Haftalık Bağımsız Gazete 16 Haziran 2019

Tarih heteroseksüeller tarafından yazıldı


Betül MEMİŞ

Betül MEMİŞ

Okunma 14 Mart 2019, 12:06

“İçimden sürekli çığlık atıyorum. Neden bizim ölmemize izin veriyorlar? Neden kimse yardım etmiyor?” Aynı gökyüzü altını şereflendirdiğiniz bir insan yavrusunun karşınıza geçip, bu cümleleri söylediğini düşünün! Ve üşenmeyin, üstüne yüzyılın absürtlüğü ‘empati’yi de ekleyin! (Erken İçimden geldi notu: Fransız matematikçi, fizikçi ve düşünür Blaise Pascal’ın şu cümlesini haftanın mottosu ilan ediyorum, çekinmeyin alınız, lazım olabilir: “İki aşırılık vardır: Aklı dışlamak ve yalnızca aklı kabul etmek.”)

Yıl 80’lerin başı… Eşcinsel erkeklerin dünyaları daha önce hiç yaşanmamış ve görülmemiş bir hastalığın başlamasıyla bambaşka bir hal alıyor. Devlet ve medya tarafından uzun süre göz ardı edilen ve halk arasında “gay kanseri” olarak anılan bu hastalık sebebiyle hayati tehlikeleri artan bireylerin devletin bu duyarsız tutumuna karşı seslerini duyurmaya çalıştıkları sırada başlarından geçen olayları anlatıyor geçen hafta seyrine düştüğüm ve birazdan rotasını eklemenizi salık vereceğim oyun…

“Kırktan fazla tedavi gördüm. Hayır! -Üç farklı, hayır dört farklı tür kemoterapi gördüm. Hayır! -İnterferon aldım, birkaç çeşit. İki farklı deneye katıldım. Herkesten çok zaman geçirildi üstümde. Bunların hiçbiri bir işe yaramadı. Dört kez hastaneye gittim- ve lütfen yalvarıyorum ölene kadar bir daha hastaneye gitmem gerekmesin. Hastalık bana -hayır! Sigorta şirketine 300.000 dolara patladı, belki daha fazla. Yüzde 85’imiz iki yılın sonunda öldü, üç yılın sonunda bu oran daha da yüksek. Emma’nın o kadar çok hastası öldü ki artık ona Doktor Ölüm diyorlar. Güneş doğmuyor artık, sen de zorlama daha fazla.”

Larry Kramer’in “Kalp”i Craft sahnesinde

Craft Tiyatro’nun son oyunu “Kalp” bu renkten veriyor nidasını. Craft ekibi bu defa da üzerinde gezinirken algısal deryada yan yolları ve yokuşları görmek-anlamak isteyeceğimiz bir oyunla karşımızda. ABD’li, ödüllü yazar, LGBTİ aktivisti (1935) Larry Kramer’in otobiyografik oyunu “Kalp” (The Normal Heart), Hira Tekindor’un çevirmenliği ve İbrahim Çiçek’in yönetmenliğiyle sahnede endam ediyor. Müziklerini Ömer Sarıgedik, dekor ve ışık tasarımını Kerem Çetiner, afiş tasarımını ise Zerrin Tekindor’un üstlendiği oyuna hayat verenlerse; Aras Aydın, Nilperi Şahinkaya, Cem Yiğit Üzümoğlu, Kerem Arslanoğlu, Burak Sarıkahya, Sinan Çatıkkaş, Nejdet Sert, Süleyman Kara ve Soner Kurt.

“Kalp”, 80’li yılların başında ortaya çıktığı düşünülen AIDS salgını, hastalığın oluşturduğu korku, dayanışma ve ötekileşmeyi konu alıyor. Ama çatısını ördüğü mevzu ‘sevmek’… “Kalp” ile; sadece eşcinsellerde görüldüğü iddia edilen salgının heteroseksüellerde de görüldüğü bilinirken, karantina hayatına, baskıya ve yalnızlığa itilen Ned, Emma ve Bruce’un hayatına tanık oluyoruz. Bu tanıklıkta ilk kez sahnede izlediğim genç oyuncuların performansları alkışları ayakta hak eden türden. Hikâyenin film halini düşününce, yönetmen Çiçek’in metni günümüz jargonu ve fotoğrafına uyarladığını düşünüyorum. Bu uyarlama yer yer duygusal mod’a geçiş yaptırsa da aşırılığa kaçmayan anlatımıyla mevzunun özünü odağından uzaklaştırmıyor. Sahnenin bütününü ele aldığımızda da (ambiyansı hareketlendiren) ışık, (kullanışlı) dekor, (tempoyu dozunda veren) müziklerin uyumu berrak...

Sadece (her zaman olduğu gibi) aklımda deli sorular misali; oyun full seyirci ile sahnede. Bu durum seyircinin kafasının artık görünenin ötesinde, (erkin öğrettiği-dayattığı) var olan tanımların dışında da hayatlara saygısından mı veyahut merakından mı, yoksa bu popüler sosyal medya güruhunda oyunun içinde yer alan seks sahnelerine açlıktan mı; bunu tam olarak kestiremedim. (Soru cümlesi değildir. Var olan haberlere bakınca, çok şey bekliyorum belki de.) Zira, “AIDS, günümüzde ‘gündemde olmayan’, hatta ‘modası geçmiş olan bir hastalık”! HIV virüsüyle ilk kez tanışan insanların hikâyesini izlediğimiz bu hikâye ve hikayeler pek çok kez sahnelendi.” Bu cümleleri oyun sonrası bir seyirciden işittim. Peki, bu oyunlar zamanında bu kadar ilgiyi hak etmeyecek ne yapmış olabilirlerdi!

AIDS dünyada azalırken Türkiye’de artıyor mu?

Fakat şöyle bir gerçek var ki; her ne kadar ‘modası’ geçen yahut ‘günümüz insanını pek meşgul etmeyen’ de olsa, AIDS dünyada azalırken, Türkiye’de artıyormuş, vakaların % 80’i de erkekmiş. T.C. Sağlık Bakanlığı’nın istatistiksel verilerinde durum şöyle: Türkiye’de 1985’ten 31 Aralık 2018 tarihine kadar doğrulama testi pozitif tespit edilerek bildirimi yapılan 19 bin 748 HIV(+) kişi ve bin 772 AIDS vakası mevcut. Vakaların % 79.9’u erkek, % 20.1 kadın olup % 15.4’ü yabancı uyruklu kişilerden oluşmakta. Vakaların en fazla görüldüğü yaş grubu 30-34 ve 25-29 yaş grubu. 1 Ocak - 31 Aralık 2018 tarihlerinde ise 3 bin 248 HIV (+) kişi ve 108 AIDS vakası olmak üzere toplam 3 bin 356 vaka doğrulama testi pozitif tespit edilerek bildirilmiş. Bildirimi yapılan vakaların % 83.6’ü erkek, % 16.4’ü ise kadın. Vakaların % 15.8’si yabancı uyruklu. 2018 istatistiklerine göre bugün dünya üzerinde 36.9 milyon kişi HIV enfeksiyonu ile yaşamaya devam ediyor.

Ve yazar Kramer; “Tarih çoğunlukla heteroseksüel insanlar tarafından yazıldı. Eşcinsel insanların tarihin en başından beri yer edindikleri hiçbir kitap yok. Oysa bizlerin en başından beri tarihte yer almadığımızı düşünmek çok saçma” diyor. Bu konu üzerine biraz düşünelim mi, ne derseniz?! Ama öncesinde, Kadıköy Craft’ta yer bulabilirsiniz “Kalp”te yerinizi ayırtmayı unutmayın!

(Üşenmez de hatırlarsak: Film “The Normal Heart”tı... Larry Kramer’ın Tony Ödülü kazanmış 1985 yapımı aynı adlı oyununun uyarlaması olan filmin yapımcılarından biri ve yönetmeni ise Nip / Tuck, American Horror Story, Glee gibi yapımların da arkasında olan bir isim; Ryan Murphy, filmin dikkat çeken bir diğer yapımcısı ise Brad Pitt’ti. 2014’te HBO’da yayınlanan filmin başrolünde de The Avengers ve The Kids Are All Right gibi filmlerden de tanıdığımız Mark Ruffalo vardı.)

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.