Haftalık Bağımsız Gazete 22 Kasım 2019

Nasıl zamanında ölsün ki?!


Betül MEMİŞ

Betül MEMİŞ

Okunma 10 Ekim 2019, 15:51

Bob Dylan “sanatın amacı zamanı durdurmak” diyor… Yaşadığımız coğrafyada ne kadar sanatla hemhal olabiliyoruz, sistem buna ne kadar izin veriyor veya sanatsever kitle ne kadar Can Baba’nın (Yücel) dediği üzere ‘sanatsevici’ veyahut sanatı üretenler bu ‘sistemi’ ve ‘varoluşu’ sorgulamaya ne kadar teşne, işte bunlar hep dilemma! Lakin zaman üzerine Güney Kore doğumlu, Alman filozof, kültürel kuramcı Byung-Chul Han’ın, Metis Yayınları’ndan geçtiğimiz yıl basılan “Zamanın Kokusu: Bulunma Sanatı Üzerine Felsefi Bir Deneme” adlı kitabı tüm bunlara cevap niteliğinde duruyor raflarda… İlginize mazhar olabilirse de bilginize; kitap epey kafa karıncalanması yapan türden.

“Bugünün zaman krizi hızlanma olarak nitelendirilemez. Hızlanma çağı çoktan bitti. Bugün hızlanma olarak duyumsadığımız şey, zamansal dağılmanın semptomlarından sadece biri… Geleceğin temposu nasıl olacak? Hacılık veya uygun adım ilerleme çağı kesinlikle sona erdi. İnsanoğlu, kısa bir dolanıp durma döneminden sonra, bir yürüyüşçü olarak dönecek mi yeryüzüne? Yoksa yerçekimini ve çalışmanın bütün ağırlığını ardında bırakarak süzülmenin hafifliğini, boş zamanda süzülerek gezinmenin, bir başka deyişle, süzülen zamanın kokusunu keşfedecek mi?” diyen Byung-Chul Han, şu tarifiyle de aslında imajlar dünyasında beden politikaları mevzularına havada parende attırıyor: “İnsanlar yaşlanmadan, yaş alıyor… Kendi zamanının farkında olmayan, yaşlanmadan var olan ve her yaşın kendi içerisindeki ‘sürem’ini duyumsamayan bir varlık için ölüm hep zamansız olacaktır.”

Kitapta verilen örneklerden biri de Çin’de, 19. yüzyılın sonuna kadar kullanılan tütsülü saatler. Kokunun, mekâna ve dolayısıyla zamana yayılışı - dağılışı ve sonrasında hafızaya zuhur ediş hali, muazzam. Ve aslında bu örnekle de koku mevzusunun ‘zaman’ ve ‘hafıza’ olgusuna nasıl hikmeti varmış bir kez daha üzerinden geçmiş oluyoruz. Kitapta, Zerdüşt’le hemhal olan yazar, onun derya-deniz bir sorusunu da ortaya bırakıvermiş: “Hiç zamanında yaşamamış birisi nasıl zamanında ölsün ki?”

Burada da tabii lafı gediğine oturtmak bağlamında Prof. Zeynep Sayın’ın “Ölüm Terbiyesi” adlı kitabı devreye girebilir. Kitap geçen yıl, Metis Yayınları’ndan çıktı. Eğer, siz de benim gibi, 206 kemiğe sıkışmış fani ömrümüzde, yaşamı ve ölümü kutsallaştıranlardan değilseniz, “Mezarı esirgenen, mezarına saldırılan ölülere yapılan kabalığa, üstüne silgi çekilen tarihe, uzun (aynı zamanda İslami) bir geleneğin bilinçaltıyla yanıt vermeyi, unutulmuş bir nezaket ve ölüm terbiyesini hatırlatmak istemiş olmamdır” diyerek kitabı kaleme alma sebebini anlatan Zeynep Hoca’ya en temizinden saygılarınızı sunarsınız.

Zaman ve ölüm arasında…

Zaman bazı evrelerde ve boyutlarda farklı işliyor orası kesin; mesela geçtiğimiz hafta aniden duyurulan Nick Cave & The Bad Seeds’in 17. albümü “Ghosteen”i şimdi dinleyebiliyoruz. Üç yıl önce çıkardığı “Skeleton Tree”nin ardından, arayı uzatmadan müzik ahalisini önce müjdeleyerek sonra da albümü paslayarak coşturan Cave, bu albümü ikiye ayırmış. İlk bölümdeki sekiz şarkı, çocukları, iki şarkı ve bir şiirden oluşan ikinci bölüm ise ebeveynleri temsil ediyor. Cave, bir soru-cevap sayfası olan The Red Hand Files’ta da dinleyicilerine yeni albümünü “göçmen bir ruh” olarak tanımlamıştı. Zaman, koku, ölüm ve göçmen ruhlar… Algıda seçicilik kısmını size bırakıyorum. Şimdi bu satırları yazıyorken “Ghosteen”i dinlemek de ayrıca Cave’in geçmişini bir kez daha su yüzüne çıkardı - hatırlattı (üşenmez de hatırlarsınız notunu da arzunuza bırakıyorum). Hayat biraz ‘keder’ ve biraz da ‘kadar’ değil miydi! O vakit, sizler de şimdi benim gibi yavaştan müziğin sesini açabilir; belki şimdi, ‘zaman’ ve ‘ölüm’ arasındaki an dedikleri ince diliminde kaybolmayı deneyebilir; ve bir şekilde tadını çıkarmayı başarabilirsiniz, kim bilir! Seçim bizim, en azından bazı konularda ve şimdilik. Gelelim, bu sezon seyirlik hanemize yansıyacaklar serisine.

Tiyatro Pera

Ekip iki oyunla karşımızda; Alman yazar Georg Bühner’in 1834’te Fransız Devrimi’nden esinlenerek kaleme aldığı “Hessenli Köy Postacısı” başlıklı bildiriyle, 1835’te yazdığı “Leonce ile Lena” adlı oyunu üzerine, Yücel Erten tarafından tasarlanıp, yönetilen özgün bir çalışma olan (tiyatro festivalinde de sahnelenecek) “Barakalar ve Saraylar” ve bol ödüllü Amerikalı yazar Lynn Nottage’in kaleme aldığı “Ter” ve bu oyun Tiyatro Pera’nın yetiştirdiği oyuncu - yönetmen Zeynep Özden tarafından sahneleniyor.

Tatavla Tiyatro

Tatavla ekibi, “yaşadığımız zamanın en önemli sorunu olan ekolojik yıkımı sahneye taşıyoruz” diyor. Ekip, bu yıl 50. yaşını kutlayan ve toplumsal olaylarla çocuk tiyatrosu arasındaki ilişkiyi en iyi kuran tiyatrolar arasında kabul edilen Grips Tiyatrosu’nun “Gök, Toprak, Hava, Deniz” oyun metnini, “İnsan Çağı: Antroposen ya da Kapitalosen” adıyla, Eraslan Sağlam uyarlaması, dramaturjisi ve rejisiyle sahneliyor. Türkçe’ye çeviren Duygu Atay. Oyunun bilimsel danışmanlığını Açık Radyo’dan Prof. Dr. Ömer Madra ve Açık Radyo programcısı, gazeteci, yazar Murat Can Tonbil üstleniyor.

Tiyatro Keyfi

Kosta Kortidis’in yazdığı, Kemal Başar’ın yönettiği “Bana Amy De - Amy Winehouse” adlı müzikalin orijinal müziklerini Savaş Alp Başar üstleniyor. Müzikalde Ceylan Yılmaz, Alkış Peker, Savaş Alp Başar ve Didem Karataş rol alıyor.

Kadıköy Theatron

Türkiye tiyatrosunda “Aptal Kuş” olarak yerini alacak olan, Aaron Posner’in yazdığı, Sevda Deniz Karali’nin Türkçe’ye çevirdiği “Stupid F*cking Bird”ü yöneten Behiç Cem Kola. Oyuncular: Gizem Katmer, İlkay Türkoğlu, Korhan Soydan, Müfit Çağlayan, Uğur Baran, Tarçın Çelebi. Ekipten bir güzel haber daha var: Kadıköy Theatron, Ekim ayında, Kadıköy Yeldeğirmeni'nde (eski Pera Güzel Sanatlar binasında) bir mekân açıyor.

Yan Etki

Kalemine ve hikâyelerine aşina olduğumuz ABD’li oyun yazarı ve bağımsız film yönetmeni Neil LaBute’un yazdığı, Serkan Üstüner’in yönettiği “Yalnızlıkla Nasıl Savaşılır?”ı Türkçe’ye çeviren Melisa Kesmez. Oyuncular: Faruk Barman, Bedir Bedir, Tuğçe Tanış.

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.