Haftalık Bağımsız Gazete 18 Ocak 2020

Tecavüzü (artık) konuşmamız lazım


Betül MEMİŞ

Betül MEMİŞ

Okunma 05 Aralık 2019, 11:22

memisbetul@gmail.com

“Arayan bulamayacaktır, aramayanlar bulunacaktır” demiş Franz Kafka. Bu cümlenin takibinde us’umu parlatan bir diğer cümle ise Ahmet Hamdi Tanpınar’dan geliyor: “Oyuna girdiğiniz anda onu kaybettiniz demektir.” Aralık ayını üstatların sözleriyle şerbetleyelim istedim. Gerisi sizde! 

Taciz ve tecavüz… Bu iki kelimenin sizde karşılığı nedir ya da sözle, gözle, elle tacize uğramayan kadın, çocuk var mıdır (sahi yok mudur) ?! Bilmiyorum ama 2018’de yapılan Türkiye ve dünya taciz, tecavüz raporlarını hatırlıyorum da, utancıma buraya notlarını düşemiyorum. (Hâlâ utanıyor muyuz bu da bir dilemma!) Bu bağlamda da sıkıntılı arketiplerimize az daha cereyan olur niyetine, Ekim ayında okuduğum bir kitaptan bahsetmek istiyorum ki belki de bazılarınızın çoktan kadrajına girmiştir bile. Mundi Kitap’tan çıkan “Tecavüzü Konuşmamız Lazım”… Yazarı; 30 yıldır kişisel ve mesleki olarak cinsel saldırı meselesiyle uğraşan yazar, danışman rehber, aktivist ve tecavüz mağduru Sohaila Abdulali... 17 yaşındayken Hindistan’da bulunan ve dünyanın dokuzuncu büyük şehri olan Mumbai’de erkek arkadaşıyla dolaşırken, ‘serseri bir güruhun’ toplu tecavüzüne uğrayan Abdulali, bu olaydan üç yıl sonra bir kadın dergisine yazdığı “Canımı kurtarmak için savaştım… ve kazandım” başlıklı bir yazıda anlatıyor yaşadıklarını. Ve aradan 30 yıl geçtikten sonra Delhi’de bir kadına tecavüz edilip öldürülmesini protesto edenler Abdulali’nin o yazısını sosyal medyada binlerce kez paylaşarak dünyaya yayılmasını sağlıyorlar. 

“Bunun üzerine Abdulali, başta kendi küçük kızı olmak üzere herkesi tecavüz konusunda bilinçlendirmek, bunun hasıraltı edilmesini önlemek amacıyla kendi deneyiminin yanı sıra tecavüz mağdurlarıyla yaptığı konuşmaları ve diğer araştırmalarını bu kitabında topluyor. Kitap Amerika’dan Hindistan’a, Güney Afrika’ya, Meksika’ya, Kuveyt’e açılan bir yelpazedeki tecavüz olaylarından örnekler aktararak bir anlamda Amerika’daki #MeToo hareketini küreselleştirmiş oluyor.”

Gorillaz’dan tek günlük gösterim

1988’de, Londra’da kurulan İngiliz rock grubu Blur’un solisti Damon Albarn ve İngiliz çizgi roman yazarı Jamie Hewlett liderliğinde kurulan ve dünyanın ilk sanal müzik grubu olan Gorillaz: Reject False Icons isimli belgesel filmini, dünyanın çeşitli sinema salonlarında sadece 16 Aralık Pazartesi günü tek gösterim yapacakmış. Humanz ve Now Now’ın yapım aşaması ve turne sürecini aktaracak belgesel filmin yönetmen koltuğunda ise Jamie Hewlett’in oğlu Denholm Hewlett oturuyor. Vince Staples, Pusha-T, Jehnny Beth, Danny Brown, Kelela, Mavis Staples, Noel Gallagher ve çok daha başka isimlerin de karşımıza çıkacağı yapımın dijital mecralarda ne zaman yayınlanacağı ise henüz belli değil. Mukadderat, belli mi olur belki bizler de oralardan dikize yatarız.

Füruğ’un payına düşen

“Ah… / Budur benim payıma düşen / Bir perde asılmasının benden aldığı gökyüzüdür / Benim payıma düşen, terk edilmiş merdivenden inmektir / Ve ulaşmaktır bir şeylere / Çürüyüşte ve gurbette /  Benim payıma düşen, anılar bahçesinde hüzünlü gezintidir” diyen 20. yüzyılın en önemli şairi, ressamı, sinema yönetmeni Füruğ Ferruhzad... Farsça’da ‘ışık’ anlamına gelen Füruğ, 1935’te, Tahran’da bir albayın kızı olarak dünyaya geliyor. Babasının despotluğundan kaçmak istemesinden midir yoksa daha 16’sında o dönemin ünlü simalarından Pevez Şapur’a âşık olduğundan mıdır bilinmez (sahi, aşk kaç yaşında musallat olur), ailesinin otoritesinden başka bir boyunduruğa Şapur’a meyleder ve evlenirler. Dönemin İran’ını ise, Şah Rıza ve Humeyni arasındaki çekişmelerin yoğun yaşandığı ve kadının varlığının bile sıkıntı yarattığı bir dünya olarak düşünürsek Füruğ’un fotoğrafını daha da netleyebiliriz diye gibi! 1953’te oğlu Kamiyâr dünyaya gelir. 1954’te boşanır ve ardından Şapur, oğlu Kamiyâr’ı görmesini yasaklar. (Erken içimden geldi notu: Hayatın akışına bakın ki bir çocuk servisine çarpmamak için direksiyonu kırıp da olay mahallinde can verdiğinde ise 33 yaşındadır Füruğ.) Bütün varoluşunu şiir ve sinemada bulan ve ilk şiir kitabı “Esir”i 18 yaşında çıkaran Füruğ, “Ev Karadır” film çekimlerinde cüzdamlıların evinde tanıdığı Hüseyin’i evlat edinir. “Bazen onun yüzünde Kamiyar’ı görüyorum” dese de “Hüseyin geldiğinden beri daha huzurluyum” demeyi de es geçmez. Aslında böylesi bilinen isimlerin çocuğu olmakla başlıyor bir başka hikaye ya da başlıyor dedikleri yerden bitiyor, zira sokaklarda müzik ve resim yaparak yaşamını idame ettirmek zorunda kalan (66 yaşında akciğerlerinden rahatsızlanarak yattığı hastanede kalbinin durması sonucu ölen) Kamiyar ve Almanya’da çevirmenlik yapan Hüseyin’in hayatları da ilginç. Bilahare bakarsınız.

Girizgâhı uzun tuttum, lakin beni de pek çokları gibi heyecanlandıran “Yaralarım Aşktandır” oyunun yazısıydı bu. İnceliklerini tiyatro eleştirmenlerine bıraktım, bana düşen surette, ezcümle: Son yıllarda yönettiği oyunlarla tiyatro sahnelerini “nitelik ve nicelik” bakımından daha da coşturan Berfin Zenderlioğlu’nun yönettiği, edebiyat dünyasının tanınan ismi Şebnem İşigüzel’in kaleme aldığı ve bir performans ancak bu kadar dile gelebilirdi dedirten “sakin” oyunculuğuyla Nazan Kesal’ın hayat verdiği bir Füruğ var karşımızda. Arafta bir Füruğ seyrediyoruz. Dekoru, ışığı ve sahnelemesiyle ne eksik ne fazla kararında bir anlatım karşımızdaki. Erken yaşlarında hayatın sesini duyup yine erkenden göç eden bir kadının, o dönemin şartlarında ‘kafirden cadıya’ damgalanıp, üstüne gömülmesinin engellendiği o iki güne şahit oluyoruz. Işık-dekorda Cem Yılmazer, müziklerde Burçak Çöllü, kostümde Natali Yeres imzası bulunuyor. Bu aralar kendinize bir güzellik yapın ve bu ‘üç kadın’ın, ‘bir kadını’ ‘anlamak’ kotasında nasıl özümsediklerinden siz de nasiplenin! Bazen sadece durumu fotoğraflayıp, sade ve sadece ‘anlatmak’ gerekir ya; tam da o minvalde…

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.