Haftalık Bağımsız Gazete 20 Eylül 2019

Sessiz Kadınlar


Zeynep DİREK

Zeynep DİREK

Okunma 05 Eylül 2019, 15:39

Sessiz kadınlar vardır. Sessizlik de bir kadının hayatında maruz kaldığı şiddetin bir sonucu olabilir. Kız çocukları başka kadınların ataerkil düzen tarafından nasıl baskı altına alındığını gördükçe kendilerini ifade etmekten çekinirler. Utanmak gelenekçi toplumda kadının bir erdemiymiş gibi sunulur; oysa onun kendi benliğini başkalarının bakışı altında deneyimleyerek kendi içinde parçalanmasına, geri çekilmesine, kendi deneyimini anlatamamasına sebep olur. 

Utanç deneyimine sebep olan bakış sadece dışarıdan gelmez. Çocuklukta içe yerleştirilen utanç, hayat boyu bir kadını içeriden engelleyen bir güce dönüşür. Bir kızın, başarılı olduğunda duyduğu gururun, benliğinin değerlenmesine ve yaşamı olumlayarak öz saygıya dönüşmesine dahi engel olabilir. Bir kız öğrenci başarı kazandıkça daha da sessizleşebilir, çünkü elde ettiği her başarının, sadece kadın olduğu için onu büyük bir hasedin ve düşmanlığın nesnesi yapacağını hisseder. Mümkün olduğunca göze batmamak için ne yapılması gerekiyorsa yapmalı, sadece koruma kalkanı olur belki diye, her an, dudaklarda ve gözlerde bir alçakgönüllülük tebessümü hazır ve nazır bulunmalıdır. 

Sessiz kadınlar ille de konuşmayı tercih etmeyen veya az şey söyleyen kadınlar olmayabilirler. Herkese uyum sağlayarak konuşsalar, ses çıkarsalar, hatta bağırıp çağırsalar bile, özel hayatlarında veya girdikleri sivil toplum örgütlerinde faaliyet içerisinde bulunurken, başkalarının sözlerinden bir anlam çıkartmakta zorlananlardır. Özellikle de onların geçtiği toplumsal cinsiyet eğitiminden geçmemiş insanların konuşmalarına sanki dilsiz ve sağırmışçasına maruz kalırlar. Başkalarının kurdukları cümleler onların etrafını sarar, kulaklarından, ağızlarından içeri girer ama zihinlerinde çözümlenemez, bir eleştiriye tabi tutulamaz. Eleştirinin sınırları, düşüncenin sınırları zaten çoktan önceden çizilmiştir. Başkalarının sözleri, onların içinde yaşadıkları, nefes aldıkları ama özneleşemedikleri dünyanın atmosferini oluşturur. Kekelercesine o sözcükleri tekrarlar veya ona çok benzeyen şeyler söylerler. Bu sayede ataerkilliğin ilericilik gibi görünen güncellenmiş bir çeşitlemesi içerisinde bir konum, bir paye kazanırlar. Ataerkil pazarlığa bu da dahildir.

Hele soludukları havayı oluşturan o cümleler otorite konumuna yerleştirdikleri biri tarafından söylenmişse, onun karşısında, tıpkı bir hayran gibi, her söylediğini olumlayan edilgin bir konum alırlar. Artık bir sözü kurmak veya bir eylemi başlatmak şansları yoktur. Sadece izin verilen şeyleri yaparlar, son derece kullanışlı hale gelmişlerdir. Kendi sözlerini kaybettikleri için bağımlı oldukları otoriteye tepki verirler sadece. Onun tüm güçlü olduğuna ilişkin inançları içinde bulundukları gerçekliği görmelerini engeller, o küçücük dünyalarında gerçekliğin yerini alır. Hatta iktidar konumunda bulunan kişinin onlara bir güç aktardığı yanılsamasına kapılırlar. Eylemlerini ve düşüncelerini yöneten kişinin herkesin anladığı ortak anlamlar taşıyan sözcüklerle konuştuğu akıllarına dahi gelmez. Buyurgan otorite onlara gerekçeler veya sebepler sunmaz. Bir şeyin neden yapılması gerektiğini açıklamaz. Neyin yanlış neyin doğru olduğunu söyler ama o şeyin neden doğru neden yanlış olduğunu söylemez. Keyfi ve öngörülemez bir biçimde, sadece mutlak itaat bekler.  

Sessiz kadınların davranışlarını kendi düşünceleri ve zihinsel temsilleri değil, otorite gibi gördükleri kişinin buyrukları belirler.  İçsel ve dışsal tüm akli faaliyetten kopmuş oldukları için herhangi bir konuda tek başlarına karar veremezler. Dürtüsel davrandıkları zamanlar hariç, eylemlerini o otoritenin yönetmesi gerekecektir. Zaten bu ilişkide onlarda kendilerine söylenen bir şeyi anlayabileceklerine veya doğru hatırlayabileceklerine ilişkin bir güven de kalmaz. Bilen özneler olarak erimekte oldukları için, anlattıkları deneyimler de kurgulanmış ve onların ağızlarına verilmiş deneyimlerden ibarettir. Tek başına bir ahlaki değerlendirme yapma yetisi devre dışı kalmıştır. Hayata bakışları dünyayı kutuplaşmış bir biçimde gösterir; başkaları kazanırsa onlar kaybedecektir; onlar kazanırsa başkaları kaybedecektir. 

Sessiz kadınlar kendine ilişkin bilginin başkalarından geldiğine inanırlar. Utancın ve fikirlerini söyledikleri zaman onları itibarsızlaştıran erkekliğin onlara öğrettiği bir şeydir bu. Oysa bir kadını güçlendiren şey, kendisi hakkındaki bilgiyi kendi kendine elde ederek konuşabilmek için hayatındaki otoritelere mesafe almaktır. 

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.