Haftalık Bağımsız Gazete 09 Temmuz 2020

“Türkiye’de kapıdan girene bu ilaç veriliyor”

Dünyaca ünlü Lancet dergisinde 22 Mayıs’ta yayınlanan makalede, korona virüsü tedavisinde kullanılan hidrosiklorokin ilacının ölüme yol açabileceği belirtilmişti. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) de açıklamanın ardından araştırmaları durdurdu ancak Türkiye’de ilaç kullanılmaya devam ediyor

“Türkiye’de kapıdan girene bu ilaç veriliyor”
GazeteKadıköy

Fırat Fıstık

 Korona virüsünün tedavisinde kullanılan ilaçlar üzerine tartışma sürüyor. Dünyanın önde gelen bilim dergilerinden Lancet’te 22 Mayıs’ta yayınlanan bir makalede klorokin ve hidroksiklorokin etken maddelerinin korona virüsü tedavisinde kullanılmaması gerektiği, ölüm oranını yükseltilebileceği açıklandı. Bu makalede 96 bin hasta üzerinde bir çalışma yapılmış ancak çalışmanın yöntemi birçok bilim insanı tarafından eleştirilmişti. Lancet’te çıkan makalenin üzerine DSÖ de bir açıklama yaptı ve ilaçla ilgili klinik araştırmaların durdurulduğu paylaşıldı.

FRANSA’DA YASAKLANDI, BİZDE DEVAM

Ölüme yol açabileceği söylenen, örneğin Fransa’da kullanımı yasaklanan ilaç hala Türkiye’de korona virüsü tedavisinde kullanılıyor. İlaç, Bilim Kurulu’nun hazırladığı rehberde yer alıyor.

3 Haziran’daki basın toplantısında bir basın mensubunun konuyla ilgili sorusunu yanıtlayan Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, dünyada bu ilacın 20 yıla yakın bir süredir tanındığını, daha önce sıtmada, 10-15 yıldan beri de romatizmal hastalık grubunda kullanılan bu ilacın yan etkilerinin bilindiğini anlattı. Söz konusu yayınla ilgili çeşitli değerlendirmelerde bulunan Koca, şunları söyledi: "Bu yayın bazı ülkelerden bilim insanlarının biraraya gelerek oluşturduğu bir yayın değildir. Bu yayın, Amerika'da bir şirket tarafından veriler toplanarak yapıldı. Yani bu verileri bir şirket topladı, bilim insanları değil ve bu verileri yayın haline getiren de meşhur, bildiğimiz üniversitenin kalp nakli yapan hekimleri tarafından yayın haline getirildi yani enfeksiyonla ilişkisi olmayan. Hangi ülkeden, hangi hastaneden verilerin alındığı bilinmeyen bir yayından bahsediyoruz. Biz ise Türkiye olarak dünyadan farklı olarak bu ilacı farklı ve erken kullandık. Birçok ülke Çin, Amerika, Avrupa dahil olmak üzere, daha çok bu ilacı ciddi vakalarında yani geç vakalarında, yoğun bakım döneminde olan hastalarında kullandılar İngiltere dahil olmak üzere. Biz ise o dönemde bu ilacın faydasının olmadığını, bu ilacın çok erken dönemde başlanmasının gerekliliğini ve erken dönemde özellikle faydasının olacağını düşünerek başladık ve Bilim Kurulu böyle karar verdi. Bunun da faydasını gördük. Her geçen gün vaka sayımızın azalması, pnömoni oranının düşmesi, ağırlıklı burada uyguladığımız tedavi yaklaşımlarından bir tanesi olan bu ilaca bağlıydı. Sadece bu ilaç değil, bu ilaç da bunlardan bir tanesiydi."

Türkiye'de hastanelerden toplanan 1811 veride bu ilaçla ilgili kalıcı bir sorunun olmadığının görüldüğünü anlatan Koca, "Diğer hastanelerimizdeki vakaları da analiz ediyoruz. Önümüzdeki günler daha net söylemiş oluruz. Bu anlamda ölüm vakalarının bahsedildiği oranda aslı olmadığını ve daha emniyetli ve güvenilir olduğunu, erken dönemde farklı olarak uyguladığımızı ve sonuç aldığımızı söylemek istiyorum. Şu anda da kullanmaya devam ediyoruz. Bilim Kurulu da bu anlamda bir değişiklik yapmadı." diye konuştu.

Türk Tabipleri Birliği (TTB) Merkez Konseyi üyesi Dr. Halis Yerlikaya da Türkiye’de ilacın hastane kapısından giren herkese verildiğini, Sağlık Bakanlığı’nın ilaçla ilgili verileri yayınlaması gerektiğini söylüyor.

“KONTROLLÜ BİR ÇALIŞMA YOK”

Lancet’te yayınlanan makalenin metodolojik açıdan sıkıntıları olsa da önemli bulgular içerdiğinden bahseden Yerlikaya şöyle konuştu: “Bu ilacın hastalıkta etkili olduğuna dair hiçbir veri yok. Kontrollü bir çalışma yok. Ama Türkiye’de kapıdan giren tüm hastalara veriyoruz. Tekrarlıyorum sadece testi pozitif çıkanlara değil herkese veriyoruz ve bu veriler elimizde yok. En büyük sıkıntı bu. Bununla ilgili Türkiye’nin kendi verilerini oluşturması, araştırmayı paylaşması gerekiyor ama bu yapılmıyor. Bilimsel çalışma yapmak dahi izne tabi tutuldu.”

“Antibiyotik ve antivirallerle birlikte kullanıldığında bazı kötü sonuçlara yol açtığı, ölüme kadar gidebildiğine dair bulgular var ama işe yaradığına dair kesinleşmiş bir bulgu yok” diyen Yerlikaya, Türkiye’de DSÖ tavsiyesinin aksine davranıldığını anlattı: “Sonuçta bu konuda Dünya Sağlık Örgütü, araştırmaları durdurdu ama dünyada araştırmaya devam edenler var. O bilimsel araştırmaların sonuçlarını beklemek lazım. Ama bana göre hastane kapısından giren herkese verilmesi doğru değil. Türkiye’de ilacı alanlarla almayanların karşılaştırılması, bunun paylaşılması ve daha sonra kullanılacaksa kullanılması gerekiyor. Ölüme kadar giden sonuçları olabileceğine dair yayınlar var. Bu ilaçla ilgili yapılan tüm çalışmalar klinik öncesi, laboratuvar koşullarında yapılan çalışmalara dayanıyor. Klinik bir çalışma henüz yok.”

“BU VİRÜSE KARŞI BİR İLAÇ HENÜZ YOK”

TTB’nin talebi de Sağlık Bakanlığı’nın ilaçla ilgili verileri paylaşması, bilim insanlarının bunu değerlendirmesi ve bununla ilgili yayınlar yapılması. Yerlikaya son olarak virüs tedavisinde kullanılan diğer ilaçlara da değindi ve “Hiçbirinin şu anda bel bağlayacağımız ilaçlar olduğunu düşünmüyorum” dedi: “Favipiravir ve remdesivir ilaçları da antiviral tedaviler aslında. Bu ilaçlarla ilgili de çelişkili bulgular var ki bu ilaçlar sadece korona virüsünü hedefleyen ilaçlar değil. Dolayısıyla bu ilaçlarla ilgili çalışmalar da devam ediyor. Favipiravirin’in birtakım gebe kişilerde sakat doğumlara yol açtığına dair birkaç makale vardı. Japonya’da geliştirilen ve Çin’de ruhsatı verilmiş bir ilaçtı. Remdesivir için de yoğun bakım süresini azalttığına dair yayınlar paylaşıldı ama bütün bu araştırmaların sonucunu beklemek lazım. Bu ilaçlar ne mucize ilaçlar ne de sadece bu virüse karşı bulunmuş ilaçlar. Şu anda bel bağlayacağımız ilaçlar olduğunu düşünmüyorum.”


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.