Haftalık Bağımsız Gazete 14 Kasım 2018

Sayın Sonbahar, maalesef 3 ay ömrünüz kaldı…


Fatih SOLMAZ

Fatih SOLMAZ

Okunma 06 Eylül 2018, 15:42

Sonbaharın ilginç yanlarından biri de ‘Pastırma Yazı’ denen mevsimsel ara sıcaklardır. Neden pastırmadır ismi, çünkü pastırmaların kurutulması bu dönemde yapıldığı içindir. Bu ara sıcaklık döneminde Kayserili güneşte pastırmasını kuruturken,  Şaşkınbakkallı birisinin de aman tam fırsatı, hem fiyatlar uygun hem de daha sakindir diyerek güneye tüyüp kendi vücudunu şezlongda güneşe pastırma gibi sermesi de yine aynı ülkenin nüfus cüzdanına sahip insana aittir. O değil de; Kayseriliye kurnaz derler hani. Pastırma yazından yararlanma şekline göre hangisi daha kurnaz oluyor bu durumda bilemedim?

Şezlonglarda bu sene kitap yerine; Ipad, cep telefonları hâkimiyeti vardı. Ve genelde de onediyo, bunediyo gibi sitelerde ne kadar neysiniz anketleri. Kim, hangi kritere, hangi doğru verilere göre hazırlıyorsa bu anketleri ben bir anket sonucunda Yıldız Tilbe çıktım. Evet. Eskiden anketlerden üstün zekalı, normal zekalı, muhafazakar, romantik, realist, adrenalin sever, vb çıkarken şimdi Yıldız Tilbe olarak çıkıyorsunuz!

Ha, anket şu şekilde olsa yine, tamam diyeceğim. ‘Ne kadar Kartal Tibet’siniz Testi’, ‘Kartal Tibet’ misiniz?  a-) Evet. b-) Hayır.  Bu test bile 16 adet birbirinden alakasız sorunun sonunda Yıldız Tilbe çıkmaktan daha mantıklıdır bana göre. Son baktığımda ‘Hangi ayakkabısınız?!’ testini görüp, bir daha asla hiçbir testi asla denememe kararı aldım.  Bana göre bu testler; olaysız, sorunsuz, mevzusuz, dertsiz Norveç insanına göre…

Sonbahar; sadece okul tatilinin bittiği değil, aynı zamanda adli tatilin de sona erdiği mevsimdir. Adli tatil deyince; bir adliye deneyimimde mübaşir taraflardan birinin şahidi olarak; ‘Ayşegül amca!.’ diye bağırdığında, salona genç bir kadının girmesine bir çok açıdan şaşırmıştım.

Birincisi Ayşegül amca erkek değil kadındı, ikincisi Ayşegül amca; amca denilecek yaşta da değildi. Sonra anladım ki, ‘Amca’, Ayşegül hanımın soyadıydı.     

Ve sonbaharla birlikte sinema ve televizyonların yeni yayın sezonu da açıldı.  

Magazin programlarını özellikle izlemeyen, uzak duran bir tanıdık; gerekçe olarak şöyle bir şey dedi; ‘Hafıza kapasitesi belli olan beynimi hiçbir işime yaramayacak, gereksiz magazin bilgileri ile doldurarak, kalp krizi geçiren birine ilk yardım nasıl yapılır bilgisini sileceğim belki de? Belli mi olur beynin yeni bir bilgiyi hafızaya kaydederken neyi sildiği?’ 

Hımm dedim içimden. İyi de günün birinde etrafımda biri kalp krizi geçirecek, ben de ona masaj yaparak onu hayata döndüreceğim diye; sıkıcı didaktik bir hayat yaşamak iyi bir fikir mi acaba?

Hem ya beni birileri kaçırıp da; ‘Ya Seda Sayan’ın kaç evlilik yaptığını söylersin ya da seni öldüreceğiz!’ derse bir gün?!

Kısmetse olur adı altında; genç kızları, erkekleri bir odaya toplayıp, acaba hangisi hangisiyle evlenecek izleyin bakalım türü programlar da demode olduğunda yaşlıları bir odaya toplayıp; her hafta birinin ölmeyi başararak saten kefen takımı, mevlit, manzaralı mezar ödülü kazandığı ‘Kısmetse ölür’ türü programları da görmek, hiç olmayacak bir fantezi değil bu deli dünyada…

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
ekrem - 2 ay önce
hahahahahahhaha...zihninize sağlık üstad
Avatar
ebru gunay - 2 ay önce
çok komik yazı olmuş