Haftalık Bağımsız Gazete 20 Eylül 2019

Spor eğitimin düşmanı mı?


Bağış ERTEN

Bağış ERTEN

Okunma 05 Eylül 2019, 15:41

Okulun açıldığı haftaydı. Hava sıcak. Dersler gevşek. Hafta sonu için bir piknik düzenlendi. Cumartesi Pazar da oyun oynamaya kimsenin itirazı yoktu tabii. Hatta sözleştik, okulun bahçesinde erken buluştuk. Sınıf maçı için bundan iyi fırsat olamazdı. 

Sanırım ikinci yarıydı, bir uzun pas istedim koşarak. Son sürat koşuyorum ve kafam arkaya dönük pas bekliyorum. Hızı abartmışım. Kale direği olarak kullandığımız basket potasına son sürat kafayı vurdum. Kocaman bir balon oluştu alnımda. Cevizden büyük elmadan küçük. Zehir oldu piknik. Maçın kalanı çimlerde oynandı, ben oynayamadım. Neyse ki izin verdiler de izleyebildim. 

Ortaokulda bir teneffüste 4-3 biten sınıf maçlarımızı hatırlıyorum. Ya da öğle teneffüsünde karma yapılan ve herkesin izlediği basket maçlarını. Önce keyfine başlayan, sonra iddiası büyüyen voleybol maçlarını da. Yatılı okulda yatmadan önce iki masa tenisi atma davetlerini de...

Bu hatıraların hiçbirinde beden eğitimi dersleri yoktu. Sevmezdik ki beden eğitimi derslerini. Sporla ilgisi yoktu. Sağa dön, sola dön, uygun adım marş. Biraz spor yapanlar için bile son derece basit esneme hareketleri. Zıplamalar, taklalar, atlamalar... Hepsi askerî talim artığı bir takım kültür-fizik hareketleri. Dersin dörtte üçü bu anlamsız hareketlerle geçer, son on beş dakika turnike atılır. Ders böylece biter işte. Futbol zaten yasaktı ortaokullarda. Hem de uzun yıllar. Diğerleri de eh işte!

Yakın zamandı hatırlarsınız, beden eğitimi dersleri seçmeli oldu Türkiye’de. 40 milyondan fazla gencin olduğu bir ülkede spor kendisine bir türlü eğitimde yer bulamıyordu. Neyse ki yakın dönemde askeri talimler kaldırıldı. Daha doğrusu öyle biliyorduk. Geçende bir beden eğitimi öğretmeni arkadaşım söyledi. Arada milli eğitim müdürlüklerinin isteği doğrultusunda, resmi bayramlar bahanesiyle hortluyormuş bu talimler. Dirsek temas durabilmek, uygun adım yürüyebilmek bayramda ne işe yarayacaksa artık!

Maalesef gerçeğimiz bu bizim. Eğitim hayatımız sporu bırakmak zorunda kalan pek çok yetenekle dolu. En iyilerimiz muhtemelen hayatını riske atmamak için sporu tercih etmedi muhtemelen. Kafayı takmadıysanız kim feda eder ki? Düşünsenize, spora yatkınlığınız bariz. Yeteneğiniz de var. Ama kafanız da iyi çalışıyor. Üniversite sınavına girme aşamasında hangisini tercih edersiniz? Bir sakatlıkla yarım kalabilecek bir kariyer için risk mi alırsınız? Yoksa kafanızı çalıştırıp üniversiteye mi çalışırsınız? Onbinlerce çocuk bu karar aşamasında eleniyor zaten.

Çünkü biz eğitimi spora uyumlu hale getirmeyi bir türlü başaramadık. Kağıt üzerinde pek çok başarımız var. Liseler düzeyinde pek çok sporda dünya şampiyonlukları alıyoruz. Ama kendi kendimizi kandırmayalım. Onlar ya yetenekli oyuncuların bir araya getirildiği proje okullar. Ya da belirli bir takımın altyapısına dayanan liseler. Sistemli bir spor entegrasyonu yok bizde. 

Spor ancak, o da yeni yeni, üniversite seviyesinde bursa imkan veriyor. Spor liseleri doğru düzgün işlemiyor, yaygınlaşmıyor. Genç sporcuları barındıran milli takımlarda hiçbir eğitim seti yok. Hiç unutmuyorum. Bir gençlik turnuvasına Danimarka Brondby takımı da katılmıştı. Maçlar öncesi diğer takımların oyuncuları otel lobisinde, havuzunda eğlenirken onlar hiç ortalıkta gözükmüyordu. Çünkü kafileye edebiyat, fizik ve sosyal bilimler hocalarını da katmışlardı ve boş saatlerde çocuklar okullarından geri kalmıyor, ders görüyorlardı. Bu kadar basit aslında. Üç öğretmen kafile eklense yetiyor. 

İbrahim Kutluay’la aynı lisedeydik biz. İbrahim’in yeteneği ortaya dökülünce görmez olduk onu. Milli takımlara, kulüp kamplarına bir gidiyordu, yakalayabilene aşk olsun. Bir kez beraber hesaplamıştık. Bir okul yılının üçte birinde yoktu İbo! İnsanüstü bir azminiz yoksa okumaya nasıl devam edebilirsiniz ki bu koşullarda. 

Bu hafta okullar açılıyor. Havalar hâlâ sıcak. Çocuklar bahçede top peşinde koşacak. Ama derslerde yasak! Ve biz eğitim yılının sonunda televizyonlarda olimpiyatları izleyeceğiz. Muhtemelen gene çoğunlukla seyirci olarak...

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.