Haftalık Bağımsız Gazete 22 Kasım 2017

Nerden geldik, nereye gidiyoruz?


Ugur VARDAN

Ugur VARDAN

Okunma 19 Mayıs 2017, 13:59

Lise son zamanlarıydı sanırım… Bugün artık yerinde yeller esen Bursa’daki Dilek Sineması’nda izlemiştim. Gezegene inip gemiye tekrar dönen John Hurt’ün, kahvaltı masasında yaşadıkları, yaratığın küçük bir ‘bebek’ olarak ilk kez arz-ı endam etmesi ve zihnimizde (zihnimde) yarattığı şok… ‘Yaratık’ (‘Alien’) öylesine muhteşem bir filmdi ki… Bir zamanlar Aktüel dergisinde şefliğimi de yapan sinema yazarı Serhat Öztürk’ün ‘Paris’te Son Tango’ eleştirisinde kullandığı ‘Hatırasına ihanet etmeyen yapımlar’ tanımlamasının birebir karşılığı olan yapıtlardandı adeta. Sonraki sinema serüvenimde onu her izlediğimde aynı tadı aldım, aynı heyecanı duydum. 1979 tarihli film bilimkurgu sinemasının en unutulmaz yapıtlarından biri oldu, öte yandan da bir şeyin altını çizdi: Henüz ikinci uzun metrajı çeken bir yönetmeni çok önemli bir yetenekti. Nitekim Ridley Scott’ı ‘Alien’la keşfedenler yanılmadı: Sonradan çektiği ‘Blade Runner’, ‘Kara Yağmur’, ‘Thelma ve Louis’, ‘Gladyatör’ gibi filmler ondaki ışıltıyı daha da parlatan ve ileriye taşıyan adımlar oldu.

‘Alien’ evrenine de daha sonra üç farklı dokunuş (James Cameron, David Fincher ve Jean-Pierre Jeunet) katkıda bulundu ama hiç biri (belki biraz Fincher’ın filmi aynı sularda yüzüyordu) orijinalinin seviyesine çıkamadı. 2012’de Scott, eski göz ağrısına yeniden döndü ve ‘Prometheus’u çekti. Bu kez öyküye yaratık meselesi ve gemi mürettebatı üzerinden yapılan sınıfsal okumalardan ziyade varoluşçuluk, insanlık olarak nerden geldik, nereye gidiyoruz gibi sorular hâkimdi. Dertler daha derin, daha incelikliydi ama film ‘Alien’ çapında değildi.

Scott, ‘Yaratık: Covenant’la bir kez daha kendi yarattığı evrene dönüyor ve bir anlamda ‘Prometheus’la araladığı kapının devamındaki koridorda ilerlemek istiyor. Öykü, zaman olarak 10 yıl sonrasında geziniyor ve yeni gemide (ismi ‘Covenant’) ‘Prometheus’ta tanıştığımız David adlı robotun daha ileri bir versiyonu Walter’la tanışıyoruz. Sonrasında bilinen döngü tekrarlanıyor. Yine gezegene iniliyor, yine durduk yerde başlar belaya sokuluyor vs…

Grafiği, görsel estetiği, yarattığı atmosfer kayda değer ama ‘Yaratık: Covenant’ da tıpkı ‘Prometheus’ gibi orijinal ‘Yaratık’ın ne kadar özel bir film olduğunu hatırlatmaktan öteye gidemiyor. Scott da bir anlamda kendini tekrarlamış diyelim.

Gösterimde olan bir başka pahalı prodüksiyon ‘Kral Arthur: Kılıç Efsanesi’ de bildik bir öyküye sarkastik bir bakış açısıyla yaklaşma derdinde. Lakin Guy Ritchie, izlenmesi keyifli ama içerik ve sinematografik açıdan sıradan bir filme imza atmış. Kralı, sokaktan gelen bir kişiliğe dönüştürmek çok çok parlak bir fikir olmasa gerek, ki Ritchie bunu parlak bir fikir olarak kabul etmiş ve ilk dönem yapıtları gibi geveze bir senaryoyla yola çıkmış. Sonuç? Gücünü daha çok bilgisayarda yaratılmış sahnelerden alan vasat bir tarihsel aksiyon…

Öte yandan haftanın bence en kayda değer filmi ‘Genç Karl Marx’. Raoul Peck imzalı yapım, bir anlamda Maksizm’in temelleri üzerine temel bir film… Bir büyük filozofun, en yakın dostu, ‘yoldaş’ı Engels’le birlikte sosyalizm denen bir büyük ütopyayı hayalden gerçeğe dönüştürme yolunda attığı adımları hatırlatırken hareketin başlangıç dinamiklerini, fikirsel etkileşimlerini bir filmin sınırları dâhilinde aktarıyor. Devrime, eşitliğe, adalete, sınıfsal mücadeleye inanan herkese ‘Genç Karl Marx’ı tavsiye ederiz…

**

Puan cetveli

Genç Karl Marx                                                4

Yaratık: Covenant                                          3

Kral Arthur: Kılıç Efsanesi                               3

Osmanlı Subayı                                               2

Kaygı                                                                  3

Aşkın Çekimi                                                   2.5

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.