Haftalık Bağımsız Gazete 19 Eylül 2017

“Demokrasi işçinin ekmeğidir”

DİSK Genel Sekreteri Arzu Çerkezoğlu ile 1 Mayıs Emek ve Dayanışma günü arifesinde, emekçilerin gündemini konuştuk

“Demokrasi işçinin ekmeğidir”
Alper Kaan YURDAKUL

Referandumu geçirdiğimiz, 1 Mayıs Emek ve Dayanışma gününün yaklaştığı bu günlerde işçi sınıfının gündemi de bir hayli yoğun. Bir taraftan yasaklanan grevler, bir taraftan kıdem tazminatı hakkının kaldırılması derken, TÜİK’in açıkladığı işsizlik verileri de yüzleri güldürmedi. Verilere göre Türkiye’de işsizlik son 7 yılın en yüksek oranına, %12,7’ye ulaştı. Biz de DİSK Genel Sekreteri Arzu Çerkezoğlu’na, kıdem tazminatının kaldırılacağı iddiasını, kiralık işçi yasasını, artan işsizliği ve çocuk işçiliğini sorduk.

Referandum sonrası emekçinin gündemi nedir?

Emekçinin gündemi, kuşkusuz her şeyden önce emeğin haklarının güvence altına alınabileceği bir demokratik ülke ve bir demokratik rejimdir. Bir kişinin ağzından çıkacak sözün kanun olacağı bir ülkede emekçilerin hakkından söz edilemez. O nedenle demokrasi işçinin ekmeğidir diyoruz biz. Demokrasi olmadan emeğin hakları olmaz. Emeğin hakları olmadan da demokrasi olmaz. Taşeron çalıştırma artık esas çalıştırma biçimi halini aldı. Ve taşeron işçilere her seçim döneminde kadro vaadi verenler, her seçim dönemi geçtikten sonra bunu unutuyorlar ve bugün Türkiye’de 3 milyona yakın taşeron işçi var. Sendikalı olma, toplu iş sözleşmesi, grev hakkını kullanma gibi temel sendikal haklar da bugün fiilen kullanılamaz durumda. Bugün 100 işçiden sadece 5 tanesi sendikalı. Tüm bunlar işçi sınıfının temel gündemleridir.

“YAPISAL DÖNÜŞÜM ŞART”

Kayıtsız çalışan çocuk işçi sayısı her sene artıyor. Bunu neye bağlıyorsunuz?

İş cinayetlerini meclis her sene açıklıyor. Orada iş cinayetlerinde hayatını kaybeden Suriyeli çocuk işçilerin sayılarının arttığını görüyoruz. Çocuk işçiliği meselesi Türkiye’nin çok temel gündemlerinden bir tanesi. Anatomik olarak, fiziksel olarak gelişimini tamamlamış çocukların çalışması buna mecbur bırakılması asla kabul edilemez. Biz DİSK olarak çocuk işçiliğinin tümden ortadan kalkması gerektiğini, bunun yapılabilmesi için de Türkiye’de çalışma yaşamında yapısal bir dönüşümün yaşanması gerektiğini söylüyoruz. Yani açlık sınırının altındaki asgari ücret düzeltilmeden, güvencesiz çalışma ortadan kaldırılmadan, çocuk işçiliğiyle de gerçek anlamda mücadele edilemez. Çünkü bundan 30 sene önce bir evde bir kişi çalıştığında aldığı ücret 3-4 kişilik bir haneyi geçindirebilirken, bugün böyle bir şey söz konusu değil. 1400 lira asgari ücretin olduğu bir ülkede bir evde bütün çocuklar çalışarak ancak geçimini sürdürebiliyor.

“TEŞVİKLE İŞSİZLİK ÇÖZÜLMEZ”

Bir de açlık sınırının altında olarak belirttiğiniz asgari ücretle bile çalışamayanlar var. Son açıklanan işsizlik rakamları 12,7 ile son 7 yılın en yüksek seviyesinde. Bunu neye bağlıyorsunuz?

Türkiye’de yatırım yapılmıyor bugün. İşsizlikle mücadele adı altında bir istihdam seferberliği başladı. İşverenlere teşvikler üzerinden işsizlik önlenmeye çalışılıyor. Oysa biz biliyoruz ki teşviklerin arttırıldığı hiçbir dönemde işsizlik azalmadı. İşsizliliğin azalması için birincisi, yatırım gerekir. İktidar her yerde yaptığı yollarla köprülerle övünüyor. Ama daha bir tane fabrika açtıklarını görmedik. Yatırımın olması için de güven istikrar ve demokrasi şarttır. Yurttaşlar da yatırımcılar da harcama yapmak için siyasi istikrar ortamı arar. Bir diğer nokta da kalıcı adımlar atılması isteniyorsa, iş saatlerinin düşürülmesi lazımdır. Yasal çalışma saati 45 saat haftada fakat ortalama 50-52 saat çalışıyor Türkiye’de işçiler. Yıllık bir ay ücretli iznin herkes için kullandırılması. Tüm bunlar işsizliği düşürecek temel adımlardır.

Kıdem tazminatının kaldırılması gündemde. Şu an henüz net bir şey yok fakat siz de endişelerinizi dillendirdiniz. Ne düşünüyorsunuz bu konu hakkında?

Kıdem tazminatı meselesi, Türkiye’de 42 yıllık bir gündemdir. Referandumdan sonra ikinci gün tekrar gündeme getirdiler bunu. Önümüzde şu an resmi bir taslak yok. Bildiğimiz esas olan ve bakanın sürekli söylediği şey kıdem tazminatının fona devredilmesi. Kıdem tazminatı işverenle işçi arasındaki iş ilişkisinin sona ermesiyle ilgili bir meseledir. Yani kıdem tazminatı işçinin işverende beklettiği 13.ay ücretidir. Ve kıdem tazminatı işverenin sorumluluğundadır. Eğer siz bunu işvereni sorumlu olmaktan çıkartıp bir fona devrederseniz, bunun adı kıdem tazminatı olmaz. Bir emeklilik fonu, bir dayanışma fonu olabilir ama kıdem tazminatı olmaz. Bu kıdem tazminatını gasp etmek demektir. İkincisi bakan kıdem tazminatının miktarı konusunda 30 günden geri adım atmayacağız diyor. Böyle bile olsa fona devredildiğinde kıdem tazminatı miktarı çok ciddi bir biçimde düşmektedir. Bugün kadın işçiler evlendiğinde, erkek işçiler askere gittiğinde bu haktan faydalanabiliyor. Fonda bu tamamen ortadan kalkacak. Bir de işçilerin yüzde 75’i şu an kıdem tazminatı alamıyor diyorlar. İşçilerin kıdem tazminatını alamama sebebi mevcut kıdem tazminatı sistemimiz değil, işverenlerin işçileri taşeron kayıt dışı girdi-çıktı yaparak bu haklarından mahrum etmesi ve hükümetin buna sessiz kalması. İşverenler iflas bindiriyor ödeme haczine düşüyor, kıdem tazminatını ödemiyor. Bu konuda devlet güvence vermelidir. Örneğin köprü yaparken üstlenen firmaya köprüden belli bir geçişi garanti ediyorlar. Aynı şeyi işçiye de yapsınlar.

“İNSANLIK ONURUNA AYKIRI”

Kiralık işçilik yasası meclisten geçti ve uygulanmaya başladı. Siz meclise geldiği süreçte yasaya muhalefet etmiştiniz. Temel itirazınız nedir?

Kiralık işçi yasası meclisten geçtiğinde bu ülkenin başbakanı yoktu. Ahmet Davutoğlu’nun istifa ettiği gün yasayı geçirdiler. Yani ülkenin başbakanı bile yokken sermayenin istekleri söz konusu olduğunda, hükümet bu kararı çıkardı. Bu yasa tümüyle insanlık onuruna aykırıdır. Kemal Sunal filmlerindeki amele pazarları vardır ya “ya ben, ya ben” diye sorduğu, tamamen bütün çalışma rejimini bir amele pazarı haline getiren. İşçinin işverenin çalışma koşullarının bile belli olmadığı, taşerona rahmet okutacağı bir sistemdir bu. Biz anayasa mahkemesine iptal başvurularımızı yaptık.

RAKAMLARLA ÇOCUK İŞÇİLİK…

Türkiye Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK)/Genel-İş Sendikası’nın hazırladığı “Türkiye’de Çocuk İşçi Olmak” başlıklı rapor 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nda yayınlandı. Rapora göre, Avrupa ülkeleri içerisinde çocuk yoksulluğunda en kötü ülke olan Türkiye’de çalışma hayatında iki milyona yakın çocuk var.

Rapordaki veriler özetle şöyle:

* Avrupa Düzeyinde Çocuk Yoksulluğu Oranları’nda, Türkiye 25,3 ile en yoksul çocukların yaşadığı ülke.

* 15-17 yaş arası çalışan çocukların yüzde 80’e yakınının kayıt dışı çalıştırıldığı Türkiye’de 2016 yılında çocuk işçi sayısı 4 sene önceye göre 103 bin artarak 709 bin oldu.

* Raporda Suriyeli çocuklar ile çocuk emeği sömürüsü derinleştiği, Türkiye’de geçici koruma kapsamında 2 milyon 969 bin 669 Suriyeli’nin, 1 milyon 358 bin 904’ünün yani yüzde 45,75’inin 18 yaşın altında olduğu, Suriyeli çocuklarında yarıya yakınının eğitim olanaklarından yararlanamadığı için kayıt dışı sektörlerde çalıştığı belirtildi.

* Suriyeli çocuklarla birlikte çocuk işçi sayısı bir buçuk milyonu aştı.

* 2012 yılında 32 çocuk iş cinayetlerinde hayatını kaybetmişken bu sayı 2016 yılında 56’ya yükseldi.

KADIKÖY'DE ANMA

Kadıköy'de her yıl olduğu gibi bu yıl da 1996 1 Mayıs'ında hayatını kaybeden işçiler anılacak. Anma töreni, 29 Nisan Cumartesi saat 15.00'te Söğütlüçeşme'de düzenlenecek. 1 Mayıs mitingi ise bu yıl Bakırköy Halk Pazarı'nda yapılacak. 

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.