Haftalık Bağımsız Gazete 24 Ekim 2017

Malum kent fanisiyiz…


Betül MEMİŞ

Betül MEMİŞ

Okunma 13 Ekim 2017, 08:30

“Sokağın köşesini dönüyordun, seni o zaman gördüm, yağmur yağıyor, üst baş sırılsıklam, saç baş perişan, olacağı bu tabii yersen o kadar yağmuru, ama olsun dedim içimden...” Noktasız ve soluksuz sıralanan bu ve benzeri cümlelerin sahibi 20. yüzyıl tiyatrosunun önemli isimlerinden (1948-1989 / Fransa) Bernard-Marie Koltes… Mevzu derin, mevzu yalnızlık… Moda Sahnesi’nden de hatırlayacağımız “Roberto Zucco” ve “Batı Rıhtımı / Zenciyle İtlerin Dalaşı” gibi tiyatro oyunlarıyla da akıllara kazınan Koltes, 1977’de yazdığı “Ormanlardan Hemen Önceki Gece”de böyle ses veriyor. (Es notu: Biriken Tiyatro’nun yorumu ve Rıza Kocaoğlu’nun oyunculuğundan da hatırlayabilirsiniz.) İnsan, Koltes deyince, biraz silkelenip kendine gelmek istiyor ama nafile; monologlara pek alışkın olmayan yeni dünyanın bünyesi; kendince ‘yeni bir yeni dünya’ yaratıyor son kertede! Muhabbet bağının yamacında, Koltes üzerine kelama düşmüşken, masanın en ulvi seslisi; “Sivrisineklerin 47 dişinin olduğunu biliyor muydun?” dedi. Uzun bir vakit gökyüzüne baktım ve içimden bir ses öbeği çıkıverdi: “İstanbul diyorum yedi tepe ve birkaç sokak ve şeytan taşlamak için illa da uzak diyarlara gitmeye gerek yok ya da toplumcu gerçekçi olmaya da gerek yok, malum kent fanisiyiz mevzulara kişisel yaklaşımımızı sürdürelim…” Şimdilik bulunduğumuz paralel evrenden nefeslenmeye devam!

Faust olan her şey buharlaşıyor

Bu haftanın tiyatro kadrajında; Boğaziçi Gösteri Sanatları Topluluğu’ndan aşina olduğumuz Uluç Esen’in, Goethe’nin (yaklaşık 60 yılda tamamladığı, yayınlanışının da ölümü sonrası olan) ‘Faust’undan adapte ettiği “Faust Olan Her Şey Buharlaşıyor” adlı komedi-dram türündeki tek kişilik performansı yer alıyor. (Bu da var notu: Esen, Anadolu Üniversitesi’nde yapmakta olduğu Tiyatro Sanatta Yeterlik (doktora) tezinin bir parçası olarak sahnelemiş bu oyunu.) Baştan belirtelim de sonrasında yanlışa mahal olmasın; ‘tek kişilik oyun, üstüne bir de Goethe’nin ‘Faust’ mevzusu, şimdi sonbaharın grisine yorgun düşmeyelim’ kafalarına hiç gelmeyin, zira karşınızda en temizinden algıda seçicilik yaptıran türden bir performans var. Uluç Esen oyun hakkında şöyle diyor: “Faust’un hikâyesi hem gizemlerle dolu, hem de bir o kadar dünyevidir. Evrenin bütün bilgisine sahip olmaya çalışan bir entelektüelin bu uğurda şeytanla karanlık bir anlaşmaya varmasını anlatır. Bu çekici ama aynı zamanda karanlık öyküyü mizahi ve eleştirel tınılarla anlatmayı tercih ettim. Unutulmuş bir geleneksel form olan meddah formunu çıkış noktası olarak alıp, çağdaş bir meddah anlatısı yapmanın derdine de düştüm. (Karl) Marx’ın, modern dünya için söylediği ‘katı olan her şey buharlaşacak’ sözüne kulak verip, ‘Faust’un hikâyesini modern dünyanın çelişkileri ve açmazları üzerinden yorumlama işine giriştim. Gerisi, tiyatro…”

Sahibinden az oynanmış Faust

Geçen sezon izlediğim temiz işlerden bir tanesi olarak aklımda asılı kalan oyun, tek perde. Oyunda çağdaş bir meddah üslubu arayışında olan Esen, bu niyetle performansında video, ses, ışık gibi anlatı üslubuna eşlik eden çok alanlı sanat formlarını en yoksul ve ilkel şartlarıyla kullanıyor. Sahnede kullanılan elektronik ekipmanları atık malzemelerden üreterek veya arızalı ürünleri tamir ederek yaratan Esen, kendi tasarlayıp ürettiği uzaktan kumandalı sistem sayesinde oyunundaki görüntü, efekt, ışık, müzik gibi öğeleri de kendisi yönlendiriyor. Oyunun bir başka takdire şayan tarafı da metin boyunca sadece 100w civarında elektrik harcayarak çevrecileri mest etmesi! Oyunun albenisini bozmamak ve biraz da organik yönüne ışık tutmak adına Esen’in sosyal medya üzerinden deklare ettiği, 28 Ekim, saat 18.30’da, Moda Sahnesi’nde sahneleyeceği oyunun davet yazısını da paylaşmak istiyorum: “Sahibinden az oynanmış Faust! (lütfen açıklamayı okuyun) Açıklama: İki sezondur bende... Bu üçüncü sezonu olacak. Klasik meraklısına... Ötmesi, yağ akıtması, çürümesi yok. Yürürü iyi durumda. Projeksiyon makinası yenilendi, çanta alındı, bağzı tekerlemeler eklendi. Hiç ödül almamış, yani sıfır gibi... Geleni üzmez. Dosta gider. Not: Ölücüler gelmesin, sonuçta 200 yıllık oyun. Eskimiş mi, sıkıcı mı gibi sorulara muhatap etmeyin... Gelene şimdiden hayırlı olsun. Tanrı sanatı korusun, amin.”

Atlas Tiyatro Araştırmaları

Gelelim diğer ekiplere; “tiyatro aleminde neler oluyor-du?!” diyerek hemen akışa geçiyoruz…

“Atlas, eğer isterse dünyayı yere bırakıp, ortalıktan kaybolabileceği bilgisine sahipti; ama yalnızca bu fikre sahip olmasına izin vardı.” Franz Kafka’nın sözüyle tiyatro izleklerine 2013’ten bu yana tadında işler sunan Atlas Tiyatro Araştırmaları, 2017-2018 tiyatro sezonunda, ikisi yeni üç oyunla seyirci karşısına çıkıyor. Geçtiğimiz sezon da sahnede olan “Morgue Sokağı Cinayeti” bu aydan itibaren yeni ekiple, yazın Ankara’da prömiyer yapan Jean Genet’nin kült eseri “Hizmetçiler” ise Kasım-Aralık ayı içerisinde sahnede endam edecek. Henüz uyarlama aşamasında olan M.Y. Lermontov’un dünyaca ünlü eseri “Zamanımızın Bir Kahramanı” ise Şubat-Mart ayında seyircisine merhaba diyecek.

İstanbul Devlet Tiyatrosu

Bu iki oyunun da ilk versiyonlarını izlemiş biri olarak İstanbul Devlet Tiyatroları’nın yorumunu merak etmiyor değilim… *İlki; daha öncesinde Ekip Tiyatrosu'ndan izlediğimiz David Greig imzalı “Avrupa”. Mehmet Birkiye rejisiyle sahnelenen oyun, toplumsal ve ekonomik açıdan çürümeye yüz tutmuş bir sınır kasabasına tren seferlerinin iptal edildiği gün gelen iki kaçak mültecinin izini sürüyor. Hakan Silahsızoğlu’nun dilimize çevirdiği oyunun prömiyeri 17 Ekim'de. *İkincisi ise; Devlet Tiyatrosu’nun bir diğer yeni oyunu olan, Ekim’in ilk haftası merhabasını veren, daha öncesinde Krek'ten izlediğimiz Berkun Oya’nın yazdığı “Bayrak”. Polisiye bir cinayetle bir ailenin trajik çöküşünün anlatıldığı oyunun yönetmeni Kubilay Karslıoğlu.

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.