Haftalık Bağımsız Gazete 22 Kasım 2017

Şarkılı Kadıköy Tarihi – 9: Mahallenin buluşma noktası PlaKadıköy


Murat MERİÇ

Murat MERİÇ

Okunma 08 Eylül 2017, 09:53

2017 başından beri bu köşede Kadıköy’ün “şarkılı” tarihini yazıyorum. Başlamadan önce yaptığım ilk iş, mahalleden geçen müzisyenleri hatırlamaktı. Aklıma gelen ilk isimlerden biri, Bülent Ortaçgil oldu. Tefrikanın 4. nüshasında onu anlatmaya çalıştım. Bir diğer isim, hâlâ yazmadığım Gaye Su Akyol. Elbet yazacağım çünkü önemli kırılma noktalarından biri . Yaz başında tefrikaya küçük bir nefes aldırmış, mahalleden söz eden şarkılardan bahis açmıştım. Bugün, bir nefes molası daha veriyorum zira mahallenin önemli buluşmalarından biri bu hafta gerçekleşiyor: Kadıköy Plak Günleri. İlki, geçtiğimiz yıl yapılmıştı. Kadıköy Belediyesi’nin şahane “hizmet”lerinden biri. Bu yıl, yine aynı mekanda [Moda’da, Kadıköy Meslekî ve Teknik Anadolu Liseli bahçesinde] pek çok plakçı, plakseverlerle buluşmaya hazırlanıyor.

Düzenleyenler, “Kadıköy’ün ve İstanbul’un müzik kültürünü, müziğin ritmi içinde saklı kalan hafızasını açığa çıkartmak, plak atmosferini yaratan tüm bileşenleri bir araya getirmek hedefiyle” bu buluşmayı gerçekleştirdiklerini söylüyor. Az bile anlatmışlar: Gelenler, plakları baz alarak gerçekleşen buluşmada plaklar çevresinde dönen muhabbetlerden de nasiplenecek. Ben, “plaklarla memleket tarihi”ni anlatacağım, Mehmet Tez, Evrim Hikmet Öğüt, Yeliz, Mustafa Özkent ve Zafer Dilek, deneyimlerini paylaşacak. Bu kadar da değil: Mete Avunduk, Hakan Tamar ve Erhan Kurt, setin başına geçip plaklarını döndürecek. İki de konser var –ki yazının açılışında zikrettiğim iki isim, Plak Günleri’ne yakışır repertuvarlarıyla karşımızda olacak: Bülent Ortaçgil ve Gaye Su Akyol. İki ayrı kuşağın buluştuğu nokta bu.

Gaye, geçtiğimiz yıl plak almak için stantları dolanıyordu, bu yıl sahnede olacak. Üstelik “yuva”sında. Yuva dediğim, sahiden yuva: Kadıköy öncesinde yılın son festivallerinden biri için Bozcaada’da buluştuk, Tamirane On An Island kapsamında gerçekleşen bu buluşma sırasında muhabbet ederken, o binada çocukluğunun geçtiğini anlattı. Yıllar sonra, bir dönem çığlıklarıyla çınlattığı duvarları sesiyle çınlatacak oluşu, mahallenin kazancı. Ortaçgil’i sorarsanız, sesi, gençliğinin geçtiği sokaklarda duyulacak. İnsan daha ne ister ki?

Biraz da Kadıköy’ün plakçılarından söz edeyim… Mahalle, şanslı: Volkan Özboz’un DipSahaf’ı, yıllardır burada. Önceleri bir hanın üçüncü katında kısıtlı sayırda insanı ağırlar, satışlarını internet üzerinden gerçekleştirirdi; şimdi Moda Caddesi üzerinde Kefeli Pasajı’ndaki dükkânını bir buluşma noktasına çevirdi. Emek Can Tülüş, Beyoğlu’ndan koptu geldi, küçük ama havalı Zoltan’ı mahallenin göbeğine yerleştirdi. Az ilerisine Salih Karagöz’ün Rainbow 45’i konuşlandı –ki bugün, “yeni” plak denince akla gelen ilk isim. Sadece şahane albümlerin yeni baskılarını plakseverlerle buluşturmuyor, kendi prodüksiyonlarını da yapıyor. Mete Avunduk’un Vintage’ı, yıllardır aynı noktada. Karşısına RPM geldi. Biraz ilerisinde Can Plak, antikacılar sokağında Plakçı Hamit, Hasırcıbaşı’nda Exit, Karakol Sokak’ta Outro var. Bunlar ilk akla gelenler. Gezerseniz daha pek çok plakçıya rastlayabilirsiniz ama içlerinde biri var ki, yıllardır plak denince akla gelen ilk isimlerden: Zihni. Akmar Pasajı’na girdiğinizde dikkatinizi ilk çeken dükkân –ki yıllardır öyle. Eski/yeni aklınıza ne gelirse orada bulmanız mümkün. Uğrayın, hayatınız değişsin.

Yukarıda saydığım plakçılarla Plak Günleri çerçevesinde açtıkları stantlarda tanışmak mümkün. Sadece onlar değil ama, karşı kıyıdan gelen plakçılar da olacak bu buluşmada: Kontra Plak’tan Deform’a…

Yazıyı bitirmeden plak denen nesneden söz edeyim zira bu ara çok duyuluyor ama hâlâ bir kısım basit teknik bilgiler yanlış biliniyor. Yıllar önce, şöyle tarif etmiştim: Plaklar pikapta çalınır, bilinen hâli yuvarlaktır. Bir plato üzerinde döner ve pikap iğnesi, üzerindeki çizikleri ses olarak bize aktarır. Yaygın olarak kullanılan üç çeşit plak var: “Taş plak” olarak da bilinen 78’lik plaklar, çok sevdiğim 45’lik plaklar ve “albüm” olarak da anılan 33’lük plaklar. Bu sonuncusu ecnebi diyarlarda long-play olarak biliniyor ve LP kısaltmasıyla simgeleniyor –ki eski TDK, bunun karşılığında “uzunçalar”ı önermiş, kabul görmüştü. Bunlar dışında, yıllar önce okullarda eğitim, radyolarda yayın amaçlı kullanılan ve çoktan raflara kaldırılan 16’lık plaklar da var ama onlardan herhangi birini görme olasılığımız düşük. Ekseriyetle içten dışa çalınan tek yüzlü plaklar bunlar. Şu bilgileri de ekleyeyim: Plaklar, adlarını dakikadaki devir sayısından alıyor. 45’lik plak, 1 dakikada 45 devir atar, 33’lük 33 devir. 78’likler en hızlı dönenlerdir, 1 dakika içinde 78 kere dönerler. En doğal sesi bize ulaştıran onlar. Gramofonlarda dinlenirler. Gerçek bir gramofonda dinlediğinizde, söyleyenin yanınızda olduğu hissini uyandırırlar; etkileyicidirler. 45’likler küçüktür, 33’lükler ise büyük. Bu nedenle halk arasında “küçük plak” - “büyük plak” olarak ayrılırlar. 45’liğin her iki yüzünde, ekseriyetle birer şarkı bulunur; 33’lükler, kasetler gibidir: İki yüze beşer altışar şarkı alır. Plak olayını bitiren, kasedin icadı ve yaygın olarak kullanılmaya başlaması. Plaklarla birlikte, onları dinlediğimiz pikaplar da rafa kaldırılmıştı. Neyse ki yakın dönemde hepsi geri geldi. Şimdi, eski plakların yanına yeni baskı plakları koyabiliyoruz. Pek çoğu dertli ama olsun, plak her dem güzel.

Son bir tüyoyla yazıyı bitireyim: Plak alırken dikkat etmemiz gereken, üzerindeki çizikler. Müzik dinlemeyi zorlaştıracak tek şey bu: Kimi derin çizikler iğnenin atlamasına ve takılmasına sebep olabiliyor. Yüzeyde gözle görülür derin çizikler varsa ve matlaşmışsa, plak dinlenemezliğe daha yakındır. Onlardan uzak durun, diğerlerini alın ve keyfinize bakın.

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.