Haftalık Bağımsız Gazete 17 Eylül 2019

Pastane sosyetesine giren orman meyvesi


Fatih SOLMAZ

Fatih SOLMAZ

Okunma 16 Mayıs 2019, 14:44

Ve sonunda ‘Hazır tuzlanmış kız isteme kahvesi’ görmek de nasip oldu şu fani ve komik dünyada! Evet şaka değil, gerçekten üretilmiş böyle bir kahve, dükkanlarda satılıyor.

Kim alır, kim pişirir, kim içer, kim sineye çeker, kim püskürtür bilemem ama benim sanırım asla alışamayacağım şeyler var şu hayatta…  Mesela birkaç örnek vereyim; Mavi renkli dondurma. Orman meyveliymiş!? Orman meyvesi nedir bilmiyorum, anlamıyorum da. Tıpkı orman kebabını anlayamadığım gibi… Hadi havucu, patatesi, bezelyeyi buldun diyelim ormanlık yerde, danayı neresinde buldun ormanın? Dana, bir orman hayvanı mıdır ki?

Neyse devam edelim alışamayacağım şeylere… Mesela bandana denen tekstil malzemesi.. Veya gök gürültüsünden beter ses çıkartan el kurutma makinesi… Ya da çikolatalı lokma tatlısı (İlla deneysel olmak şart mı? Hem profiterol varken!)  Mesela meyve bıçağı… Meyve kesmek için neden kenarı kör gibi bir bıçak kullanmak zorundayızdır hiç anlayamadım?   

Evet, elektrikli battaniyeyi çok kullanan vardı biliyorum. Fakat ben kullanamadım bir türlü öğrencilik yıllarımda. Ya gece karpuzu çok kaçırıp da altımı ıslatırsam ve bu ıslaklık yüzünden çarpılırsam diye...

Elektrikli battaniye deyince; yıl 2006, annesinin yağmurda ıslanan çamaşırlarına üzülen, annesinin bu durumuna üzülen bir İngiliz hayırlı evlat, mandallara dijital barometreler yerleştirerek yağmuru önceden haber veren mandalı icat etmiş. Tabi İngiliz aklı bu kadarına yetebilmiş, biz olsak romatizmalı mandalı icat ederdik; ‘Uyy uyyy uyy dezzem yağmır geliyor galiba, eklem telim nasıl ağrıyor uyy uyyy!..’ diyen.

Mesela; şehirlerarası yolcu otobüslerindeki internet erişimi... Gerçi buna alışamamaktan çok, hiç görememek desem daha doğru olur. Zira şehirlerarası yolcu otobüslerinin en yaygın vaatlerinden biri yolculuk esnasında internet erişimi olmasına rağmen şu ana kadar bindiğim farklı firmaların otobüslerinin hiç birinde internet erişimi çalışmadı. Belki bende bir şey vardır, çok da günahlarını almayayım.

Dizilerdeki markasız, etiketsiz pet su şişeleri… Alışamadığım bir görsel… Çok mu zor acaba, feyk bir marka uydurup pet şişeye bir etiket yapıştırmak? ‘Şırıl Su’ gibi mesela. Bu fikir dizilerdeki önündeki amblemi kapatılmış arabalarda olmaz tabi.  Düşünsenize Mercedes arabaya Muhittin 134 yazılı bir amblem yapıştırıldığını…

Asansörlerdeki aynaları da gereksiz bulurdum ne yalan söyleyeyim; ta ki asansörlere ayna konulmasının sebebinin kapıyı açınca kabinin yerinde olduğunun görünmesi için olduğunu öğrenene kadar… Kravatın, saçın, makyajın kontrol edilmesi çok da umurunda değilmiş yani asansör şirketlerinin anlayacağınız.

Buraya kadar benim fikirlerimi okudunuz efendim. Biraz da etraftaki diyaloglardan yazayım.

*** Müşteri, garsondan ‘az çorba’ ister. Biraz sonra garson tabak dolusu çorbayla gelir.

MÜŞTERİ – Ama ben az çorba istemiştim?

Garson tereddütle getirdiği çorba kâsesine bakar. Sonra ani bir kararla masaya koyar.

GARSON – Sen de az iç o zaman abi…

*** Dünyanın yuvarlaklığına da inanmayan değişik kişi - ‘Yunuslar için dünyanın en zeki hayvanı deniyor da, e sen daha bir evrimi becerip denizden karaya çıkamamışsın, neren zeki anlamadım ki?’

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
ceren öztürk - 4 ay önce
güzel yazı olmuş ;)
Avatar
Selim AKYAVUZ - 4 ay önce
Her zamanki gibi güldürdünüz fatih bey yazılarınızı kahkalarla okuyorum.