Haftalık Bağımsız Gazete 19 Eylül 2018

Sıcak bir temmuzda dolu yağarken...


Fatih SOLMAZ

Fatih SOLMAZ

Okunma 05 Temmuz 2018, 16:19

Seçim geride kaldı artık. Seçim sonuçlarında hepimiz ‘Geçerli’ oylarla ilgileniriz. Oysa ‘Geçersiz’ oyların hiç mi önemi yoktur sanki? Başka ülkelerin seçimlerindeki geçersiz olan oy sayısı ve oranıyla karşılaştırarak, kıyaslayarak ülkemizdeki sakar! oranını anlayabiliriz, kıyaslayabiliriz. Hatta şehrimizin, semtimizin geçersiz oylarına bakarak muhitimiz hakkında bir fikir sahibi olabiliriz. Ve hatta dolandırıcıysak; sakar, saftorik avcısıysak bu geçersiz oyların yoğun olduğu yerleri rahatlıkla kendimize avlanma sahası olarak seçebiliriz.   

Az buz değil bu 1 milyon geçersiz oy veren sayısı. Orana vuracak olursak; son seçimdeki tüm seçmenin yüzde 2’si oranındadır. Yüzde 2, hiç de az olmayıp, dengeleri değiştirebilecek bir orandır. 

Dolandırıcılık evet ağır bir kelime… İnternet aleminde sıkça karşımıza küçük kurnazlıkları o kategoride görmemek gerekse de yine de bir hinlik olarak değerlendirebiliriz. 

Mesela;  ‘İndirim ve kampanyalarımızdan haberdar olmak ister misiniz? ‘ konulu teklifin yanıt seçenekleri; ‘Evet’ ve karşıtı olarak ‘Şimdi Değil’ ya da ‘Daha Sonra’dır hep.

‘Hayır’, ‘Hiçbir zaman istemiyorum’ gibi bir seçeneğe asla rastlayamazsınız.  Çünkü onlar için bir umuttur, bir gün kabul etme ihtimalimiz. Ya da ‘Şimdi değil’e tıklamak isterken yanlışlıkla ‘Evet’ basma ihtimalimiz de hiç yok değildir elbet. Hele ki her seçimde yanlış yere vurulan kaşe sayesinde oluşan yüzbinlerce geçersiz oyu hesaba katacak olursak, bu ihtimal hiç yabana atılası bir ihtimal değildir.

Aslında; kimseyi de pek suçlamamak lazım mı acaba? Gündelik hayatın olağan akışında bile yüzlerce minik, beyaz yalanlar yok mu?

‘Ben de tam seni arıyordum.’ , ‘Bana da bir çorba parası kalıyor valla.’ , ‘Sen daha iyilerine layıksın, ben seni hak etmiyorum.’ , ‘Senin adına sevindim.’ , ‘Giydikçe genişler.’ , ‘Çalıyor ama çalışıyor da yani.’ , ‘Sonunda iyiler mutlaka kazanır.’ , ‘Biz size efendi olmaya değil, hizmetkar olmaya geliyoruz.’ , ‘Size de çıkabilir.’ , ‘Tadilat nedeniyle zararına…’ , ‘Sadece belgesel izliyorum.’ Ve bunun gibi binlercesi…

Geçelim başka bir konuya…

Kedi ve köpeklerin boğazına koni şeklindeki takılan ‘Elizabeth Yakalığı’ denen hayvanın sürülmüş ilacı veya operasyonlu bölgeyi yalamasını engellemek amaçlı aparat, ne yalan söyleyeyim bende acıma duygusundan çok, gülme duygusu uyandırır hep.    

Nitekim Moda Parkı’nda yaşadığım bir olay epey komikti. Bir köpeğe epeyce büyük bir boğaz konisi takılmış. Hayvanın kafası megafon gibi görünüyordu, antik Mısır’daki Anubis gibi, Horus gibi mitolojik bir yaratık misali… Ve fakat asıl olay köpeğin görünümden çok çıkan sesle ilgiliydi. Köpeğin kafasındaki büyük koni gerçekten de megafon görevi görürcesine hayvanın havlama sesleri parktaki herkesi tırstıracak volümdeydi. 1 oktavlık ses, boynundaki koni yüzünden 4 oktava çıkıyordu.        

Biraz ilerdeki bantta oturan bir yaşlı ise Star Wars filmindeki Darth Vader’i yaşıtı arkadaşına; ‘Milleti elinde florasanla döven siyahlı’ şeklinde anlatıyordu.

Kadıköy’lüler bir tık daha güzeldir… 

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
ebru - 3 ay önce
yine çok gülerek okuduğum bir yazı olmuş. kaleminize sağlık. ufak dolandırıcılıklara bir örnek te koskocaman "kapatıyoruz zararına satış" yazısının altına büyüteçle görebilceğimiz "sezonu" yazısı örnek verilebilir:)