Haftalık Bağımsız Gazete 03 Mart 2021

Tekinsizliğin psikolojisi


Betül MEMİŞ

Betül MEMİŞ

Okunma 19 Şubat 2021, 10:20

“Sanat, başa çıkması güç fikirlerle dolu bir konu. Gerçekçi olmak gerekirse, ilgilendiği tek şey fikirler… Bir şey yaratmak için Picasso ya da Rembrandt olmanıza gerek yok. Yaratmanın eğlencesi ve verdiği keyif, sanat disiplinleriyle yapabileceğiniz her şeyin üstünde.” Bu cümlelerin sahibi 20. yüzyıl caz dünyasına yön veren besteci, müzisyen Armando Anthony Corea ya da dünyanın kendisini tanıdığı ismiyle Chick Corea, 79 yaşında geçtiğimiz hafta hayata veda etti. Benim gibi, şu dünyada insan yükünün sadece müzikle halledilebileceğini düşünenlerdenseniz ve üstüne de Corea gibi üstatların canlı performanslarına şahit olanlardansanız; fanilik mesaisinde, belleğinize temizinden bir kayıt daha almış olmanın bahtiyarlığını yaşayabilirsiniz. O vakit, bugün fonu, doğaçlama sanatının günümüzdeki en önemli temsilcilerinden biri kabul edilen Corea’nın 1973’te yayımladığı “Light as a Feather” albümündeki meşhur “Spain” şarkısına bırakabiliriz.

Açılış taksimindeki “Spain” ile yüzümüzdeki 17 kasımızı çalıştırdığımıza göre, evrimsel antropolog Dorsa Amir’in de dediği gibi, “Vücudunuz aslında bir doğa tarihi müzesi” ise gelelim bu müzedeki diğer parçalardan biri olan beyin loblarını biraz havalandırmaya.

“Günün birinde, ailenin statüsünü altüst ederek bu suça karşı çok sert davranacağız. Kölelik okulunun kaynağının aileden başka yer olmamasını da buna eklemeli; zorbalar bu nedenle geleneksel aileleri severler, bu ailelerde kadın köledir ve çocuklar teba, ama baba -müstehcen, gülünç ve sefil olsa bile- kendi evinde hakimdir ve bizim hükümdarların arketipidir, evet, tanrılarımızın ve krallarımızın yaşayan modeli babadır!” der filozof, yazar, denemeci ve şair Albert Caraco (Sel Yayınları / Işık Ergüden çevirisi) “Kaos’un Kutsal Kitabı” adlı eserinde ve ekler: “Bizi ahlaksızlık kurtaracak…” 1919’da Sefarad bir ailenin çocuğu olarak İstanbul’da doğan, Fransız asıllı, Uruguay vatandaşı olarak 1971’de Paris’te hayata veda eden Caraco, “Erkekliğin bizi götürdüğü ve asla geri dönülmeyecek kabustan bizi dişilik kurtaracak”  diyerek de var olan tanımların içeriklerini bir kez daha düşünmemizi salık verir. Sırf anne ve babası, onun ölümüne üzülmesin diye vefatlarından sonra intihar eden Caraco, bugün yaşasaydı düşüncelerinde neler değişir ya da dönüşürdü bilinmez ama “İçinde yaşadığımız şehirler ölümün okullarıdır, çünkü gayri insanidirler…” dediği yerden biz yığılarak yaşama nedenimizi yitirmeye devam etmekteyiz. ‘20. yüzyılın son kâhin-peygamberi’ Caraco’nun insanı, “âdem” veyahut “adem” eden cümlelerinin ağırlığını sizlere bırakıyorum, nasılsa gerisi hayatın haikusudur.

Tekinsiz vadi’de gezinmeceler…

DNA ve RNA’nın sentetik alternatifi olarak bilgi depolayan bir biyopolimer olan XNA (Xeno nükleik asit) gelişimi sayesinde hata yaparak öğrenebilen, bir karakteri ve bir geçmişi olan androidler ve sayborglar’ın ortaya çıkabileceği öngörülmekte... Bu haberler, on yıl öncesinin bilimkurgu veya şehir efsanesi mevzuları gibi. Ama değil! Peki, şu malum sorulardan sizler de nasibinizi almak istemez misiniz; insanı insan yapan ve ruhla yetilendiren hangi yetisidir; akıl, bilinç, irade, dil? Peki, her şeyin sonunda sayborg’un ruhu da insanın bir devamı niteliğinde olamaz mı? Neticede artık üç boyutlu yazıcılarda dokular hatta organlar basıyoruz. Dijital devrim hayatımızda şimdilik ameliyat robotları, sanayi robotları, fabrika robotları, temizlik robotları gibi sürümlerle yer alıyor, ki çok kısa bir zaman sonra da gündelik yaşamda yerini alacaklar arasında, öğretmen robot, savaşçı robot, seks robotu veya avukat robotlar olabilir. Neden olmasın da! 

Kopya orijinalin yerini aldığında bu, orijinal için ne anlama gelir? Orijinal olan bu elektronik dublör vasıtasıyla kendini daha iyi tanıyor olabilir mi? Kopya ve orijinal olan birbiriyle rekabet ediyor mu, yoksa birbirlerine yardımları mı dokunuyor? Bu sorular (birazdan adresini vereceğim oyunun) ısındırmaydı, meselenin sanata düşen fotoğrafının seyir hemhalinde ise güzergâhımız Beykoz’da konuşlanan Kundura Sahne’nin çevrimiçi programında gösterilen, tiyatroda yapay zekâ kullanımını yeni bir eşiğe taşıyan android (insansı robotlu) performansı “Tekinsiz Vadi”... Projenin yaratıcısı ise, Avrupa Tiyatrosu’nun önemli sanat kolektiflerinden (2000’lerin başında, Stefan Kaegi, Helgard Haug ve Daniel Wetzel’in önderliğinde kurulan) Rimini Protokoll. İlk kez 1970’lerde Japon robotist Masahiro Mori’nin kullandığı ve insanların androidlerle karşılaştıklarında yaşadıkları tekinsiz ve varoluşsal belirsizlik alanını tarif eden ‘Tekinsiz Vadi’ kavramından yola çıkan projenin konsept ve yönetimi Stefan Kaegi imzasını taşıyor. (Meraklısına not: Mori, bu fikri geliştirirken Psikiyatr Ernst Jentsch’in 1906’da açıkladığı “tekinsizliğin psikolojisi” ve Nörolog Sigmund Freud’un 1919’da detaylandırdığı “tekinsiz” makalelerini baz almış.) Performansın konukları ise; Alman edebiyatının sıradışı yazarı Thomas Melle, daha doğrusu Melle’nin kopyalanmış, üretilmiş bir android’i ve İngiliz matematikçi, bilgisayar biliminin kurucusu (eşcinsel olduğunu açıkladıktan sonra kimyasal hadım cezasına çarptırılan, sonrasında 41 yaşında, elmaya siyanür katarak intihar eden) Alan Turing… (Es notu: 2014’te, Benedict Cumberbatch’in başrolünde yer aldığı, Turing’in hayatını anlatan film “The Imitation Game”i izlemenizi öneririm.) Gerçekliğin algısını ve yapısal bütünlüğünü sorgulayan ve ilk sahnelendiği 2018’de tiyatro dünyasında heyecanla karşılanan “Tekinsiz Vadi”, ‘insan nedir’ ve ‘makine nedir’ sorularının birbirine karıştığı ‘tekinsiz alan’da rahatsız edici olduğu kadar merak uyandırıcı bir izleme deneyimi sunuyor. 60 dakikalık bu deneyimin bir parçası olmak isterseniz de www.beykozkundura.com üzerinden ücretsiz dikize yatabiliyorsunuz. 28 Şubat’a kadar vaktiniz var.

Bu da var notu: Robot kelimesini günümüzdeki anlamı ile kullanan ilk kişi, Çek yazar Karel Čapek. 1920’de yazdığı “R.U.R. - Rossum's Universal Robots” adlı eserinde robot kelimesini kullanan Čapek’ten sonra bu kelime dünya çapında kabul görmüş. Robot kelimesinin Çek dilindeki anlamı ise manidar: işçi.


 

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.