Haftalık Bağımsız Gazete 19 Ekim 2021

Wenger’in Hayali


Banu YELKOVAN

Banu YELKOVAN

Okunma 23 Eylül 2021, 13:52

Arsenal eski teknik direktörü, yeni FIFA Futbol Geliştirme Direktörü Arsene Wenger geçtiğimiz günlerde futbol dünyasında tartışma yaratan bir öneride bulundu. Alışkanlıklarımıza uymuyor diye hemen reddetmek yerine biraz detayına insek mi?

13 Kasım 2019’da FIFA tarafından dünya futbolunu geliştirme direktörü olarak atandı Arsene  Wenger. Arsenal’in eski teknik direktörü, kazandığı kupalardan çok futbol filozofu olması ve devrim niteliğindeki uygulamalarıyla meşhurdur, malum. Yine de Fransız teknik adamın, “İki senede bir Dünya Kupası yapalım” önerisi bu ününe rağmen büyük tepki gördü. 

Bir şeyi peşinen reddetmeden önce anlamak, gerekirse tartışmak, ortak zeminde buluşup buluşamayacağımıza bakmak, ha sonra gerekirse yine reddetmek gerektiğini düşünenler cemiyetinin yılmaz temsilcileri olarak uluslararası takvimi baştan aşağı yeniden dizayn etme anlamına gelen bu önerinin detaylarına inelim beraber.

Bir kere uluslararası takvim 2024’e kadar fikslenmiş durumda. Dokunamıyoruz. Anlayacağınız sadece erkek futbolunu değil, kadın ve alt yaş müsabakalarını da etkileyecek bir format önerisi ancak 2028’den sonra gerçekleşebilecek. Bu cepte. Wenger projesinin herkesin zannettiği gibi finansal olmadığını gerçekleştiği taktirde FIFA’nın kasasına daha fazla para girmeyeceğini söylüyor. Hadi buna da peki. 

Peki durup dururken bunu neden yapıyoruz o zaman? Basit. Wenger, büyük turnuvalar her zaman çok ilgi çekmesine rağmen eleme maçları çoğu zaman işkenceye dönüşüyor ve çoğu taraftar için dostluk maçlarından öte bir anlam taşımıyor iddiasında. Tabii kendisi Fransız olduğu için haklı olabilir. Avrupa Şampiyonası’na 24 ülkenin katıldığı, Avrupa’da zaten 55 ülke olduğu noktasından yola çıktığımızda, yüzde 50’sinin turnuvada yer almasının garanti olduğu bir formatta oraya gideceği neredeyse kesin olan takım taraftarlarının eleme maçlarını büyük ilgiyle seyretmemesi normal. Onlar, anlamsız eleme maçları bir an evvel bitsin, ligler başlasın istiyorlar. Haklılar.

Gerçi sezon içinde birkaç haftaya bölünmüş milli maç takvimi zaten kulüpler, takımlar, oyuncular, taraftarlar derken neredeyse herkes için külfet. Ortalama bir taraftar, gruptan kim nasıl çıkacak hesaplamalarına bile hakim değil. Kulüpler dersen, önce Ekim, sonra Aralık, sonra Mart ayında sürekli oyuncularını kaybediyor, futbolcular seyahatlerden yorgun, sakat dönüyor. Bu da takımlarının sezon hesaplarını alt üst ediyor.

İşte tam da bu yüzden milli maçları tek aya toparlayalım, mini turnuvalara dönüştürelim, maçlara olan ilgi ve görünürlük artsın, Ekim ayından sonraki takvim hem kulüpler hem oyuncular için kemiksiz hale dönüşsün ve rahatlasın diyor Wenger işte. Zorlaştırmak değil basitleştirmek, ağırlaştırmak değil hafifletmek ve her sezonun sonunda da herkesin ilgisini çekecek, futbolu canlandıracak ödül gibi bir büyük turnuva düzenlemek, turnuva sonrasında da tüm futbolcular için en az 25 günlük zorunlu bir tatil dönemini de resmi takvime yerleştirmek. 

Her milli maç öncesi yeni kadro ile sıfırdan başlamak yerine Ekim ayı boyunca, kulüp takımı çalıştırır gibi oyuncularla bir arada olacak milli takım antrenörleri için fena bir proje değil bu.  Ekim ayı dışında, sezon sonuna kadar başka kesinti yaşamayacakları, en ihtiyaçları olan dönemde en kilit oyuncuları milli takımda sakatlanmayacağı, uzun yolculuklarda heba olmayacağı, ülkeler arası maç trafiğinde yorgun düşmeyecekleri için kulüpler ve kulüp antrenörleri de sıcak bakabilirler. Her yaz büyük bir turnuvanın olması, son Avrupa Şampiyonası’nda gördüğümüz gibi birbirine futbol olarak yaklaşan ve neredeyse çoğu iddialı takımlara dönüşen milli takım taraftarları için de cazip olabilir. Hayatın hızlandığı, zaman algısının değiştiği, hafızaların kısaldığı bir çağda, daha birkaç ay önce oynanan Avrupa Şampiyonası çoğu kişi için uzak bir hatıraya dönüşmüşken süreyi dört yıldan iki yıla indirmek futbolseverleri sevindirebilir bile.

İki yılda bir olmasının bu turnuvaların prestijini azaltacağı yorumuna, “Bu turnuvaların prestijini süresi değil oyuncu performansları ve maç kalitesi yükseltir. Prestij kaç senede bir yapıldığıyla alakalıysa, 10 yılda bir yapalım o zaman” diyor Wenger. Anlayacağınız konu üzerine oldukça kafa yormuş Fransız teknik adam. Tabii takvimi onun istediği hale getirmek için takımlar arası bazı turnuvaları azaltmak, Ekim ayında milli takıma gitmeyen oyuncuların ve lig bir ay boyunca durduğunda kulüplerin ne yapacağını düşünmek gerekecek. Bir sürü paydaşı bir masanın etrafına oturtup ikna edip gerçekleştirmeye çalışmak gerekecek. Futbolun sadece Avrupa’da oynanmadığını, dünyanın diğer coğrafyalarında yaşayan futbolseverlerin bu işe nasıl baktığını anlamak gerekecek.

Bakalım Arsene Wenger bunların hepsini başarıp bir devrime daha imza atabilecek mi? 2026 Dünya Kupası’nın Amerika-Kanada-Meksika ev sahipliğinde oynanacağı kesin olduğuna göre, kesin olan tek şey tartışmak için bol bol vaktimiz olduğu. 

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.