Haftalık Bağımsız Gazete 25 Şubat 2017

Spora yardım ve yataklık


Bağış ERTEN

Bağış ERTEN

Okunma 17 Şubat 2017, 11:57

Ne kadar güncellendi, beş yıl sonra hâlâ geçerli bilgiler içeriyor mu? Doğrusu pek emin değilim. Ama gene de başvuru için iyi bir kaynak sayılır: 2012 yılında, İstanbul’un spor başkenti olması vesilesiyle Büyükşehir Belediyesi ve Gençlik ve Spor Müdürlüğü bir Spor Envanteri çıkarmıştı. Orada şehrin tüm spor altyapısını görmek mümkündü.

Üşenmedim saydım. Kadıköy’de kayıtlı tam 60 kulüp var. Aralarında kano kulübü de var, wushu kulübü de; halk oyunları da bir seçenek, avcılık ya da binicilik de. Çeşitlilik hakikaten ilgi çekici. Dağcılara da kucak açıyorlar, görme engellilere de. Haliyle liste daha çok futbol ve basketbol ağırlıklı. Memleketin birinci ve ikinci sporu onlar, bunda şaşıracak bir şey yok. Diğer sporlar haber değeri taşıyor.

Tüm bu çeşitlilik gene de ikna edici değil ne yazık ki. İnsan şu noktaya takılıyor. Koca Kadıköy’de yüzme kulübü olarak kaydedilen sadece Fenerbahçe SK var. Atletizmde ise onların yanına bir tek AKUT eklenmiş. O kadar! Yani olimpiyat oyunlarının en büyük iki ana sporunda faaliyet gösteren sadece üç kulüp var yarım milyonluk Kadıköy’de. Biri zaten koca Fenerbahçe. Amatör branşları bile yarı-profesyonel gibi yürüyen bir kulüp. Ama ya diğerleri?..

Bu durum Kadıköy’e özgü de değil. Tüm İstanbul’da toplam yüzme kulübü sayısı 30’u bulmuyor. Hatta Üsküdar’daki kümeleşmeyi saymazsak (orada dokuz yüzme kulübü var) ilçe başına bir tane zor düşüyor. Neredeyse suyun üzerine kurulu bir şehirde, bu kadar çok özel havuz varken durum vahim değil mi sizce de? Atletizmde de durum farklı değil. Onlar da 35 kulübü bulamıyor. Ve gene birkaç ilçedeki ağırlığı çıkarırsak ilçe ortalaması biri zor aşıyor. Oysa nüfusu 500 bin bulmayan İzlanda futbolda esiyor, olimpiyatta madalya almış atletleri var, hentbolda bir dünya ekolü… Yine Lüksemburg’da her dört kişiden biri spor federasyonlarına üye.

Tüm bunları nereye bağlayacağım? Her gün giderek betonlaşan, hem tarihi hem de doğal dokusu bozulan bir şehirde yaşıyoruz. Parklarımız tehdit altında, yeşil alanlara dozerler giriyor, her meydan potansiyel bir AVM gibi gözüküyor birilerinin gözüne. Böyle olunca direnç noktaları önemli. Kadıköy bu direnç noktalarının belki de en başında geliyor. Sadece Göztepe’den Kadıköy’e kadarki sahil şeridinde neredeyse 10 park var. Park ne demek? Doğal spor alanı demek. Koşmak için insanları davet eden bir oksijen deposu demek.

Tamam, plajlar istenilen ölçüde temiz değil henüz. Yüzmek için imkânlar kısıtlı. Ama koşmak için ne gerekir ki? Sadece bir çift ayakkabı! Bazen ona bile gerek yok. Efsane maratoncu Abebe Bikele 1960 Roma Olimpiyat Oyunları’nda fırlatıp atmadı mı ayakkabılarını? Öyle kazanmadı mı?

Aslında enseyi belki de o kadar karartmamak lazım. Çünkü şehir kültürünün hâlâ yaşayabildiği birkaç yerden biri Kadıköy. Bir tane kayıtlı bisiklet kulübü gözükmüyor o listede ama biliyoruz ki en geniş bisiklet yollarına sahip ilçe olmakla gurur duyması gereken ilçenin sokaklarında artık bisikletçiler fink atıyor. Sahil yolu baharda hafta sonları bir tür Fransa Bisiklet Turu’na dönüyor. Parklar amatör koşucularla dolu, jimnastik aletlerinde 50-60 yaşındaki yaşlı ‘delikanlılar’ kültür-fizik çalışıyorlar. Bu da bir şey sonuçta.

Ama yetmiyor. Yetmemeli. Kadıköy bir spor yatağı olmalı. Yaş, engel, cinsiyet ayırmadan insanları spor yapmaya davet etmeli. Fenerbahçe Parkı’nda koşmanın tadını göstermeli herkese. Sahil yolunda bisiklete binmeye davet etmeli... Plajlarda voleybol oynamak için heveslendirmeli...

Hayatımıza bir karabasan gibi çöken siyaset oyunlarını, kifayetsiz muhteris politikacıları, hırslarıyla memleketi uçuruma götüren iktidar mensuplarını hepimiz görüyoruz. Onlara bakarak geleceğimizi çizmek zor. Biz geleceğimizi kendi alanlarımızdan bakarak kendimiz oluşturmalıyız. Hayata sahip çıkmalıyız. Her gün kaybolan yaşam alanlarımızı savunmak zorundayız. Spor alanları da onlardan biri. Kadıköy’ün nefes alma alanlarında herkesi sokağa, özgürleşmeye davet etmenin bir yolu spor. Bir arada yaşamı savunmanın bir veçhesi de bu değil mi? 

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.