Haftalık Bağımsız Gazete 21 Kasım 2017

Hasanpaşa’da avangart sanat!

Çok yönlü sanat insanı, Kadıköylü Ayşegül Sönmez’in Hasanpaşa’da kurduğu ‘’Sanatatak Eğitim’’, avangard sanat derslerinin verildiği yeni nesil bir sanat okulu…

Hasanpaşa’da avangart sanat!
Gökçe UYGUN

Gün geçmiyor ki Kadıköy’ün sakin mahallerinden Hasanpaşa’da sanatla alakalı enterasan bir yer açılmasın. İki tiyatro, bir yoga merkezi ve bir insansız sirke ev sahipliği yapan mahalle, sanat insanlarının tercih ettiği bir yer haline gelmeye başladı.

Onlardan biri de, heybesinde pek çok titri barındıran Ayşegül Sönmez. Kendi tanımıyla gazeteci- yazar-sanat eleştirmeni-bir nevi sanatçı ve özetle kültür sanat üzerine düşünen biri. Uzun yıllar, başta Milliyet olmak üzere pek çok mecrada gazetecilik, muhabirlik, köşe yazarlığı, editörlük yapmış. Bundan 5 yıl öncesine denk gelen bir zamanda,  ana akım medyada kültür sanat haberlerinin azalıp bu haberlerin ekonomi sayfalarında rakamlara  indirgenerek yer almaya başladığını fark etmesiyle, usuna düşen bir seziyle birlikte bir şey yapma gereğini duymuş. Ve  –bir gazetedeki köşesinin adından ilhamla- Sanatatak.com’u  kurmuş. Ofisi Moda’da bulunan, dijital bir kültür ve sanat gazetesi olan Sanatatak’ı var ediş motivasyonunu şu sözlerle anlatıyor Sönmez; ‘Bağımsızlık için, kendim için, genç sanatçılar için, sanat öğrencileri için… Hepimiz içi kurdum. Ki zaman içinde ne kadar haklı olduğumu da gördüm. Radikal kapandı, gazeteler sanat sayfalarını birer birer iptal ettiler.’’

Yeni nesil sanat alanı

Bağımsız bir platform olan Sanatatak’ta, sanatla ilgili türlü türlü yazılar, röportajlar, eleştiriler, çeviriler yer alıyor. Organik de bir yapı zira zamanla sitenin okuyucuları aynı zamanda site yazarına da dönüşmüşler. Hatta bu yazarlar sonradan da eğitmene dönüşüp, bundan yaklaşık 1 yıl önce vücut bulan ‘Sanatatak Eğitim’de ders vermeye başlamışlar. Hasanpaşa muhitinin işlek sokaklarından Ali Ferruh Sokak numarada 8’da konuşlanan  Sanatatak Eğitim, sanatla ilgili türlü etkinliklerin yapıldığı bir nevi yeni nesil sanat üretim/öğrenim alanı… Burada sanat, sinema, yazarlık, internet gazeteciliği, sosyal medya ve dans gibi birçok alanda eğitimler verilmekte.

Sofistike dersler….

Özel bir üniversitede 6 yıldır sanat dersleri vermekte olan Ayşegül Sönmez, ‘’Ülkemizin eğitim sistemi malum... Oysa eğitim çoğulcu, heterojen ve çok çeşitli olmalı. Üniversite gibi büyük kurumlarda bunun yakalanması zor. Biz Sanatatak Eğitim’de bunu yapmaya gayret ediyoruz. Misal burada yunan besteci Xenakis ile ilgili bir eğitim de alabilirsiniz, Games Of Thrones üzerine de…  Aşırı sofistike, avangart dersler yapıyoruz.. Yani burası genel sanat eğitimini tamamlayan bir yer. Çorbada bizim de tuzumuz olsun misali…’’diye konuşuyor.

Peki eğitimlerin temaları neler? Sönmez yanıtlıyor; ‘’Çağdaş sanat, resim, sinema, edebiyat müzik...  Fakat bu temalar çok net ve kategorik değil. Hayatın akışı içinde şekilleniyor. O akışta ne gözümüze çarpıyorsa onu ele alıyoruz. Birlikte çağa bakıyoruz… Mesela ‘tek dersler’ yapıyoruz gündemi koklayıp güncele bakarak.  Önümüzdeki aylarda, 15. İstanbul Bienali’ sonrasında, ‘post bienal sendromu’ adında. Açık bir masa etrafında toplanılacak, dileyen herkes bienale dair görüşlerini anlatacak’’

İleri yaştaki sanat tutkunlarından liseli gençlere dek geniş bir skalada takipçisi olan Sanatatak Eğitim’deki derslerin çoğu ücretsiz. Bunu nasıl sağlıyorlar? Sönmez yanıt veriyor; ‘’Küçük destekler buluyorum ben derslere. Amacım mümkün olduğunca kişinin derslerden faydalanabilmesi. Bu vesileyle derslere destek olmayan sponsorlara da sesleniyorum.   Eğer destek bulamayıp da dersi ücretli düzenlemek zorunda kaldıysam bile, Sanatatak Yayınları’ndan kitap hediye ediyorum’’

 ‘Sanat okulu’ ütopyası

Ayşegül Sönmez’in, Belçika’da yüksek lisans öğrencilerine yönelik bir sanat okulu tecrübesinden sonra, bir de hayali olmuş; ‘Sanatatak Okul’. Kış aylarında Hasanpaşa’da devam eden, yaz sezonunda Datça’ya taşınan, çoğulcu bir müfredatın olduğu, minimal, avangart bir okul projesi...

HASANPAŞA DOWN TOWN!

Kendisi de doğma büyüme Kadıköy sakini olan Ayşegül Sönmez, düzayak girişli, yeşil ve ferah arka bahçeli bu mekana ve Hasanpaşa’ya dair şunları paylaşıyor;

  • Babam da hasta Kadıköylüydü.  ‘Karşı yakaya ne kadar az  geçersem o kadar mutlu oluyorum’ derdi. Tabi o zamanlar ben ‘Off ne kadar sıkıcı!’ derdim. Şimdi aynı durumdayım!  Haftada en fazla 2 kere geçiyorum karşıya ve koşarak geri dönüyorum. Ütopyam Kadıköy’den  hiç çıkmamak… (gülüyor)
  • Keşke buradan hiç çıkmamamızı sağlayacak bir sanat ortamı kurulabilse. Kadıköy’de çok fazla kafe var. Bunların en azından bir kısmı sanat galerisi olmalı bence. Her haftasonu Moda’ya 3 milyon kişi geliyormuş, bu kişilerin en az 30 galeri geziyor olması lazım. Kültür sanat üreticileir ve yerel yönetim bu potansiyeli değerlendirilmeli,  planlamalı.
  • Hasanpaşa’yı pek seviyorum, böyle bir down town (şehir merkezi anlamındaki Amerikan terimi) havası var... (gülümsüyor). BurasI gerçek bir mahalle. Tophane gibi değil mesela. Orada entegrasyon, karşılıklı bir uyum yakalanamadı. Oradaki sanatçılar/galerilerle ilgili yaşanan o kötü olayları anımsarsınız.  Burada öyle bir şey olmaz. Kadıköy’de bir özgürlük geleneği var. Bence orada dışarıdan bir müdahale vardı.  Burada öyle değil. Zaten burada, burada yaşayanlar var sadece.
  • İnsan ilişkisi kurmak o kadar basit ve sade ki aslında, binlerce parametresi yok. Yemek yaparken tüpünüz biterse komşudan alırsınız, o tüple pişen yemekten de bir kap komşuya verirsiniz. Eline sağlık ders, afiyet olsun dersiniz. Bu ne kadar zor olabilir ki. Mesela yan dükkandaki kahvenin sahibi, kahveye kütüphane kurmaya niyetlenmiş. Hatta benden kitap rica etti. Hiç öyle bir yönlendirmemiz de olmadı, kendiliğinden gelişen bir şey.
  • Zaten biz etkinliklerimizi açık kapı yapıyoruz. Perdeler de kapalı olmuyor. Dileyen mahalleli gelip dinleyebiliyor. Bazen bir derse uğrayıp 10 dakika filan katılanlar oluyor.
  • Burada Hasanpaşalılara iyi bir komşu olmaya çalışıyoruz. (Bienal’e de gönderme yaparak) Hatta ‘iyi bir komşu’ temasını taşıyan 15. İstanbul Bienali’ne paralel olarak burada ‘Komşuda Pişti’ serisi yapıyoruz. Her seferinde bir sanatçı şef oluyor. Kendi yemeğini burada pişiriyor, yemekli sanatlı sofrasında da sanatçı dostlarını ağırlıyor. Mesela oyuncu Nalan Kuruçim aşure pişirdi geçenlerde. Hatta o sırada tüp bitti, berber Erdal beyin piknik tüpünü ödünç alıp arka bahçede pişirdik aşureyi. Sonra da tüm mahalleye dağıttık.

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.