Lefter adı sezona verildi

Spor Toto Süper Lig’in bu sezonu, A Milli Takım ve Fenerbahçe’nin efsane futbolcusu Lefter Küçükandonyadis’in ismiyle oynanacak. “Futbolun ordinaryusu” Lefter’i Kadıköylü Haluk Hergün anlattı

13 Temmuz 2018 - 13:35

Spor Toto Süper Lig, geçtiğimiz yıllarda Süleyman Seba, Hasan Doğan, Turgay Şeren ve İlhan Cavcav gibi futbolun unutulmaz isimleri anısına oynanmıştı. Bu sene ise Futbol Federasyonu, Spor Toto Süper Lig 2018- 2019 sezonunun Lefter Küçükandonyadis Sezonu olarak oynanmasını kararlaştırdı. Kadıköy’de heykeli de bulunan Fenerbahçe’nin efsane forveti “ordinaryus” Lefter Küçükandonyis’in Büyükada’dan Kadıköy’e uzanan öyküsünü Haluk Hergün’ün “Lefter / Futbolun Ordinaryüsü” kitabından alıntılarla derledik.

“MAHALLENİN GÖZDE TOPÇUSU”

Hergün’ün aktardığına göre Büyükada’da 21 Aralık 1924’te balıkçı yoksul bir ailenin 9 çocuğunun en küçüğü olarak dünyaya geliyor Lefter. Adada geçirdiği ve asla unutamadığı güzel bir çocukluktan sonra 8-9 yaşlarında tanışıyor futbolla. Mahallenin takımı “Kumsal”da top koşturmaya başlıyor önce. Hemen ardından mahallenin çocuklarının oynadığı diğer takım olan “Yeşil Kuşlar”da. Lefter, kısa süre içerisinde mahallede fark edilmekle kalmayıp ünü bütün Adalar’a yayılıyor ve bu sefer ağları Büyükada Gençlik Spor Kulübü için havalandırmaya başlıyor.

KALECİ ARARKEN FORVET BULDULAR

Bu kulüpte sayısız gol atan Lefter, 1941’de Taksim Spor’a gerçekleşen ilk transferiyle profesyonel futbol hayatına başlıyor. İki sezon geçtikten sonra askere çağırıyorlar Lefter’i; o da tutuyor kışlanın yolunu… 4 yıl askerliğin ardından tekrar futbol oynamaya başladığında, Fenerbahçe yönetimi kaleci arayışı için Taksim Spor’un kalecisinin oynadığı maçı izlerken her golü ayrı bir ustalık taşıyan Lefter ile karşılaşıyor ve antrenmana çağırıyor. İlk antrenmanda dört gol atan Lefter kadroya girmeye hak kazanıyor.

“SAHTE LİSANSLA BÖLGE ŞAMPİYONLUĞU”

Kulaktan kulağa yayılan askerlik sürecinde sahte lisansla futbol oynama efsanesini ise Hergün, “Sahte lisansla oynaması hikâyesi şudur aslında: 4 sene askerlik döneminde Diyarbakırspor’un Mersin İdmanyurdu ile bir bölge finali oluyor. O maçta komutanları onun asker olmadığını öne sürüp Diyarbakır formasını giydiriveriyorlar. O final maçını 1-0 kazanıyor Diyarbakır. Golü de Lefter atıyor ama bu sevinç kısa sürüyor. Araştırılınca asker olduğu anlaşılıyor neticesinde kupa ve maç skoru iptal ediliyor.”

“GERÇEK BİR LİDER”

Ve tarihe ismi kazınacak o adam sarı lacivertli formayla sahaya çıkıyor. Kısa sürede takıma adapte olan Lefter, özellikle tekniğiyle kendinden bütün dünyada söz ettirmeyi başarıyor. Haluk Hergün kitabında Lefter’in tekniğini, “Ankara’da oynadıkları bir maçta, bir frikiği Lefter atıyor ve top 90’a gidip gol oluyor, 40 metre uzaklıktan atılan bu golü hakem ‘Ben düdüğümü çalmadım.’ bahanesiyle geçerli saymıyor. Lefter’de oldukça sakin hiç itiraz etmeden bir daha dikiyor topu ve aynı köşeden aynı açıdan aynı golü atıyor. Lefter işte böyle bir futbolcuydu. Çok dar alanda attığı çalımlar, şutları, unutulmaz penaltıları…Saymakla bitmez meziyetleri vardı. Yeteneklerinin yanı sıra gerçek bir liderdi. En zor zamanlarda aldığı kararlar, takımı yönlendirmesiyle birçok başarıya imza atmıştı.” sözleriyle anlatıyor.

“İLKLERİN OYUNCUSU”

Lefter Küçükandonyadis Fenerbahçe’de oynadığı sürede birçok ilke ve başarıya imza atıyor. Hergün, “Fenerbahçe’de 615 maç oynayıp, 423 gol sergilemiştir. 1953-54 sezonunda gol kralı olmuştur. Futbol tekniği tek bir özellikle sınırlandırılamaz, özellikle dar alanda attığı çalımlar ve sert şutları, öne çıkan özellikleri olarak adlandırılabilir. Lefter Küçükandonyadis’in, hem Fenerbahçe’de hem Milli Takım’da birçok efsane maçı vardır. Kendisine sorulduğunda bana verdiği cevapların en başında gelen, 1956’da oynanan meşhur Macaristan Milli Maçı’dır. O dönemde Macaristan kendi sahasında İngilizlere 6-7 gol atan, Almanlara 8 gol atan, yenilmesi imkânsız bir takımdı. Bu maçın oynanacağı duyulduğu zaman da kamuoyu, yazarlar az fark yemenin peşindeydi. Bırakın yenmeyi beraberlik bile kimsenin aklından geçmiyordu ama Lefter Küçükandonyadis o maçta muhteşem bir futbol oynayarak 3-1 galibiyetimizle biten maçı, 2 golü atarak kazanmamızı sağlamıştı. Şampiyon kulüpler kupasında Fenerbahçe’nin ilk defa yer aldığı sene Macaristan’ın Chopper takımıyla eşleşmişti. Bu maç ile bir Türk takımı ilk defa uluslar arası bir turnuvada maç kazanmış oldu. Bu maçın ilk golünü atan Küçükandonyis, Fenerbahçe’nin yurtdışında ilk resmi golünü atan oyuncusu olarak tarihe geçti.

 “FUTBOLUN ORDİNARYÜSÜ”

Lefter ile özdeşleşen “Ordinaryus” lakabının hikâyesi ise Hergün’ün anlatımına göre “Küçükandonyadis’e ‘ordinaryüs’ lakabını, dönemin Fenerbahçe tribünlerinin renkli siması Manol Taylan vermiştir. 1953 yılındaki bir maçta, kendisi Fenerbahçe’nin özellikle Lefter’in tüm maçlarını seyreden bir kişi olarak biliniyordu ve Lefter’le de daha sonra yakın bir dostluğu olmuştu. İnönü Stadı’nda oynanan bir maçta ‘Haydi ordinaryüs!’ diye seslenmesi, sessizlik anında herkesin dikkatini çekmiş ve o andan itibaren günümüze kadar bu unvan gelmiştir. Ordinaryüs bilindiği gibi bilimde en yüksek paye unvandır, futbolun ordinaryüsü olarak kendisiyle özdeşleşmiştir.” şeklinde gerçekleşiyor.

KUTU: “6-7 EYLÜL’DE ABLUKAYA ALINDI”

Başarı hikâyeleriyle dolu hayatının her günü o kadar da güzel değildi. Özellikle sürekli hatırlamak dahi istemediğini söylediği 6-7 Eylül olaylarından Fenerbahçeli taraftarların sayesinde son anda zarar görmeden kurtulabildi. Hergün, kitapta yazmak için Lefter’den dinlediği olayı şu sözlerle anlattı: “Ülkemiz tarihi açısından da hatırlamak istemediğimiz bir dönemdir ve maalesef bu dönemde yaşanan olaylardan Lefter Küçükandonyadis de payını bir parça da olsa almıştır. Kendisi bu konudan her zaman uzak durmuş, sorulduğu zaman anlatmaktan çekinmiştir. O tarihte daha çok İstiklal Caddesi’nde büyük bir izdiham yaşanmıştı. Büyükada’da da maalesef Rum kökenli vatandaşlarımızın oturdukları, ikamet ettikleri yerlere bu çirkin saldırılar gerçekleşmişti. O, ‘Yaşadığım eve kapanmak zorunda kaldım, eşim ve çocuklarımı yanıma alarak, bir de evimde bulundurduğum beylik bir tabancam vardı’ diyordu. Onun da ağzına mermiyi vererek kapıda bu şekilde beklemiş. Dışarıdan taşlar, sopalar, boyalar, küfürler… Tam olaylar kızışıp Lefter’in evi ablukaya alındığında Fenerbahçeli taraftarlar imdadına yetişiyor Lefter’in. O bu durumu “Allah’tan Fenerbahçe taraftarları, beni sevenler son anda imdadıma yetişti. Kötü olaylar yaşamadık.” şeklinde anlatıyordu. Taraftarlar da Kartal’dan bu olayı “Böyle bir şey Lefter abiye yapılabilir.”endişesiyle motorlara atlayarak Kartal’dan Büyükada’ya gidiyorlar ve Lefter Abi’nin evini koruma altına alıyorlar, kendisine bir şey yapılmasın diye.”


ARŞİV