Haftalık Bağımsız Gazete 25 Haziran 2019

Şimdi ne yazacağım?


Müge İPLİKÇİ

Müge İPLİKÇİ

Okunma 10 Ocak 2019, 14:59

Sevgili Kadıköy,

İlk yazıma böyle başlamak istedim. 

Köşe yazılarına yabancı biri değilim. Yine de her okur kitlesi ayrı bir heyecan. O heyecana teyellenerek söylenecek cümle ise galiba net:

Gazete Kadıköy’de yazmak ayrı bir bayramlık fistan...  Geçerken uğradığım her hangi bir kahvehanede, çaycıda, orada burada tebessüm ederek sayfalarını karıştırdığım bir gazetenin yazarlarından biri olarak karşınızda durmanın lüksü ise... O fistanın cebindeki harçlıkla bayram meydanında binilecek bir atlıkarınca keyfi olacağı aşikâr. En azından bunu böyle hissediyorum, ya da naçizane bir ön adımla, böyle hissetmek istiyorum.

Bu serüvene başlamadan önce Yazı İşleri Müdürümüz Semra Çelebi ile neler yapabileceğimizi konuştuk. Bu arada kendisiyle henüz yüz yüze tanışabilmiş değilim! Umarım en kısa zamanda bu hayata geçer çünkü bu işleri üstlenen kadınlara ayrı bir saygı ve merak besliyorum. Saklamaya gerek yok: Dünya, ona hakkını vererek sahiplenen  kadınlar sayesinde daha temiz ve dertsiz dönebilir!

Onunla  konuşulmayanlarsa şöyle özetlenebilir:

Kendini bildi bileli dünyanın bu saatinde ve bu coğrafyasında yaşamış, her nereye gitmiş-gidecek olursa olsun kalbindeki pusulanın kuzey yamacının hep burayı gösterdiği bir insan olarak anladığım bir husus mevcut.  Bir Kadıköylü olarak Kadıköy diye başlayacağım her şey uzaya yayılmaya, uzay diye başlayacağım her şeyse bir yerden sonra Kadıköy kokmaya mühürlüdür benim kalemimde. Mühür mü? Buna kimi kader der, kimi yazgı, kimi baht, kimi şans. Bense buna, aynı zamanda  ömür diyenlerdenim. Belki biraz daha iyimser bir bakış açısıyla söyleyecek olursak çarkıfeleğin durduğu o noktada, yani sıcak ev ışığı rengindeki yıldızların hanelere ay gibi doğduğu o yerde var-olmayı tercih ediyorum. Zaten Kadıköy de, böyle bir ruhun uçurtmasıdır, bilen bilir.

Şu da önemli: Derdim Kadıköy’le ilgili bir şeyler karalamak mı? Buna cevabım hem evet hem hayır. Seçtiğim hemen her şeyin kalbime temas edeceğini bilmek nasılsa gerekmiyorsa, Kadıköy konusunda da ısrarcı değilim. Neden mi? Nasılsa her anlattığım bir şekilde ona açılan bir ufkun penceresi olmaya ‘yine’ mühürlü çünkü... Belki tam da bu yüzden haydi başlayalım demek en doğrusu. 

Haydi başlayalım deyince ardından hemen peydahlanan duygu ise: Yine mi! Evet, yine... Ölünceye kadar ‘yine...’Albert Camus Sisifos Söyleni’nde insanlığın debdebeli uğraşısının anlamsızlığına değinir. Kimine göre kendi kaderini yaratmaktan yoksun bir canlı türünün saplandığı bataktan bahsetmektedir bizlere. Ben böyle olduğunu düşünmeyenlerdenim; kısaca, Camus’nün bize daha ötesini anlatmak istediğine inanmak isteyenlerdenim. Sınırlarla sınırlanamayacak bir mücadeleden, bir göğüs gerişten, bir yeni ve farklı iradeden bahsettiğine inanıyorum onun. Şimdilerde ise daha çok. Yani dünyaya hükmedenler, onu hemen hepimiz için giderek daha az yaşanılası olmaya zemin eylerken... Yani dünyaya hükmettiklerini düşünenler bu dünyayı bize zehir etmeye yeminli gibi arz-ı endam ederken...

Yazma nedenim bu.

Umarım buradaki yazılarım da, Kadıköy eşliğinde, bu motifin bir parçasını taşımaktan hiç yorulmaz. 

Hepinize merhaba. On beş günde bir buralardayım.

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Ali ALtındiş - 6 ay önce
Keşke her hafta yazsanız..
Avatar
Nermin Anıl - 6 ay önce
Üslubunuza , konularınıza hayran bir okurunuzum.
"Ďünya ona hakkını vererek sahiplenen kadınlar
Sayesinde daha temiz ve dertsiz dönebilir " çook doğru...farkindalik ve duyarlılık yaygınlaşsa , herkes sorumluluk alsa dünya daha yaşanabilir olur şüphesiz.