorucu olabiliyor. Hele bir de Marmaray ve metro hattı ile “kısa yoldan gideyim” çakallığı, yerini yine bir “aktarma istasyonunda” başlayan uzun yürüyüş yollarına bırakıyor. Nasıl mı?

NEFES BİLE ALMADAN…
Biz yolculuğumuzu karlı bir İstanbul’un iş çıkışı saatlerinde gerçekleştirdik. Yenikapı’dan bindiğimiz Marmaray ile “çok kısa sürede” Kadıköy’e varacağımızı düşündüğümüz ve insanlarla kaynaşarak geçirdiğimiz kısa yolculukta, oksijensiz ne kadar yaşanabileceğini hesaplama şansını bize veren belediyecilik sistemine bir kez daha minnet duyduk. Marmaray’ın durak göstergesi Ayrılık Çeşmesi’nde durduğunda, kafamızda “Vay be hemen de Kadıköy’e geldim” düşüncesi neşeyle parladı.
Ayrılık Çeşmesi’nin ihtimaller denizine işte tam bu noktada yelken açıldığını söylemekte fayda var. İstanbullu, bir anda akın halinde çıktığı Marmaray durağına ilk kez geldiyse, “İyi de bunun çıkışı neresi?” diye düşünüp istasyonun kapalı olan iki yanına çaresizce koşturabilir, yüzlerce insanın aynı anda metro merdiveninden nasıl ineceğini hesaplamak adına yapılmış sosyal deneye katılabilir veya “umut fakirin ekmeğidir” düşüncesiyle hareket ederek “En fazla 7 kişiliktir” yazan asansörün kapısında 20 kişi ile bekleyebilir. Biz önce çaresizce koşturup, sonra merdiven deneyimini tatmak istedik. Merdivenden indiğimizde ise, başka bir soru bizleri bekliyordu: “Çıkıp yürüsem mi daha kısa yoldan varırım, yoksa tek durak için metroya mı binmeliyim?”

YOL AYRIMINDA BİR KADIKÖYLÜ
Size iki ihtimalin de ardında birçok ihtimal barındırdığını söylemek isteriz. Eğer “Şimdi yürümek olmaz” deyip, bir durak için İstanbul Kart’ınızı basıp metrelerce yolu adımlayıp metroya inecek, metronun gelmesini bekleyecek, metrodan inip metrelerce yolu tekrar çıkacak ve birden fazla çıkışın hangisinden çıkmanız gerektiğine dair düşünecek sabrınız, paranız ve vaktiniz varsa, bu dalgalı yolculuk tam size göre! Ayrıca size seçiminizi kolaylaştıracak bir taktik; durakların biri Beşiktaş İskele’ye, diğeri İskele’den “az öteye”, bir diğeri İskele’den “az biraz yana, tramvayın o tarafa”, sonuncusu da “ondan biraz öteye” çıkıyor! Tüm bu tercihler, hızlı adımlarla ortalama 15-20 dakikanızı alıyor. Sizleri Mavi Sakal’dan “İki yol var demiştim / Hangisini seçeyim / Korkma bebeğim hepsinin sonu aynı” şarkısı ile uğurluyor ve biz yürümeyi tercih ediyoruz. Marmaray’dan inip çıkışımızı seçmemiz toplamda 200 küsür adımı ve 5 dakikamızı alıyor. 

KADIKÖY’ÜN ARKA SOKAKLARI
 “Alışveriş Merkezi” çıkışında kendimizi buluyoruz ve adımlamaya başlıyoruz. Bu yolculuk, hem “dışarıda”, hem soğuk hem de biraz ürkütücü geçiyor. Öncelikle, Ayrılık Çeşmesi’nden akşam saatlerinde inişin ve Yeldeğirmeni’ne doğru gidişin büyük cesaret gerektireceğini belirtelim. “Kuş uçmaz kervan geçmez” yollar, arada yolunuza çıkan tinerciler ve kimsenin olmayışı durumu daha da zorlaştırıyor. Yine de sokak sanatçılarının renklendirdiği eski duvarlar, yazılar, yolculuğu oldukça ilginç kılıyor. Bir yanda “İş, ekmek, özgürlük” yazıları, diğer yanda “Bazen diyom ki hayat benle dalga mı geçiyo” yazıları ile devam ediyoruz. (Sondaki yazılamada bir takım sansürlü değişiklikler yapmış olabiliriz!) Ayrıca, belki de dünyanın en kısa yaya geçidi ve en kısa alt geçidine de burada rastlamak mümkün. Kısa, sanat ve adrenalin dolu yolu bitirdiğimizde ise adımlarımız 500’ü buluyor.

“HEPSİNİN SONU AYNI”
Yeldeğirmeni’ne giren ilk sokaktan doğruca ilerliyor ve Kadıköy’ün en sessiz yerlerinden birinden geçmenin huzurunu çıkarıyoruz. Sizin vaktiniz varsa çay molası için dinlenebileceğiniz bir sürü kafe mevcut. Yeldeğirmeni’ni Halitağa’ya bağlayan yola varmak da 800 adımımızı alıyor. Sizi Yeldeğirmeni’nden yine karlı bir akşamda bizlere veda eden Nuh Köklü’nün heykeli uğurluyor.
Kadıköy’ün kalbi Boğa’ya çıkmak için Halitağa boyunca yürüyoruz. Kafeler, her biri üniversiteye açılan kapı olduğu iddiasında olan apartman kapılı dershaneler, tarihi binalara yerleşmiş fast foodcular, esnaf, giyim mağazaları ve Kadıköy’ün efsanesi zurna dürümde boy sınırını zorlayan dürümcüleri hızla geçtikten sonra tam 600 adımda Boğa’ya varıyoruz. O an fark ediyoruz ki, Kadıköy’ün merkezine varmak ayrı bir özveri, emek ve çaba istiyor ve o an anlıyoruz ki yüzlerce insan bu yollarda “Ben biraz gecikeceğim” mesajları ile arkadaşlarının canını sıkıyor. Hızlı adımlarla ortalama 20-30 dakikada vardığımız Boğa’da, kendimize de aynı şarkıyı hediye ederek sizlere veda ediyoruz: “Korkma bebeğim hepsinin sonu aynı”

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.