Haftalık Bağımsız Gazete 23 Eylül 2019

Yanlış anlamak…


Betül MEMİŞ

Betül MEMİŞ

Okunma 08 Temmuz 2019, 14:36

“Gerçek şu ki, zaten yaşamanın insanları doğru anlamakla bir alakası yoktur. Onları yanlış anlamak, yaşamak budur. Onları yanlış ve yanlış ve yanlış anlamak ve sonra dikkatli bir gözden geçirmeyle tekrar yanlış anlamak.” Amerikan edebiyatının önemli isimlerinden, Pulitzer Ödüllü yazar Philip Roth’un cümleleriyle haftaya merhabamızı sarkıtıyorum. 1933 ve 2018 tarihleri arasında, bu dünyayı şereflendirmiş olan Roth’un 1995’te, ABD Ulusal Kurgu Kitabı Ödülü kazanmış ve Türkiye’de ise bu yıl Mayıs ayında Monokl Yayınevi tarafından basılan, Kıvanç Güney’in dilimize çevirdiği “Sabbath’ın Tiyatrosu”nu bu yazın okunacaklar listenize almanızı salık veririm. New York Times’ın, “Picasso öldüğünde bir dönemin kapanması gibi, koca bir kültürel dönem Roth’un ölümüyle son buldu” dediği, Pastoral Amerika, Portnoy’un Feryadı, İnsan Lekesi gibi romanlarıyla bilinen Roth’un “Sabbath’ın Tiyatrosu” ise en çok beğenilen, hatta bazı eleştirmenler ve okurları tarafından “en güçlü eseri” olarak tanıtılan romanı. İroni ve absürdizmi romanlarından eksik etmeyen Roth’un diğer romanlarında da özneye aldığı erotizm, cinsellik, anne sorunsalı, toplumsal ve ahlaki değerlerin çöküşü ve Amerikan idealleri gibi temalar bu romanda da kadrajın odak noktalarından.

Hangimiz “Lâl Hayal” değil ki!
Nisan başında sahnelenmeye başlayan oyunlardan bir tanesi de “Lâl Hayal”…  Yönetmenliğini (sinemadan ve tiyatrodan da aşina olduğumuz) Ezel Akay ve BGST’deki ödüllü performanslarından tanıdığımız Aysel Yıldırım’ın üstlendiği metni kaleme alansa edebiyat, insan, toplum ve kadın çalışmaları kategorilerinde eserler veren ve özellikle BGST Yayınları’ndan çıkan kitaplarıyla kalbimizi fetheden Sevilay Saral.
Tek kişilik bir performans olmasına karşın, perde arkası ve önünde o kadar kalabalık bir ekip var ki; buradan bir kez daha iyi niyetlerle yapılmış bu projeyi yaratanları kutlamak isterim. Oyundaki karakterlere hayat verense; son yıllarda tek kişilik performanslarla kendilerini ihya eden pek çok oyuncunun aksine sahnedeki performansını samimi bulduğum Songül Öden.
Popüler kültür sebebiyle kendisiyle hemhal olsak da bazılarının önyargısını yıkmak adına tiyatro macerasını (erken içimden geldi notu niyetine) buraya düşmek isterim: Ankara Üniversitesi DTCF Tiyatro Bölümü Oyunculuk Anasanat Dalı’ndan mezun olan ve Hacettepe Üniversitesi Ankara Devlet Konservatuvarı’nda yarı zamanlı şan eğitimi alan Öden, Ankara Sanat Tiyatrosu (AST), Ankara Deneme Sahnesi, Trabzon Devlet Tiyatrosu, Diyarbakır Devlet Tiyatrosu ve de pek çok özel tiyatroda oyunculuk yaptı. Ve ben de itiraf etmeliyim ki tiyatrodaki oyunculuğunu, televizyondaki performanslarından daha çok ilgiyle izliyorum.)
Öden’in farklı yaş ve sosyal statüden yedi ayrı kadın karaktere hayat verdiği oyun; henüz 5 yaşında baba şiddetiyle annesinin ölümüne şahit olan Lâl Hayal karakterini alıyor merkezine. “Lâl Hayal’in trajik komik kadınları neye tanıklık edip susmuşlardır? Elmas, Zümrüt, Safire, İnci, Mercan, Yeşim, Firuze... Sahi, siz bu kadınlardan hangisini tanıyorsunuz?” diye soruyor metin; aileden başlayıp, topluma yayılan baskının ve şiddetin çeşitli katmanlarını fonuna alan “Lâl Hayal”, aslında tam da şimdi vapurda ya da bir park bankında yamacımıza düşen biri de olabilir yahut -aynayı kendimize tutarsak- biz de bir başkasının Lâl Hayal’i olabiliriz. Kimbilir!
“Bir Türkiye portresi” olarak tanımlanan oyunun proje tasarımı Songül Öden’e, yapımcılığı (Öden ile paylaşan) Tuğba Ünsal’a, dekor, kostüm tasarımı Naz Erayda’ya, müzikleri Diler Özer ve Metehan Dada’ya, ışık tasarımı Önder Arık’a ve koreografisi de Dans Fabrika’ya emanet.

Meraklısına notlardan seçmeler: Brezilya’da samba ve caz müzik türlerinin sentezini yaratan “bossa nova” müziğinin ilk icracılarından, ünlü müzisyen Joao Gilberto, 88 yaşında hayata veda etti. Amerikan caz dergisi “DownBeat” tarafından tüm zamanların en iyi 75 gitaristi ve 5 caz sanatçısı arasında gösterilen Gilberto’yu ne zaman dinlesem, sanki hayatın koşturmacasında biraz nefeslenip, dinlenmemi fısıldar gibi…  Haftanın vedasını kendisinin iki şarkısıyla verip, sıradaki mevzuya geçmek isterim: “Desafinado” ve üstüne de temizinden bir “Chega De Saudade”.
13 Kasım-1 Aralık tarihleri arasında düzenlenecek olan 23. İstanbul Tiyatro Festivali’nden güzel bir haber… Festivalin merakla beklenen programından çok özel iki yapım, şimdiden festival takipçilerinin takvimine girmek üzere duyuruldu. Alexandr Puşkin’in, Maksim Gorki tarafından “başlangıçların başlangıcı” sözleriyle övülen ünlü romanı Yevgeni Onegin, Vakhtangov Tiyatrosu’nun güncel yorumuyla festivale konuk olacak yapımlardan biri. Festival aynı zamanda dünyanın en iyi dans topluluklarından Ultima Vez’in etkileyici gösterisi TrapTown ile sahne sanatlarının geniş yelpazesinden örnekler sunacak.

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.