Haftalık Bağımsız Gazete 22 Kasım 2019

Yaraya merhem mıymıy şarkılar mı isyankâr gitarlar mı?


Melis DANİŞMEND

Melis DANİŞMEND

Okunma 10 Ekim 2019, 15:54

Kendiliğinden fon müziği olan günler geldi. Sanki pencereden dışarıda, sokakların ve ağaçların arasında görünmez megafonlardan yayın yapan bir radyo var. Ve havalar böyle griyken (bugün çok yağmurlu ve gri) o radyoda sıklıkla ‘sad indie’ çalıyor. Böyle bir liste var Spotify’da, denk gelmişsinizdir. İlk gördüğümde, “İnsan kendine bile isteye niye işkence çektirir, deli midir” demiş, aynı hızla da çalma listeme eklemiştim. İstanbul trafiğinde Radyo Trafik dinleyen taksiciler gibi. Bunu yapan şoförlerin hep bir parça mazoşist olduklarını düşünmüşümdür. Saatlerce direksiyon sallıyorsun, önündekiyle tampon tampona gidiyorsun, gözlerinden ateşler çıkacak kadar deliriyorsun ve bir yandan da İstanbul’un hangi caddesi, sokağı, köprüsü, tüneli daha trafikli, tane tane onu dinliyorsun. Bundan daha büyük işkence az görülür. Ta ki başında kara bulutlar dolaşırken ‘sad indie’ dinleyen birine rastlayana kadar.

Bir arkadaşım Karadeniz’de gemileri battığı zamanlarda ruh ve kalp tedavisi için synth-pop açardı. Esra Ceyhan’ın “Sabri Bey ne yapıyorsunuz?” gözleriyle bakardım ona. İnsan içi içine fazlasıyla kaçtığı hatta üstüne bir iç daha giydirip katman katman olduğu zamanlarda kendisini anlayacak en kederli, buhranlı, Game of Thrones set ışığı tonlu şarkıları dinlemez mi? Demek dinlemezmiş. 

Herkesin böyle zamanlarda başvurduğu ‘kaynaklar’ çeşitli. Yarayı deşen şarkılar, yarayı unutturan şarkılar, ‘aman dinlediğimi kimse görmesin’ şarkıları, öfke kusanlar, göz dolduranlar, çiğ köfteci önündeki şişme balon adamlar gibi kolu dirsekten büktürüp ileri geri sallatan atarlı Türkçe pop şarkıları, rakı kadehlerine eşlik eden arabeskler ve kim bilir daha neler neler… Benim elim (eğer ‘beni kör kuyularda merdivensiz bırakın’ şarkılarına gitmiyorsa ve hatta onlardan birini bestelemiyorsam) en çok gitarları, basları, davullarıyla öfke ve isyan kusan 90’lar ve erken 2000’ler rock şarkılarına gidiyor. Bir ergen olmayı seçtiğim anlar aynı zamanda en mutlu olduğum, kendimi kuvvetli hissettiğim, hayatın üç-dört dakikalığına süper baş edilebilir, kendimin de sonsuz enerjili ve yenilmez olduğunu zannettiğim zamanlar oluyor. Hepsinin o sırada tarafımca çekilmiş alternatif klipleri, kendi stilimi konuşturduğum, sonuna mutlaka Aerosmith’in Cryin’ klibinde Alicia Silverstone’un yaptığına benzer parmak hareketleri falan eklediğim ‘yeah’ temalı, ana fikri, kurgusu, yönetmenliği ve oyunculuğuyla ödülleri tek tek topladığım birer sanat eseri oluyor. Yaşadıklarını yaşamasının bir nedeni olduğunu finale doğru anlayıp gülümseyerek üstü açık arabasını batan güneşe doğru süren başkahraman olduğumu hissettiğim sırada şarkı bitiyor ve vapura akbil basmaya, baş döndürücü şehir hayatında koşturmaya, metroda çantam yanlışlıkla ona çarptığı için çantamı bana hiçbir şey demeden dangoz gibi ittiren adama “Pardon” demeye, kendi hatasını asla kabullenmeyip suçu daima karşısındakinin üstüne fırlatarak ortamlardan sıyrılanlara okkalı bir küfür sallamak yerine bir kasaba teyzesi gibi genizden genizden “Hayyırlıssı” demeye devam ediyorum. Olsun. O sırada kulaklarımda Foo Fighters’dan Best of You, Pearl Jam’den State of Love and Trust, Alter Bridge’den White Knuckles ya da Tool’dan Sober dönüyor. Şarkılar -hangi tür olursa olsun- her zaman insanın hayat yolunu aydınlatıyor.

Dün metrobüste yanımda duran adam telefonunda dikkatlice bir şeye bakıyordu. Ekranda ‘Aramalar’ kısmı bomboştu ve tam ortada kocaman harflerle ‘GELEN HİÇ ARAMA YOK’ yazdığını gördüğümde gözlerime inanamadım. İzlediğim en kısa ve acıklı film gibiydi. Daha trajik olanı, adam ısrarla ‘Gelen Hiç Arama Yok’ yazısının üzerine basıp basıp duruyor ve elbette gelen bir arama olmadığı için de ‘hiçbir şey olmasa bile kesinlikle bir şeyler oldu’ gibi bir şeyler olup duruyordu. Bu da -çok özür dilerim ve maalesef- izlediğim en kısa ve komik filmdi. Bir an için adama sarılasım ve, “Her şey yoluna girecek!” diyesim geldi. Bir şey demedim. Onu düşündüğümü bile bilmiyordu. Sadece ekrana nafile bir çabayla basıyordu. Kulağımda Muse’dan Madness vardı. İneceğim durağa gelmiştik. Adama içimden veda ettim ve başka bir şarkının pusulasıyla yönümü bulmaya devam ettim.

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Cansu - 1 ay önce
Uzun zaman sonra yazdıklarınızı okumak biraz da olsa iyi hissettirdi ve bir an kafamda Dolores - Ordinary Day çalmaya başladı. :)