Haftalık Bağımsız Gazete 29 Şubat 2020

Göklerin Hürkuş’u bu kez sahnede

Türkiye Cumhuriyeti tarihinin efsane pilotu, Türkiye’nin ilk sivil hava yolunu kuran, hayatını havacılığa adayan Vecihi Hürkuş’u anlatan “Ben Vecihi Hürkuş” adlı tiyatro oyunu seyirciyle buluşuyor. Yönetmen Yasin Çetin, “Onun gibi şahane bir insan daha iyi tanınmalı” dedi

Göklerin Hürkuş’u bu kez sahnede
Gökçe UYGUN

Daha önce  ‘Hürkuş: Göklerdeki Kahraman’ diye beyazperdeye aktarılan,  keza ‘Bir Tayyareci: Vecihi Hürkuş’ adıyla da tiyatro oyunu yapılan Türk havacılık tarihinin en önemli isimlerinden Vecihi Hürkuş, ikinci kez sahnenin konuğu oluyor. Tekamül Tiyatrosu’nun oyunu “Ben Vecihi Hürkuş” seyirciyle buluşuyor. 12 kişilik ekibin sahnelediği oyunda, Ensar Kaplan, Ziya Öztürk, Sevim Erdoğan, Özgür Uysal, Oğuz Cabir Arslan, Mustafa Çeğindir ve Orkun Başarır rol alıyor.

Biz de oyunun yazarı-yönetmeni Yasin Çetin’le konuştuk.

  • Önce sizi ve tiyatronuzu tanıyalım.

15 yıldır profesyonel tiyatro yapan, eğitimini bu alanda alan, ilkokuldan itibaren sahnelerde olan bir tiyatro hizmetkarıyım. Tiyatromuzun adından da anlaşılacağı gibi Türkiye tiyatrosunun gelişimi için okyanusta bir damla olabilme gayreti içerisindeyiz. Yaptığımız tüm oyunlarda da bu hassasiyeti gözetiyoruz. Bir kere her yıl olmazsa olmazımız bir yerli metin üretip onu sahneliyoruz.

  • Vecihi beyin adını ilk ne zaman duydunuz? Onun hangi özellikleri/hangi yaptıkları sizi nasıl etkiledi?

Ben de birçok insan gibi çocukluğumda Ertem Eğilmez’in çektiği Şener Şen’in oynadığı Gülen Gözler filmindeki komik sahne ile duydum. Lise yıllarımda adını hatırlamadığım bir dergiyi karıştırırken ikinci defa rastladım. Fakat o filmde izlediğimizle alakası yoktu. Çok etkilenmiştim o çağlarımda. Sonra 2015 yılında yine Ertem Eğilmez’in çektiği Hababam sınıfının kız öğrencilerin olduğu versiyonu izliyordum. Kızlar sınıfa girdiklerinde kapıya bir düzenek kurarlar. Kızlar girince kovalar boşalır ve kızlar ıslanır hatırlayın o sahneyi. O sahnede Hayta İsmail’in ağzından şu replik çıkar; Biz bu kafayla yerli uçak bile üretiriz.  O replikte bende bir his oluştu. Acaba o iki filimin yönetmeninin-yapımcısının aynı olması ve bu konuyu sübliminal şekilde işlemeleri tesadüftür herhalde dedim. Ve Vecihi Bey’i derinlemesine araştırıp bir tiyatro oyunu kurgusunda birleştirerek Ben Vecihi Hürkuş oyunu metnini yazdım.

Sizi Vecihi Bey’in neyi etkiledi diye sorarsınız; her attığı adım, aldığı nefes, herşeyi derim. Düşünün savaşta uçağınız kuyruktan ateş alıyor. Uçağınız düşüyor. Yaralı olarak uçağı Ruslara teslim etmemek için memleket aşkı ile uçağın benzin deposunu delip uçağı yaralı şekilde patlatıyorsunuz. Sonra sizi esir alıp Nargis adasına götürüyorlar. Oradan bir Azeri türkünün yardımı ile yüzerek kaçıp vatana ulaşıyorsunuz. Hemen en yakın birliğe teslim olup yeni bir tayyare isteyip savaşa devam ediyorsunuz. Bunun karşılığı bir gazi maaşı bağlanıyor. O maaş da yerli uçak üretme aşkına haczediliyor. Ve hayatınız böyle sonlanır. İnanın anlatırken kelime bulup cümle kuramıyorum. Yazarken ya da söylerken bir yazar kimliğim ile özne takibi yapmakta zorlanıyorum.

  • Bu etki yüksek olmalı ki sahneye taşındınız onu. Bu oyunla amacınız/misyonunuz nedir?

İşte az evvel anlattığım gibi. Böylesine şahane bir insanın daha iyi tanınmasına gerek olduğu için sahneledik. Ama tekrarlıyorum. Oyunumuz bir kronolojik oyun ya da belgesel tadında bir şey değildir. Vecihi Bey anılarını kaleme alırken beyin kanaması geçirip hayata veda ettiği bilinir. Biz o komadayken yani sekerat anında acaba zihninde hayatın hangi anları canlanmıştır sorusu üzerinden hareketle bir hikaye ürettik. Ve bu oyunla amacımız; Vecihi Hürkuş bir insanı insanlara anlatırken bir yandan çağdaş-evrensel tiyatro estetiğini reji, ışık, dekor anlayışı ile insanlara sunup onlara iyi bir tiyatro deneyimi yaşatmak.

  • Peki oyunu nasıl kurguladınız? Koca bir hayattan bahsediyoruz…

Beyin kanaması geçirip komaya girdiği esnada ölmeden önce acaba hayatının hangi kesitleri nasıl gözlerinin önünden geçmiştir? Yaşadığı trajikomik olaylar, engellemeler, ya da mutlu olduğu anlar hayatının son dakikalarında beyninin derinliklerinde nasıl canlanmıştır? İnsanoğlu son nefesinde hep doğruları sayıklar denilir. Acaba Vecihi Hürkuş'un haykırmak isteyip haykıramadığı son nefesinde sesinin çıkmasına gücünü yetiremediği doğrular nelerdir?  Bunların üzerine kurulmuş bir hikaye ile karşılaşacak seyircilerimiz.

  • Hürkuş’u nasıl çalıştınız peki? Provalar nasıl geçti mesela?

Bizim için hem keyifli hem de zorlu bir süreç oldu. Çünkü oyunun atmosferini ve metin içerisinde kişileştirmeleri sağlamlaştırabilmek adına yarı yarıya eski Türkçe sözcükler kullanmalıydık. Ve kullandığımız terimlerin bazıları bugünlerde çok bilinen terimler değil. Dolayısıyla bunun hem dramaturjik çalışmalar hem de metnin tamamının dönem ve dramaturjik çalışmalar oyuncular açısından zorlu ve değişik deneyim oldu. Oyuncularımız, bu oyunun entelektüel anlamda kendilerine bu oyunun çok farklı bir deneyim kattığını ifade ediyorlar.

  • Dolu dolu geçen bir ömrü, bir oyuna sığdırmak zor olmadı mı?

Evet. İşte asıl mesele buydu. Oyunu yazmaya niyetlendiğimde tüm hayatına vakıf olmama rağmen 1 sene kalem oynatamadım. Aşağı çevirsem olmuyor, yukarı çevirsem olmuyordur. Hep bir yerden açık kalıyordu. Bir gün oyunun şuan ki metnini oluşturan dramatik çatısını kurabilmemle problem hallolmuş oldu. Çatıyı kurduktan sonra o heyecanla masa başından insani ihtiyaçlarım hariç hiç kalkmadan 3 günde yazdım oyunu. Üçüncü günün sonunda “son” yazıp o noktayı koyduğumda dünyanın en mutlu adamı bendim.

  • Oyunun galasında ‘hayatında az da olsa olayları sorgulayan herkesin biraz Vecihi Hürkuş olduğunu’ söylemişsiniz. Bu cümlenizi biraz açar mısınız?

Evet güzel soru. Tarihe adını altın harflerle yazdırmış sanatçı, düşünür, aydınların ortalama ömrü 35-45 arasıdır. Birçoğunun çevresindeki kişiler tarafından bu sanatçılar ruhsal sağlık sorunları yaşadığı dillendirilmiştir. Aslında orada gerçek ruh sağlığı yerinde olmayan kimlerdir tartışılır ama Vecihi Hürkuş da böyle bir insandır. Neden biz yapmayalım demiştir. Ve başına bunlar gelmiştir. Sadece Vecihi Hürkuş değil oyunda Nuri Demirağ da vardır. Soyadını memlekete döşediği tren yolları sayesinde almıştır. Ziraat Bankasında bir memurken sisteme ve mevzuata aykırı davrandığı düşündüğü için Nuri Demirağ olmuştur. Vapurlar yetersiz kalacak gelin Boğaza köprü yapalım demiş. Gerek yok demişler. Yıllar sonra yapmak zorunda kalmışlar. Tarım gerileyecek. Sulama kanalları yetmeyecek. Gelin Keban’a baraj yapalım demiş. Yok gerek yok demişler. Yıllar sonra mecbur kalınmış yapılmış. Ama Nuri Demirağ’a her yok dediklerinde o adamın yaşadığı yalnızlığı ve çaresizliği düşünebiliyor musunuz? Düşünün başkaları düşünmezken siz düşünüp akıl ediyorsunuz. Başkaları buna inanmıyor size yok diyor. Ama günü gelince yapılıyor. Bunun farklı türevleri düşünen her insanın başına farklı biçimde gelmiştir. O yüzden düşünen herkes aslında biraz Vecihi Hürkuş’tur.

  • Hürkuş’la ilgili filmi ve oyunu izlediniz mi?

Maalesef ikisini de izleyemedim. Fakat biz oyunu sahneledikten sonra hem filmin hem de diğer tek kişilik oyunun yapımcılarıyla telefon görüşmeleri gerçekleştirdik. Çünkü onları görünce ben mutlu oldum. Keşke bu konu ile alakalı daha çok film ve oyun yapılsa. Çünkü ne kadar çok bu konuyla alakalı işler yapılırsa o kadar daha çok geniş kitlelere ulaşır ve kamuoyu oluşur. Bunun bilincindeyiz.

  • Geçenlerde, Hürkuş’un memleketi Kadıköy’de oyunu ücretsiz sahnelediniz. Oyunun önümüzdeki takvimini iletir misiniz? Hürkuş’un Kadıköylü hemşerileri ne zaman izleyebilecek?

İstanbul Büyükşehir Belediyesi, İstanbul’da her ay yaklaşık 50 kadar kültür merkezinde 120 civarında oyun sahneletiyormuş. Bir temsil de bizim yapmamız istendi. O şekilde Vecihi Hürkuş’un semtinde oynama şansımız oldu. Tarihler şöyle;

06 Ocak 2019 Saat 20:00 Üsküdar Bağlarbaşı Kültür Merkezi

17 Ocak 2019 Perşembe Saat 20:00 Profilo Avm Kültür Merkezi

27 Ocak 2019 20:00 Kartal Hasan Ali Yücel Kültür Merkezi


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.