Haftalık Bağımsız Gazete 18 Şubat 2019

Seviye tespit sınavı


Bağış ERTEN

Bağış ERTEN

Okunma 08 Şubat 2019, 09:37

Lisenin son yılları. Okul önemli, kızlar önemli, ama futbol her şeyden önemli. Sanırım hayatın anlamı gibi bir şey. Kısacık teneffüste 3-3 biten sınıf maçlarımız var! Televizyonda Maradona olsa sokakta oynamak gibisi yok.

İstanbul’un henüz taş yığını olmadığı dönemlerde, seksenlerin sonundayız. Dönemin ilk büyük sitelerinden birinde lojmandayız. Babam spor insanı değil. Ama arkadaşları öyle. Denizcilik İşletmeleri’nde çalışanlardan kurulu bir takımımız var. Neredeyse her akşam top tepiyoruz. Bütün gün çalışan insanlar akşamları ter atmaya bayılıyor. Bana da top olsun. Gündüz okulda teneffüslerde, öğle arasında zaten cepte, sonra akşam tekrar sahaya. Enerji o kadar bol ki, dört maç üst üste koşsam helak değil mutlu olurum.

Tenis kortlarından birini adeta futbol sahası olarak parsellemişiz. Akşamüstü ilk sahaya çıkan diğerlerine ıslığı çalıyor, arkasından herkes dökülüyor. Işıklandırma da var. Hava kararsa da futbol devam edebiliyor. O dönem sadece ışıklandırması olması bile bir hava katıyor. Devir, tribünlerin “gece oynansııın, gece oynansıııın” diye bağırdığı dönemler. Işık önemli.

Aylar geçiyor, biz iyice rutine bağlamışız. Takımda en yaşlımız ellilerinde, en gençleri ise benim. Yavaştan kadro oturuyor, takım birbirini tanıyor. Maçların zevki artıyor. Hafta içi akşam kendi aramızdaki mesailerden sonra, hafta sonu rakiplerle maç var. Onu yeniyoruz, bunu yeniyoruz. Bir havalar, bir havalar... Takımın en iyilerinden biriyim. Minareden atıyorum, koşup aşağı tutuyorum. Preste de varım, ince paslarda da. Avukat mı olayım, futbolcu mu olayım arasında gidip geliyorum. Yaş 14-15. İlk lisansım çıkmış, yavaştan seçmelere girmeye başlamışım. Ama bizim tenis kortundaki kadar hiç mutlu olmuyorum.

Yaz yaklaşıyor, lise iki bitiyor, futbolcu olma hayalleri büyüdükçe büyüyor. Bir gün diyorlar ki, kurum içi turnuva var, baban sayesinde sen de takımdasın. İddialı büyük turnuva, yıldızımız olacaksın. Ama rakipler güçlü, bazılarından profesyonel oynamış oyuncular var. Biz hazırlıklara veriyoruz gazı. Artık antrenmanlar ihtiyari değil, zorunlu. Diyorlar ki rakiplerden birinde Rıza Çalımbay oynuyor, diğerinde Büyük Savaş. Trabzonspor’da kanat oynayan Soner var ya, hah işte o da var. Daha çok koşmak, daha iyi paslaşmak, daha sağlam durmak gerek.

O gün geliyor, yeni formalarla soyunma odasındayız. Hiç unutmuyorum, Burhan Abi, en tecrübelilerden biri, şöyle konuşuyor: “Yaa burası sonuçta halı saha. Altıya altı oynayacağız. Ne kadar iyi olurlarsa olsunlar baş edebiliriz.” Evet, neden olmasın. Çıkacağız, oynayacağız. Ne olabilir ki?

Maç başlıyor. Ben Büyük Savaş’ı marke ediyorum, Rapid Wien’e attığı golün üzerinden henüz birkaç ay geçmiş. Hafif irice, biraz da ağır gibi. Tam gözüme kestireceğim türden. Ok gibi fırlarım, topu alır kaçarım. Aldığı her topa basıyorum, bırakın topu kapmayı, bir kez bile dokunamıyorum. Bir tık yapıyor, ben iki metre açığa düşüyorum. Atom Karınca’yla bir omuz omuza giriyoruz. Duvara çarpmış gibi oluyorum.

İşte ben o gün anladım profesyonel futbolla bizim oynadığımız futbolun farkını. Hevesliydik, olabilirdi, biz de oynuyorduk... Hepsi hikaye! Maç 14-2 bitmişti. Yıllar sonra bir şekilde Aykut Kocaman, Rıdvan Dilmen, Metin Tekin ve Fatih Terimli bir kadroya karşı top koşturma şansım oldu. En genci ellilerine yaklaşmıştı. Bizim takımın en yaşlısı bendim. Topu göremedik bile. Rıdvan ne zaman geçti, Oğuz çatalı nasıl gördü, Aykut nasıl tıktıkçı hepsini yakınen müşahede ettik! Gene aynı duyguya kapılmıştım. Gerçek futbol başka bir seviye.

Malum, en yaygın sporumuzdur ahkam. Herkes had bildirir. Herkes doğrusunu bilir. “Oradan öyle vurulmaz. Sendeki de ayak mı? Kazmalarla bu iş olmaz.” En kötü olduğunu düşündüğünüz oyuncuyla bir kez olsun aynı sahayı paylaşın. Mahallenin en iyisi nasıl çuvallıyor görürsünüz. Seviye tespit sınavında asıl o zaman çakarsınız.

Futbol izlerken insaflı olabilmek için biraz oynamak, biraz da ‘onlarla’ oynamak yeterli. Keşke herkes bu şansı yakalayabilse.

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.