Haftalık Bağımsız Gazete 28 Eylül 2020

Toplumsal adalet sorunsalı


Zeynep DİREK

Zeynep DİREK

Okunma 09 Eylül 2020, 20:03

Sosyal medyada adalet arayışı üzerine daha çok düşünüyoruz bu günlerde. Adalet sisteminin yeterince iyi ve tarafsız işlemediğini düşünen mağdurlar; son çareyi, seslerini sosyal medyada duyurup, toplumsal destek aramakta buluyorlar. Adaletin sağlanması için yasaların adil olması, herkesin yasa karşısında eşit olması gerekiyor. Ancak yasa karşısında eşitlik sözde kalabiliyor. Bunun sebebi, hukukun önceliğinin ortadan kalkması ve yasanın siyasi ve ekonomik olarak güçlü olandan yana yorumlanması elbette. Dahası, toplumda yasaya erişim kolaylığı kişinin toplumsal statüsüne göre değişiyor. Sınıf, cinsiyet, etnik köken, dinsel inanç, yaş, eğitim vs, gibi faktörler adalete daha kolay erişen ve daha zor erişen bireylerin olduğunu kabul etmemizi gerektiriyor.

Sosyal medyada en çok karşımıza çıkan, kadınlara yapılan saldırılar. Ataerkil bir düzende erkeklerin kayırılması, erkeklerin birbirini koruması ve kadınların da asimetrik bir biçimde onlara ahlaki bir destek veren konumunda bulunması, saldırıya uğrayan kadınların hukuka erişememelerine veya eriştikleri halde korunamamalarına yol açıyor. Sosyal medyada yardım isteyen bir kadının çığlığını bu genel bilgimize dayanarak duyuyoruz. Mağdur sesini bize duyurabilirse, daha kolay hukuka erişim kazanıyor, en azından ona destek vererek yasanın onunla nasıl bir ilişki kurduğunu takip etmeyi de taahhüt etmiş oluyoruz. Ahlaken duruma müdahil oluyoruz.

Varmak istediğim nokta şu: Yasayla ilişki tekil bir anlatı yoluyla kuruluyor. Bu anlatı bir yandan, yasaya dair genel bir anlayışı, bilgiyi, yasayı kabulü; diğer yandan, hâkimin yasayı neredeyse yeniden icat eden bir yorum yapmasını gerektiriyor. Bu yorum çok önemli çünkü orada hem anlaşılır ve başkalarına hesabı verilebilir bir muhakeme olmalı hem de bu muhakeme şahsi ve öznel bir yoruma dayanmalı. Öyle ya muhakeme sadece tikeli genelin altında sınıflandırmaktan ibaret olsaydı hâkimlerin yerine bilgisayar koyabilirdik. Tekil bir yüz yüze ilişki adalete, yasanın bilgisi kadar esastır. Elbette bu öznellik eleştiriye ve itiraza da açık olmalı. Kamudan gelen toplumsal adalet eleştirisi de buradaki öznelliği sürekli denetler.

Sosyal medyada ilişki kurduğumuz anlatılar karşısında biz de bir hâkim konumunda buluyoruz kendimizi. Ama kişiyi tanımıyoruz, onunla yalnızca imgesel, genel ve dil yoluyla bir ilişki kuruyoruz. Onun paylaştığı anlatıyı nasıl dinleyeceğimiz, kendi duruş noktamızın ne kadar bilgi içerdiğine bağlı olarak,  coğrafyaya, sosyolojiye, siyasi dünya görüşümüze ilişkin bazı genel mefhumlarla belirleniyor. Bazen yeterince yenilenmeyen genel fikir ve saptamalarımız tikel durumu açıklamakta yetersiz kalıyor, bazen de anlatının kendisi bu genel mefhumlar uyarınca inşa edilmiş olabiliyor. Her halükarda bir karar verirken insanın çok dikkatli olması ve kendi düşüncesine karşı eleştirel davranmasına ihtiyaç var ki, kaçımız bu özeni gösterebiliyoruz bilmiyorum.

Haksızlığa veya saldırıya uğramış bir kişinin yaşadıklarını beyanı karşısında ahlaki bir üzüntü, hatta bir öfke ve dehşet duymamız normaldir. Kendimizi onun yanında tavır almak zorunda hissederiz çünkü yaşadığımız yerde meydana gelen haksızlıklara karşı çıkma ödevimiz ve sorumluluğumuz var. Söz konusu suçun ağırlığı ve kabul edilemezliği bizde bir tiksinti duygusuna bile yol açabilir. Ahlaki bir tiksinti duygusudur bu; nesnesi olan davranış da dünyamızın dışında olmasını istediğimiz bir hastalık, doğadaki bir zehre benzer.

Ancak çok güçlü bir duygu olan ahlaki dehşet ve tiksinti duygusu adli soruşturma konusu olamayacak ve hukuki anlamda ceza gerektirmeyen fiiller için de hissedilebilir. Toplumsal olarak yansıttığımız öfke, dehşet ve tiksinti, hukukun siyasi baskı altında olduğu ve popülist bir siyasetin hüküm sürdüğü bir düzende ahlaki olarak yanlış olan davranışlarla hukuki olarak yanlış olan davranışların birbirine karışmasına yol açabilir. Böyle bir tehlike herkesi toplumsal ahlakın baskısı altında yaşamak zorunda bırakabilir. Özellikle de toplumsal adaleti savunmak ve gerçekleştirmek her zaman kamunun sorumluluğuna terk edilmiş ise.

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.