Haftalık Bağımsız Gazete 24 Ekim 2017

Şarkılı Kadıköy Tarihi – 10: Mahallenin şarkılı şairi Bedri Rahmi Eyüboğlu


Murat MERİÇ

Murat MERİÇ

Okunma 06 Ekim 2017, 08:23

Kadıköylü şarkıcılardan söz ederken Erol Evgin’i anmamak olmaz: Yürüyüşüne Moda’dan başlamıştır. Moda Deniz Kulübü’nde verdiği “amatör” konserler bir yana, ilk topluluklarından birine Moda 5 adını koymuştur. ‘70’li yılların tartışmasız “yıldız”ıdır; genç kızların evlenmek istediği, benim gibi çocukların büyüyünce olmak istediği isimdir. Büyüdüm, Erol Evgin olamadım ama onu hep çok sevdim. O kadar ki siz bu satırları okurken ben Erol Evgin seven sevdiceğimle onu konserde izliyor olacağım. Hâlâ konser veriyor, evet ve hâlâ büyük yıldız!

Çok sevdiğim şarkılarından biri, 1984 yılında yayımlanan, kendi adını taşıyan albümünde karşımıza çıkan “Sitem”: “Önde zeytin ağaçları arkasında yâr / Sene 1946 / Mevsim / Sonbahar” diye başlayan o şahane şarkı… Yekten vurarak ilerler: “Yâr yâr!.. Seni kara saplı bir  bıçak gibi sineme sapladılar” Bir Bedri Rahmi Eyüboğlu şiirinden bestelemiş. Ortaokul yıllarında İzmit’te izlediğim bir konserinde (bugün artık aramızda olmayan arkadaşım Cüneyt’le) kendimi sahneye atmışlığım ve bu şarkıyı istemişliğim var. “Sonra” demişti, söylememişti ama olsun, ilerleyen yıllarda konserlerinde bu şarkıyı çok dinledim.

Şarkının beni derinden vuran yanı, şiiri. Dinlediğim yıllarda bunun sahiden bir şiir olduğunu bilmiyordum. Üniversite için Ankara’ya geldiğimde öğrendim. Bedri Rahmi Eyüboğlu adını, lise kitaplarında da yer alan “Karadut”tan biliyordum ama ilişkiyi kuramamıştım. Ne zaman ki “şair”in peşine düştüm, “Karadut” kitabında, hem de kitaba adını veren o meşhur şiirden hemen sonra “Sitem”e rastladım. İtiraf edeyim: “Şair”i onunla tanıdım, bu şiiri okuduktan sonra ilerledim. İyi ki ilerlemişim çünkü artık vazgeçilmezlerimden biri.

Bedri Rahmi Eyüboğlu, mahalleli. Kalamış’ta, Manolyalı Sokak No.8 adresinde ikamet ediyor. Müziğe, en çok türkülere tutkun –ki şiirinde ve resimlerinde izlerini görmek mümkün: Kendine has bir tarzı oluştururken beslendiği en büyük kaynak Anadolu folkloru. Âşık Veysel’in peşinden gitmiş, ona bir teyp makinesi almak için kolları sıvamış. Onun portresini de yapmış. Gördüğüm belki de en güzel tasvir!

1952 yılının 8 Ekim günü yani Gazete Kadıköy’ün elinizde tuttuğunuz nüshasının yayımlanmasından tam 65 yıl iki gün önce, Sivrialan’dan yazılmış Âşık Veysel Şatıroğlu imzalı bir mektup var. “Sayın Bedri Bey” diye başlıyor ve şu cümlelerle devam ediyor: “Parayı aldım. Mektup yazamadığımın sebebi elimden gelmeyişidir.” Belli ki köyde çekilen film sonrası oluşan küçük bir yanlış anlama üzerine kurulmuş mektup, ozan onun düzeltilmesini istiyor. Bir de ricası var: Köyün başöğretmenini filmde oynatmak. Gönül gözüyle gören şahanenin bu ricası bile o kadar sakil, o kadar güzel ki…

Bedri Rahmi Eyüboğlu, Anadolu’dan beslendi, şiirinin nirengi noktası olarak türküleri belirledi. 1953 yılının Eylül ayında Varlık Yayınları tarafından basılan “Cânım Anadolu” adlı kitabında pek çok türkü hikâyesi anlatır. “Geçen yaz bir türkü ile beraber seyahate çıktık!...” cümlesiyle başlayan yazı, Galata’dan İzmir’e yapılan bir yolculukta, “Fosforlu Cevriyem”in kendine nasıl eşlik ettiğini anlatır. Dahası, her gittiği yerde bu türküyle karşılaşmasını bir işaret olarak görür. İnceden sitemini de unutmaz: “Onu bazı yerlerde tanınmayacak kıyafetlerde gördüm. Kelimeleri altüst olmuş. Araya olmıyacak mısralar karışmış. Bestesine, bambaşka sesler yerleşmiş, kafiyeleri perişan, fakat fosforlu olmasına fosforlu!” Kitabı bir şekilde bulursanız, okumanızı tavsiye edeceğim yazı, “İnsan Kokusu” başlıklı olan. Türkülerin nasıl da güzel olduğunu, örnekleriyle anlatıyor.

Müziğe tutkun demiştim Bedri Rahmi için, müzik de ona tutkun. En bilinen şiirlerinden biri, ilk kez 1969 yılında “Karadut 69” başlıklı toplama şiir kitabının içinde karşımıza çıkan “Bigüzel” adlı “kitap”ta rastladığımız “Zindanı Taştan Oyarlar”. Bilinme sebebi, ondan bestelenen bir şarkı. Adından değil, dizelerinden tanırsınız: “Sılanın ufak tefek yolları / Ağrıdan sızıdan tutmaz elleri / Tepeden tırnağa şiir gülleri / Yiğidim aslanım aman burda yatıyor” Şairin “yiğidim” dediği, bir başka şair: Nâzım Hikmet. Şiir, Zülfü Livaneli bestesiyle kitlelere ulaştı, Uğur Mumcu’dan Atatürk’e pek çok isme uyarlandı.

Şüphesiz Bedri Rahmi Eyüboğlu demişken her yerde karşımıza çıkan “Karadut”u unutmak olmaz. Hüveyda Evis’ten Cem Karaca’ya, Fatih Kısaparmak’tan Gülden Karaböcek’e pek çok insan tarafından seslendirildi. Onun tanınmasında büyük etkisi oldu. İkisi birbirinden ayrılmaz –ki istediği biraz da buydu. Unutamadığı “Karadut”u için yazdığı bu şiir, sadece onu değil hatırasını da bugüne taşıyor.

Şarkılı Kadıköy Tarihi’nde bu ay bir şairden söz ettim. Şiiri şarkı, şarkısı şiir olan bir şair. Mahalleli. “Kardeş Mektupları”ndan “Gece Yarısı”na kitaplarını bulduğunuz anda kaçırmamanız gereken bir şahane. Sadece şiiri değil, yazıları da önemli. Resimleri derseniz zaten yaşama sevinci!

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.