Haftalık Bağımsız Gazete 17 Kasım 2019

Masalda her şey olur


Müge İPLİKÇİ

Müge İPLİKÇİ

Okunma 31 Ekim 2019, 14:37

Kadıköy’le ilgili genç arkadaşlarıma sordum… Boya yapıyorlar, yaptıkları boyalı dünyanın masalını da benden dinliyorlardı. Önlerinde bir ev ve evin dayandığı bir mahallenin eşliğindeydi masal ve vardığı yer de Kadıköy’dü… Başlarını bir anlığına kaldırıp, meraklı ve coşkulu biçimde yüzüme baktılar; kimi balıkçılar dedi, kimi kalabalık… Sıcak ve dar sokaklar… Ne ararsan bulduğun bir koca alan… Vapura binip Beşiktaş’a gitmek isterdim, dedi bir tanesi… Beşiktaş’ta teyzesi oturuyormuş. Hepimiz gibi, hepimize masallar anlatan bir yer diyenimiz de oldu, işin içine şiir katarak, sanki biraz hayallerde oyalanarak. Boya kalemleriyle boyadıkları hayali mahallenin adını bu yüzden de Kadıköy koydular. O Kadıköy’de Kadıköy’e hem benzeyen hem de hiç benzemeyen bir tını vardı. Çeşmeler uçtu, yazılar anlattı, Salı Pazarı dinledi, martılar ha bire  konuştu… Bu olur mu diye sorduğumda,  masalda her şey olur diye cevap verdiler… Derken yedi yaşın renkleri uçuştu aramızda. Masalda ve hayallerde ve elbette çocukluktaki renklerdi bunlar… Onlara göre çok tanıdık, bana göre eski bir haylazlıkta saklı bir renk almaşasıydı.

O sırada zıplayan  telefonuma ve üstündeki endamlı WhatsApp mesajına baktım… Ve sonra bir kez daha baktım. Sevgili Semra Çelebi gazetedeki yazımın akıbetini soruyordu!

Başımdan aşağı kaynar sular döküldü. Yazıyı unutmuştum… Kim bilir zihnimin hangi köşesinde yazılmamış bir yazı olarak duruyordu… İşte o zaman bu haftaya kayıtlı başka bir anla yüzleştim.

Haftanın başında “İyi Aile Yoktur” kitabında  çocukları, anne ve babaları konuştuğumuz yazar Nihan Kaya, ne kadar büyürsek büyüyelim içimizde bir çocuğun ve anne babanın yaşadığını söylüyordu. Dahasını da. İçimizdeki anne ve babaya kurban ettiğimiz çocukluğumuzun bir yerden sonra pes ettiğini ve tıpkı toplumun çocuğa ve onun sesine geçit vermediği gibi, insanın kendine de geçit vermediğini, üstelik de bunu gönüllü bir kullukla hayata geçirdiğini ifade ediyordu. Kısaca hepimiz içimizdeki çocuğun katiliydik! Bu çocuk bizzat kendi gerçek sesimizdi oysa! Bugün bu kadar katı bir toplumda yaşıyor olmamızın temel nedeninde bunun yatıp yatmadığını sorduğumda, Nihan Kaya’nın bana verdiği cevabı da tahmin edersiniz!

Tam da bu noktada onun “İyi Aile Yoktur” kitabıyla birlikte “İyi Toplum Yoktur” kitabını okumanızı önermek boynumun borcu! Doğrusu, her iki kitabı da okuduğunuzda şunu bir kez daha teslim etmeniz kaçınılmaz olacak: Öğrenmek kolay, asıl iş öğrendiklerimizi unutmakta! Zira o öğrendiklerimizle kendi içimizdeki çocuklara kurduğumuz zindanlar bir yerden sonra tutsaklığımızı fark edemez hale getiriyor bizleri. Dahasını da yapıyor: Yeni tutsaklar yetiştirme konusunda üstümüze düşen her şeyi yapıyoruz. Kısacası zincir devam ediyor… Yeni tutsaklıklarsa hiç kuşku yok, yeni efendilerin varlığına davetiye çıkarmak demek oluyor.

Kadıköy gibi, masalların, hayallerin ve çocukluğun peşine düştüğümüz maceralarda ise, yazımın başında genç arkadaşımın sözünü ettiği “masallarda olur” noktası burada çok önem kazanıyor. Hayal edersek her şey olur bir masal mı, değil mi, buna karar verecek olan bizleriz… Biz büyükler…   Kadıköylüler, İstanbullular, bu ülkenin insanları, dünyalılar…

Unutkanlığıma gelecek olursak… Yazı bunun adı oluyor!

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.