Haftalık Bağımsız Gazete 04 Nisan 2020

Takip edilen paranoyaklar


Bağış ERTEN

Bağış ERTEN

Okunma 20 Şubat 2020, 15:14

Komploculuk olimpik bir spor olsaydı her olimpiyatta madalya kazanırdık. Altından aşağısı da kurtarmazdı. Çünkü bizim için her işin altında başka bir iş vardır. Hiçbir şey kendiliğinden olmaz. İlkokullarda kafamıza kakılan “Türkiye’nin jeopolitik önemi” kavramının zihnimizdeki vazgeçilmez yerinden midir nedir, her kötü giden şeyin arkasında bit yeniği ararız biz. Dış güçler yüzünden yükselmesi engellenen ve dumura uğratılan ülkemiz, aslında onların müdahalesi olmasa öyle bir şahlanacaktır ki, dur durak bilmeyecektir. Zaten biz tüm iyi niyetimizle çabalasak bile, birileri “bırakmazlar”, yolumuza taş koyarlar.

Küçüklü büyüklü her türlü kurum ve kişi, komplolar nedeniyle gerçek kapasitesini ortaya koyamaz, bizdeki yaygın inanışa göre. “Kendimiz gibi oynayamayız” bir türlü. O kadar iliğimize işlemiştir ki bu eğilim, aldığımız eğitim, okuduğumuz yığınla kitap bile komploculuğumuzu törpülemez, aksine daha da inceltir, komplike hale getirir.

Memleket ahvali böyleyse futbol iki kere böyledir. Futbolcusundan yöneticisine, yazarından hakemine, federasyon başkanından kulüp derebeylerine kadar herkes her türlü başarısızlığı bir bahaneye sığınarak ama en çok da komployla açıklar. Şampiyonluk mücadelesi denen şey aslında ‘kimin komplosu ötekininkini yenecek’ten ibarettir. Hiçbir takım taraftarı (ve dahi yöneticisi) başarısızlığın faturasını önünde bulmak istemez ve her şey katakullilerden kaynaklanır. Şampiyonluğa giden bir büyük takım oyuncusunun puan kaybettikleri bir Altay maçı sonrası rakip meslektaşlarının üzerine “şampiyon mu olacaksınız” diye yürümesi boşa değildir. Eğer birileri sizin hak ettiğinize inandığınız puanları bir şekilde elinizde alırsa kesin bunun başka bir sebebi vardır. Bu psikoloji yüzünden bütün kurumlar töhmet altında kalır, bütün başarılar şaibeli olur...

Komplonun sonu yok. Bir kez ağına düştüyseniz her şey size bir ayak oyunu gibi görünür. Mağlubiyet mi aldık, kesin federasyondan ayarlanmıştır. Ofsayttan gol mü yedik, zaten aynı hakem bilmem kaçıncı haftada da rakip takıma iltimas geçmiştir ve düşmanımızdır. Rakip sert mi oynadı, antrenörünün bize garezi vardır. Kalemize gol atan her rakip futbolcu bizim takıma gelemediği, ya da seneye diğer takıma gideceği için böyle hırslı oynamaktadır... Bazen yanlış bir taç kararını bile sorgular bu bakışlar.

Amaaaa… İşin şöyle bir boyutu da vardır. Bu memlekette pek çok kuşku gerçeklik payı da barındırır. Bizde futbol denen oyun, aynı zamanda başka türlü bir “ayak oyunudur”. Neredeyse her maç sonunda bir yerlerde düğmeye basıldığını hissini yaşarız. Zaten komploya teşne yapımız var, bunun alametlerini görünce iyice hüsrana uğrarız. Alınan kararların, atamaların, küçük hataların altında, hatta şampiyonluklar da bile bir “görünmez el” var gibi gelir. Hele de geçtiğimiz son 20 yılda!..

Hal böyle olunca sağlıklı düşünme yetimiz de yaralanır. Eğer sahadaki 90 dakika, oyuncularının performansıyla değil, bir takım masa başı oyunlar tarafından belirleniyorsa, ya da bu doğrultuda inandırıcı bir şüphe varsa, bu iş gerçekten bitti demektir. Çünkü kimse uyduruk bir ortaoyununun parçası olmak istemez. Niye gidelim ki maçlara o zaman? Buna mahkûm kalacağımıza oturur bilgisayar oyunlarına dalarız; çünkü orada olmadık takımları maharetle şampiyon yapabiliyoruz nasılsa.

Hayatı komplolarla açıklamak, her hüsranı bir mazeretle örtmek kötüdür, evet. Ama tüm “futbol ileri gelenleri” bize sanki tüm bu komplolarda gerçek payı varmış gibi davrandıkça durum daha da vahim hale geliyor. ‘Gizli bir el’in gölgesi futbolumuz üzerinden çekilmedikçe ve daha da önemlisi, bu oyun saha dışından bu kadar etkilendikçe bu paranoya azalmayacak. Zaten böyle düşünmeye eğilimli birine, bu patolojik hali besleyecek veri verirseniz halimiz nice olur Allah aşkına!

Biz paranoyağız, bu doğru. Peki takip edilmediğimizi kim ispatlayacak?

NOT: Yazı fikri aklıma geldiğinde bir anda kendimi tekrar mı ediyorum kurtu düştü içime. Bir baktım 15 yıl önce yazmışım. O yazıya biraz editörlük yapmak yetti. Ne acı, değil mi?

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.