Haftalık Bağımsız Gazete 14 Ağustos 2020

“Sanat bizim coşkulu protestomuz”*


Begüm KAKI

Begüm KAKI

Okunma 07 Temmuz 2020, 17:14

begumkakii@gmail.com

Bir düşünelim! Kültür sanat kurumlarının birbirine komşu olduğu caddeleri, bir tiyatronun açıldığı mahalleye kattığı değeri, insanları bir araya getirme gücünü... Bugün İstanbul’da kaç tane alışveriş merkezleri içine hapsolmayan, kapısı sokağa açılan bağımsız sinemamız kaldı, kaç tane tiyatro sahnemiz var böyle, peki ya konser salonları? Her geçen gün yitirdiğimiz, bizi sanatla buluşturan bu mekânlar bugün, salgınla beraber faaliyetlerini durdurdukları hâlde nasıl hayatta kalıyorlar ya da kalabiliyorlar mı? 

Dört ay önce tüm dünyayı abluka altına alan koronavirüsle beraber kamusal alanları terk edip hayatta kalma refleksiyle kabuğumuza çekildiğimizde gerimizde çok sevdiğimiz, sanatla buluştuğumuz mekânları “yalnız” bıraktık. Özellikle devlet destekli olmayan özel kurumlar/işletmeler kiralarını, vergilerini sahneleyemedikleri oyunların olmayan gelirlerine rağmen faaliyetlerine devam ediyormuşçasına ödemeye devam ediyorlar. Konuyu bu noktadan sonra “özel tiyatrolar” özelinde konuşalım. Temmuz ayı itibariyle alınan kararlar doğrultusunda sinema ve tiyatro salonları “sosyal mesafe ve hijyen kuralları” önlemleriyle açıl(ma)dı. Vaka sayılarında iç rahatlatan bir gidişat olmadığı için bu karara karşı özel tiyatroların tavrı faaliyetlerine başlamama yönünde oldu. Hem sağlık açısından tehlikeli olacak hem de yarı kapasiteyle oynanacak oyunların tiyatroların giderlerini daha da arttıracağı için önümüzdeki sezona, belki yıla kadar da kapıların açılmayacağı ön görülüyor.

Geriye dönüp baktığımızda bu geçen süreçte özellikle özel tiyatrolar ve işsiz kalan tiyatro işçileri maddi ve manevi zorluklarla sınandı ve bir çözüm üretilmediği için vaziyet devam ediyor. Aslında sadece Türkiye’de değil tüm dünyada kültür sanat sektöründe ciddi kayıplar söz konusu. Örneğin geçtiğimiz günlerde National Theather ciddi sayıda çalışanının işine son verdi. Ayrıca Broadway, 29 Haziran’da yaptığı açıklamada tiyatroların 3 Ocak 2021 yılına kadar açılmayacağını duyurdu. Her ülkede bu sektörün çalışanları zor durumda ve herkesin genel yönetimlerden birtakım beklentileri var. Örnek olacak bir gelişme İngiltere hükümetinden geldi, kültür sanat kurumları için 1.57 milyar sterlinlik destek paketi hazırladıklarını açıkladılar. Bu konuda mart ayında kapılarını kapatan özel tiyatrolar için bizde neler yapıldığının raporunu çıkartalım derim –eksik kalanlar için şimdiden özür dilerim- : İlk olarak hemen mart ayında Tiyatro Kooperatifi, Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy ile özel tiyatroların durumuyla ilgili bir görüşme gerçekleştirdi ve taleplerde bulundu. Bakanlık geçtiğimiz günlerde “Özel Tiyatroların Projelerine Yapılacak Yardımlara İlişkin Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik”i yürürlüğe koydu ve oyunların dijitalleşmesine yönelik bir fon hazırladı ancak bunlar belli şartları da beraberinde getirdiği için bağımsız tiyatroların pek çoğu yararlanamadı, yararlananların da yaşadığı sorunlara merhem olmadı.Bunun ardından yerel yönetimlerle yine birtakım görüşmeler yapıldı. Bu görüşmelerden hâlâ beklentileri karşılayan, tiyatroların elini rahatlatan sonuçlar alınamadığını biliyoruz. Tiyatromuz Yaşasın İnisiyatifi, tiyatro yasasının çıkması ve devletin kamu yararı için çalışan bu kurumları desteklemesi yönünde taleplerini sosyal medyadan da yürüttükleri kampanyayla azımsanmayacak bir kitlesel destekle bakanlığa sundu. Ve İnisiyatif kamuoyuna bir çağrıda bulundu. 11 Temmuz Cumartesi günü saat 17.00’de “Tiyatromuz Yaşasın” diye Türkiye’de açılmayan tüm tiyatroların kapalı kapıları önünde yarım kalan selamlarını tamamlamak için bildirilerini bir kez daha okuyacaklar. Bir yerlerden çözüm gelmedikçe tiyatrocular kendi içlerinde durumla başa çıkmaya yönelik yeni yollar aramaya devam etti. Tiyatrocular “Dayanışmanın 100’ü Şiir” adıyla bir dayanışma ağı kurdular. Bu ağdan elde edilen gelirle salgın sebebiyle işlerini kaybeden tiyatro emekçilerini desteklemek amaçlandı –hâlâ destek olabilirsiniz-. Her şeye ek belirsizliğini koruyan gelecekte tiyatroları bıraktığımız gibi bulabilmemiz için gelecekten bir bilet alabilirsiniz ve bunun için #BizdeYerinAyrı kampanyasına da destek verebilirsiniz. Ve tüm bunları yaparken, istenen sonuç çıkana kadar tiyatroların sesi olabilirsiniz.

Tek tek değil beraber olursak sağ çıkabileceğimiz bir dönemden geçiyoruz. Bu dönemde de hayatın ta kendisi ya da hayatın bir benzeri (ne derseniz deyin) olan sanat olmadan eksik olacağımızı (unutanlara) hatırlatan küresel çapta başlatılan bir hashtag var: #SanatıKurtarın #SaveTheArts. Sanatın tüm dallarında üretim yapanlar, tiyatrocular, müzisyenler, sinemacılar, ressamlar... kısacası sanat emekçileri bir açıklama yapmadan bu hashtag ile işlerini yaparken çekilmiş bir fotoğraflarını paylaşıyorlar. Niye mi? Kültür sanatın sadece “eğlence” sektörü olmadığını bu sektörün yaşadığımız hayatı anlamlı kılan, en güzel renkleri katan ve değer üreten olduğunu hatırlatmak için. 

Sahnelerden Uzakta…

Dijital tiyatro araştırmaları konusunda önemli işler yapan Platform Tiyatro’dan yeni haberler var. Mark Levitas’ın yönetiminde Roland Schimmelpfennig’in “Şov Devam Edemez” ve Wolfram Lotz’un “Olanaksız Tiyatro Üzerine Konuşma” adlı eserleri yeni medya sanatçısı Ozan Türkkan’ın yarattığı sanal ortama taşınacak. Erhan Makar’ın görüntü yönetmenliğindeki projelerde Alican Yücesoy ve Elif Ürse yer alacak. Projeler önümüzdeki günlerde Platform Tiyatro’nun YouTube hesabında yayımlanacak. 

Fiziki buluşmalar gönül rahatlığıyla yapılamadığı için dijitale taşınanlara bir yenisi daha eklendi. İlki 2019 yılında gerçekleşen İstanbul Fringe Festival bu yıl 21-27 Eylül 2020 tarihlerinde online olarak düzenlenecek. Bir önceki senede olduğu gibi yine dans, performans, tiyatro gösterilerini bulabileceğiniz, atölye çalışmalarının ve sanatçı-izleyici buluşmalarının, söyleşilerinin yapılacağı bir program hazırlanıyor. Bu yıl festival 12 yabancı, 3 yerli ekibi dijital mecralarda ağırlayacak. Gelişmeleri sosyal medya kanallarından ve internet sitesinden takip edebilirsiniz. 

Her şeye rağmen gelecek planları yapılmaya, çalışmalara sürmeye devam ediyor. Dan Brown’un çok satar romanı daha önce sinemaya da uyarlanan “The Da Vinci Code (Da Vinci’nin Şifresi)” sahneye taşınıyor. Oyun prömiyerini 3 Nisan 2021’de Bromley’de yer alan Churchill Theatre’da yapacak. İngiltere’den bir haber daha var: Sir Ian McKellen 50 yıla yakın bir zamandan sonra tekrar William Shakespeare’in “Hamlet”ine hayat verecek. 

Oscar Wilde ile başladığım gibi onunla sonlandırmak isterim: “…sahne, sadece bütün sanatların buluşma yeri değil, aynı zamanda hayatın geri dönüşüdür.” 

*Başlık ve alıntı Oscar Wilde’ın “Yalnız Sıkıcı İnsanlar Kahvaltıda Parıldar”(Çev. Özlem Alkan K, Can Yayınları, Haziran 2020, İstanbul) kitabındandır.

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.