Haftalık Bağımsız Gazete 18 Ağustos 2019

Evini motosikletine sığdıran bir gezgin: Gülçin Söğüt

Ona dayatılan yaşama “hayır” diyerek hayallerinin peşinden motosikletle dünya turuna çıkan Gülçin Söğüt, kanser hastalığına rağmen gezmeye devam ediyor

Evini motosikletine sığdıran bir gezgin: Gülçin Söğüt
Alper Kaan YURDAKUL

43 yaşındaki Gülçin Söğüt çocukluğundan beri dünyayı gezme hayalinden vazgeçmeyen ve beyaz yakalı yaşamın konfor alanlarına rağmen hayallerinin peşinden giden bir gezgin. Adana’da doğan Söğüt, okulla birlikte İstanbul’a geliyor ve iş yaşamına da burada atılıyor. 2013’te annesini kaybetmesinin ardından hayatın ne kadar kısa olduğu gerçeğiyle yüzleşerek çocukluğundan beri hayalini kurduğu dünya turuna çıkmaya karar veriyor ve işinden istifa ediyor. Eşiyle de yolda tanışan Söğüt geçen yıl aldığı bir haberin ardından kanser olduğunu öğrense de bu onun hayallerini ertelemesine bir sebep olmuyor. İstanbul’da yaşadığı sürede hayatını Kadıköy’de geçiren Gülçin Söğüt ile söyleştik.

  • Kendinizden bahseder misiniz?

Ben Gülçin Söğüt. Adana’da doğdum. Üniversite için İstanbul’a gittim. Sonra dönmedim. Eğitim hatayı, iş hayatı derken İstanbul’da kaldım. Nedendir bilmem o beyaz yakalı hayat kariyer basamaklarını tırmanmak beni çok fazla mutlu etmedi. Çocukluğumdan beri gezmek keşfetmek hayalim vardı. Bizim konfor alanlarımız vardır. Terfi alıyorsundur maaşın iyidir. Hiçbir şey yapamazsın bir yerde tıkanır kalırsın. Bir süre benim için de süreç o şekilde devam etti.  2013’te annemi kaybettim ve hayatın çok kısa olduğunu fark edip işi gücü bırakıp, tası tarağı toplayıp Latin Amerika’ya gittim. Yaklaşık 3 sene sırt çantamla Latin Amerika’yı gezdim. 2013’ten beri dünyayı gezmeye devam ediyorum.

  • Tek başınıza mı geziyorsunuz?

2013’te yola çıktığımda tek başınaydım ama yolda yalnız olmuyorsunuz. Sizin gibi dünyayı keşfetmek isteyen insanlarla tanışıyorsunuz. Birlikte geziyorsunuz, ayrılıyorsunuz yıllar sonra tekrar bir araya geliyorsunuz... Latin Amerika’dayken tektim. Eşimle yolda tanıştım. Sonra ikimiz birlikte gezmeye başladık.

  • Tanışma hikâyeniz ve sonrasından biraz bahseder misiniz?

Ne kadar aşka inanmasam da bir gün ilk görüşte aşık olacağımı düşünüyordum. Kendisi Hollanda’dan Endonezya’ya geliyor; ben de Latin Amerika’dan Endonezya’ya geçiyorum. Kendi kafama göre minik bir scooter kiralıyorum. Scooterdan düşüp kaburgayı çatlattım; rotayı değiştirme zorunda kaldım. Feribota bindim. Enodonezya’da… İngilizce’de feribota “feri” diyorlar. İtalyan adı “Feri” olan biriyle sohbet ederken, başka biri geldi ve “Merhaba ben feri” dedi. Dedim şaka mısınız?(gülüyor) O gün bugündür beraberiz.

  • Birlikte gezmeye nasıl karar verdiniz?

Ben zaten yoldaydım. Dünyayı keşfetmeye devam etmek istiyordum. Kendisine düzenli bir hayata geçmek istemediğini söyledim. Ona dünyayı birlikte gezelim. Benim bir hayalim var: Motorsikletle Afrika’yı geçmek istiyorum.’ dedim. Motorsiklet dediğimde ‘Motosikletle hiç ilgilenmedim, scootera bile binmedim. Gel arabayla gidelim, motor olmaz’ dedi. ‘Gider miyiz? Gitmez miyiz?’ derken hayatında motosiklete binmemişken, çadır- kamp nedir bilmemişken ehliyetini aldığı gün biz motosikletle dünya turuna çıktık.

  • Bugüne kadar nereleri gezdiniz?

Afrika ve Avrupa’yı motosikletle gezdik. Her şeyi yolda öğrendik motosiklet sürmeyi de yolda öğrendik. Hayatı da yolda öğrendik. Vahşi hayvanlarla beraberdik. Doğadaydık. Bizim dünya turuna bu kadar ısrar etmemizin nedenlerinden biri şuydu: her yerle ilgili, oradaki insanlarla ilgili çok fazla doğru-yanlış bilgi var. Ben bunu gözümle görmek o önyargılardan kurtulmak istedim. Benim amacım dünyayı kendi gözlerimle keşfetmekti. Hayatı biraz olsun anlayabilmekti. O yüzden de zaten şuanda halen vaz geçemiyorum; kansere rağmen…

  • Gittiğiniz yerlerde insanlarla nasıl anlaşıyorsunuz?

Dünyada konuşulan ortak tek bir dil var: Beden dili… Beden dilini çok iyi kullanabiliyorsanız herkesle konuşabiliyorsunuz. Afrika’da inanılmaz kabilelerin içerisine girdiğinizde bile bu yöntemle anlaşabiliyoruz.

  • Kanser olduğunuzu ne zaman ve nasıl öğrendiniz?

Ferry ile Afrika’dan döner dönmez ne yazık ki kötü bir haber aldık. Hiç beklemediğimiz bir haberdi. Mamografi sonuçlarıma göre doktorlar kanser haberi verdiler ve biz çok şaşkındık. Sağlıklı besleniyorduk, doğadayız, tırmanıyoruz. Hiç beklemediğimiz bir şeydi. Kanser 4 evreden oluşuyor ben 2’nin sonundaki bir evredeyim. O zamana kadar da hiçbir şey hissettirmiyor aslında size.

  • Nasıl karşıladınız bu haberi?

Meme kanseri haberini aldığımızda çökmedik. Kanserden ziyade yolda olacakken hastanede olmamız gereken zamana üzüldük sadece. Odaklandığımız yer orasıydı. Ameliyat sırasında biz aslında onun lenf noktalarına yayıldığını da doktorlar buldu. Ameliyattan çıktığımızda biz zorlu bir sürecin geleceğini biliyorduk. Bu yolun sonu kemoterapiye radyoterapiye doğru gidiyordu. “Ben hayatımı geri istiyorum. Benim hayatımı kanser benden alamaz’ dedim ve buna inandım.

  • Kanserden sonra hayatınızda neler değişti?

Saçlarımın kıvırcıklaşması ve 10 kilo almam dışında hiçbir şey değişmedi. Ertesi günün ne olacağını çok düşünmeden yaşardım zaten. ‘Tamam oldu, hadi önümüze bakalım’ diye yaklaştım.

  • Tedavi süreci nasıl geçti?

Hala tedavim devam ediyor ama biz yoldayız. Yaklaşık bir buçuk aydır yoldayız motosikletle bir Türkiye turuna çıktık. Yolda farkındalık çalışmaları yapıyoruz.

  • Bu çalışmalardan biraz bahseder misiniz?

“Erken farket, sen kazan” adlı bir projeye başladık.  Tedavi sürecimde kanser konusundaki farklı ve yanlış yaklaşımları fark ettik. Kanserin birçok çeşidi var ama meme kanseri bunların içerisinde en masum olanlarından biri. Bunun teşhisi erken yapılırsa burnundan et beni aldırmak gibi bir şey. Diyoruz ki “korkmayın. Eğer düzenli mamografinizi çektirirseniz kemoterapi radyoterapi görmeden bunları atlatabilirsiniz.” Bunu şehir şehir anlatmak için çıktık yola. Türkiye’yi geziyoruz. İl sağlık müdürlüklerine gidiyoruz, neler yapabiliriz diye görüşüyoruz . Ben üç haftada bir tedavi alıyorum. Tedavi aldığım hastaneyle görüşüyorum kimi motive edebilirim diye konuşuyoruz. Söyleşiler düzenliyoruz. Farkındalık yaratmaya çalışıyoruz. Bir hayata bile dokunabilirsek koca bir Türkiye’de yapmaya çalıştığımız şeyi başarmış olacağız.

  • Evet beyaz yakalı yaşamı bırakıp dünyayı gezmek çok güzel bir hayal fakat bunu nasıl finanse ediyorsunuz?

Bu hayal 12-13 yaşlarında kurmaya başladığım bir hayaldi. İş yaşamıma başladığımdan itibaren 17 yıl birikim yaptım. Bir gün dünyayı dolaşmaya çıkarsam, gezmeye çıkarsam diye... O birikimin meyvelerini yiyorum hala doğruyu söylemek gerekirse. O zamanlarda ben küçük küçük paralarla dolar yatırımları yapıyordum. Kur farkı da bu konuda etkili oldu. Yaptığım birikim ve yatırımların sonucunda yola devam edebiliyorum.  Vizeler ve belirli masraflar dışında diğer şeylerde çok bir masrafımız yok. Gittiğimiz yerlerde çadırda veya orada yaşayan insanların evlerinde kalıyoruz. Hem kültürleri öğreniyoruz böylece. Hem insanlarla bir araya geliyoruz. Bizim bütün evimiz motosikletin üzerinde. 5 yıldızlı otellerde kalsak para yetmez. Bizim yaşantımız şu anda burada. Ev kirası elektrik su internet hepsini topla muhtemelen o ödeyeceğinden daha az para harcıyorum.


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.