Haftalık Bağımsız Gazete 25 Eylül 2018

Mississippi yine yanıyor…


Ugur VARDAN

Ugur VARDAN

Okunma 08 Mart 2018, 16:55

Mississippi deltasında yolları kesişen iki aile… McAllan’lar ve Jackson’lar… Biri beyaz, diğeri siyahî. 30’ların sonu, 40’ların başı… Yani ırkçılığın hâlâ kol gezdiği zamanlar… McAllan’lar, Jackson’lara hükmediyor ve köleliğin uzantılarını, modern zamanlara taşımakta gecikmiyorlar.

Araya savaş giriyor. Bir sabah Pearl Harbor’a yapılan Japon saldırısı, Amerika’yı bütün dünyayı saran cehennemin içine çekince, iki aileden birer temsilci, Avrupa’nın yolunu tutuyor. Jamie ve Ronsel cephede adeta büyüyor, hayata bakışları değişiyor. Özellikle Ronsel, özgürlüğün, eşitliğin ne olduğunu görüyor ve beyaz bir kadına âşık oluyor. Pilot olarak görev yapan Jamie ise savaşın trajedisini üzerinde daha çok yaşıyor, travmalarıyla birlikte geri dönüyor. Memleket toprağına adım attığında da, dönemin Avrupa’sına hâkim olan ‘Varoluşçuluk’ felsefinin bir müridi gibi yaşıyor.

Berlin Olimpiyat Oyunları’nda destan yazan, Hitler’i kendi evinde hüsrana uğratan ve toplamda dört altın madalya kazandığı Jesse Owens, Amerika’ya döndüğünde her şeyin bıraktığı gibi olduğunu görmüştü. O büyük sporcu, yine gittiği mekânlara beyazlar gibi ön kapıdan giremiyor, halkına çizilen rolün gereği olarak arka kapılara mahkûm ediliyordu. Ronsel de savaş dönüşü Owens’la aynı kaderi paylaşıyor, yine ona arka kapılar layık görülüyor…

Konusunu özetlediğimiz ‘Savaştan Sonra’ (‘Mudbound’), sadece bu iki karakterin, Jamie ve Ronsel’in öykülerine değil, ait oldukları ailelerin diğer bireylerinin de yaşadıklarını perdeye taşıyor. Hillary Jordan’ın 2008 tarihli romanından sinemaya uyarlanan film, siyahi kadın yönetmen Dee Rees’in enfes rejisi sayesinde son derece etkileyici bir yapıta dönüşmüş. Atmosfer, görüntü yönetimi, oyunculuklar ve müzik birinci sınıf. Kimi Anglosakson eleştirmenlerin vurguladığı gibi Steinbeck ve Faulkner tadı da bulacağınız bu hikâye, hem sürükleyici hem de insanın insana yaptığı zulmü göstermek bakımından öğretici ve hatırlatıcı… ‘Savaştan Sonra’, son derece başarılı bir film, kaçırmayın derim…

Bolşoy’un başbalerinisiniz ama hayat öyle sürprizlerle dolu ki, bir müddet sonra kendinizi Avrupa’nın başkentlerinde çalışan ve zaman zaman da elini kana bulayan bir istihbaratçı (aynı zamanda (‘tetikçi’) olarak bulabilirsiniz. Eski CIA çalışanlarından Jason Matthews’ın çok satan romanından sinemaya taşınan ‘Kızıl Serçe’ (‘Red Sparrow’), işte böyle bir öykü anlatıyor. Lakin mesele bu tür bir öyküye inanmak ya da inanmamak değil, ‘Kızıl Serçe’ bildiğiniz ‘Soğuk Savaş Dönemi’nden kalma reflekslerle donatılmış, kötü bir propaganda filmlerinden öteye gidemiyor. 60’larda, 70’lerde böyle filmler çekildiğinde izlediğiniz öykünün ardından bir dram, bir felsefe, insani boyut vs. bulurdunuz. Sonrasında aynı sularda yüzen ama hiç değilse ya konu ya da anlatım biçimi olarak kayda değer bir çaba içinde bulunan yapımlara da rastlamıştık. Lakin ‘Kızıl Serçe’, bütün bu geleneğin sonunda temel olarak Rusya nefretine soyunuyor ve kendince Putin’i yerin dibine sokmaya çalışıyor (filmin en kötü karakteri fiziksel olarak özel bir biçimde Rus devlet adamına benzetilmeye çalışılmış). Sonuçta Jennifer Lawrence, Joel Edgerton, Matthias Schoenaerts, Charlotte Rampling, Jeremy Irons, Joely Richardson, Ciaran Hinds ve Mary-Louise Parker gibi isimlerin kadrosunda yer aldığı bu yapım, sezonun bence en kötü filmlerinden biri.

*** 

Puan Cetveli

Savaştan Sonra ......................... 4

Kızıl Serçe ................................ 1.5

Ailecek Şaşkınız ......................... 3

Phantom Thread ....................... 4

Uğur Böceği ................................ 3

Ziyaretçiler: Gece Avı ................ 2

Direniş: Karatay ......................... 2.5

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.