Haftalık Bağımsız Gazete 28 Şubat 2020

Metnin dışında kalanlar, yıkıp yeniden kuranlar


Begüm KAKI

Begüm KAKI

Okunma 16 Ocak 2020, 12:04

begumkakii@gmail.com

Anda kalmak, anı yaşamak günümüz dünyasında artık ne kadar emek isteyen bir eylem değil mi? Zaman hızla akıp geçiyor, durup biraz dinlenmeye bile fırsat kalmıyor. Günler, haftalar, aylar göz açıp kapayana kadar geçmiş oluyor. 2010’ları geride bıraktığımız 2020’lerin içine doğru adımladığımız günlerdeyiz; geriye dönüp baktığımızda geçen 10 yılın muhasebesini yapsak hem çok kısa hem çok dolu bir döküm elde ederiz şüphesiz. Dünya biraz daha değişti ve biz iyisiyle kötüsüyle kocaman bir 10 yılı ardımızda bıraktık. 

2019 ise son anına kadar dünyanın karmaşasını hiç elinden bırakmadığı bir yıl oldu ama bizi gerçek hayattan alıp başka bir gerçekliğe taşıyan sahnelerde unutamadığımız performanslar izledik. Aslında 2019 tiyatromuz için üretken ve verimli bir yıl oldu. Bir önceki yıla nazaran oynanan oyun, açılan sahne sayısında artış oldu. İstanbul Tiyatro Festivali 23’üncü kez yerli ve yabancı pek çok yapımı tiyatroseverlerle buluşturdu. İstanbul, tiyatro adına bu yıl bir festival daha kazandı: Istanbul Fringe Festival. Festival, farklı mekânlarda çağdaş ve deneysel performanslarla farklı bir deneyim sundu. Kapalı gişe oynayan ve yıllardır sahnedeki yerine sahip çıkan oyunların bir çoğu sahnelere veda ederken, yerlerine yenileri eklendi. Büyük prodüksiyonların yanı sıra bağımsız tiyatrolar da sezonun ortasına gelmemize rağmen her gün yeni bir oyunu izleyiciyle buluşturmaya devam ediyor. 

Tiyatro adına büyük kayıpların da yaşandığı bir yıl oldu. Başta usta oyuncu Yıldız Kenter olmak üzere bu yıl Ayşen Gruda, Gülriz Sururi, Eşref Kolçak, Yalçın Menteş, Tunç Başaran, Tarık Ünlüoğlu ve onlarca sanat dünyamıza değer katan kıymetli isim aramızdan ayrıldı. Yeni yılın ilk haberini ise DOT Tiyatro verdi. Yeni yılla birlikte Kanyon’daki mekânından ayrılıp faaliyetlerini yurt dışında ve İstanbul’da kendi felsefelerine uyan farklı mekânlarda sürdürme kararı aldıklarını açıkladılar. Bu haberin 2019’da silkelenip canlanan tiyatromuz adına değişim, dönüşüm ve tazelenmenin devam edeceğinin habercisi olması dileğiyle…

Yeni sezonda mekânsal bir yenilenmeye giden ekiplerden biri de Kadıköy Theatron oldu. Bulvar Çarşı’nın en alt katında ziyaret etmeye alışkın olduğumuz Kadıköy Theatron artık Yeldeğirmeni’ndeki yeni mekânında oyunlarını izleyiciyle buluşturuyor. Her zaman farklı ve yeni metinleri sahnesine taşıyan ekibin bu yılki en dikkat çeken oyunu ise Türkçe söyleyişle Lanet Olası Lanet Kuş orijinal adıyla Stupid F**king Bird oldu. Aaron Posner’ın kaleme aldığı oyun, Anton Çehov’un tiyatro tarihine bıraktığı en harika metinlerden biri olan Martı’nın bir parodisini sunuyor. Martı’nın sadece temellerini bırakıp üzerine yeni şeyler söyleyen çağdaş bir yapı kuran Stupid F**king Bird, Behiç Cem Kola’nın yönetimiyle ve altı yetenekli oyuncunun performansıyla, klasik bir metin dönüştürülürken sınırlarının nasıl aşılabileceğini eğlenceli bir yerden gösteriyor. Yazar Posner’ın da dediği gibi gerçek karakterler olan Arkadina, Kostya, Nina, Trigorin, Masha ve Medvedenko’nun çok benzer kuzenleri denilebilecek Nina, Conrad, Emma, Trigorin, Mash ve Dev pijamalarıyla bir mutfağın önünde “basit bir aşk hikâyesi” anlatıyor izleyiciye. Her karakterin birbirine bir tür duygusal bağ ile bağlı olduğu daha çok karamsar ve kasvetli bir “aşk” hikâyesi, burada bolca ağzı bozuk, neşesi yerinde, canlı söylenen şarkılarla ve tiratlarla yeniden yazılıyor, anlatılıyor, bir anda durdurulup devam ettirilerek bir yapısöküme uğratılıyor. Burada karakterler gerçekten çatışıyor, sıkıştıkları yerden çıkmak için hoyratlaşıyor ve kendileri için daha iyisini isterken birbirilerinden sözlerini hiç sakınmıyorlar. Özellikle bu konuda Mash oyunda herkesten daha dolaysız ve sert çıkışlarıyla öncü bitiriyor bu yarışı. Ayrıca her karakterin sivriltilen özelliklerini vurgulayarak oynaması oyuna tat katan etmenlerden. 

Klasik metinlerin üzerine gidilerek yıkılıp yeni bir yapı oluşturulmasına Stupid F**king Bird başarıyı yakalamış bir örnek olarak gösterilebilir. Sevda Deniz Karali tarafından Türkçeye çevrilen enerjisi yüksek bu oyuna İlkay Türkoğlu, Korhan Soydan, Gizem Katmer, Uğur Baran, Tarçın Çelebi ve Müfit Çağlayan’dan oluşan genç bir ekip hayat veriyor. Başarıyla uyarlanmış şarkıların hayranlık yarattığı, tatlı bir hırçınlığın alıp götürdüğü, mutfağın geçişkenliğinin şaşkınlıkla takip edildiği, atmosferin izleyiciyi çok beklemeden sardığı Stupid F**king Bird, 25 Ocak,1 Şubat tarihlerinde ve sonrasında Kadıköy Theatron Yeldeğirmeni’nde izlenebilir.

Bu ayki oyunlardan bir seçki:

  • Kalabalık Duası

Fiziksel Tiyatro Araştırmaları’nın yeni oyunu Kalabalık Duası bu kez özgün bir metinle karşımıza çıkıyor. (21 Ocak / Oyun Atölyesi)

  • Hisler Arşivi: İstanbul

Moda Sahnesi’nin yeni oyunu Hisler Arşivi: İstanbul, hislerin gücünü ve ifadesini merkeze alan bir performans sunuyor izleyiciye. (22 Ocak / Moda Sahnesi)

  • Eylül

28 yaşında trans bir kadının hikâyesini anlatan Eylül, metni ve oyunculuğuyla geçtiğimiz sezondan bu yana izleyicilerden tam not alan oyunlardan biri. (24 Ocak / Boa Sahne)

  • Parrhesia

KaST ekibinin Foucault’nun Gerçeği Söylemek kitabından yola çıkan son oyunu Parrhesia, hakikati dile getirmenin giderek zorlaştığı çağımızda insan olmanın gerekliliklerini mercek altına alıyor.( 31 Ocak / Kadıköy Theatron Yeldeğirmeni)

  • Hakikat, Elbet Bir Gün

D22 ekibinin geçtiğimiz sezon ses getiren oyunu Hakikat, Elbet Bir Gün bu sezon da izleyiciyle buluşmaya devam ediyor. (30 Ocak ve 3 Şubat / Baba Sahne)

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.