120 yıldır Hatay’da Harbiye Şelalelerinde hizmet veren restoranlarının bir şubesini de Kadıköy’de açan üç kuzen, Kadıköylülere Antakya yöresinin çok özel tatlarını sunuyor, Asi Nehri’nin bereketini Kadıköy’e taşıyor...
Değerli Gazete Kadıköy okuyucuları bu hafta sizlere çok eski, kökleri binlerce yıla dayanan bir kültür mozaiğinin mutfağını tanıtmaya çalışacağım... Antakya yöresinin, birbirine karışmış kültürünün mutfağa yansımasını bire bir yansıtan bir mekâna davetli idim… Asi... Hatay Sofrası…
Üç kuzen biraraya gelmişler, öğretmen Edvar Aksakal, veteriner Tansel Doğruel ve avukat Adnan Cihangir. Kadıköy çarşı içinde 200 yıllık bir Rum evini yeniden düzenleyerek, 120 yıldır Hatay’da Harbiye Şelalelerinde hizmet veren restoranlarının bir şubesini de bu tarihi binada hayata geçirmişler ve Kadıköylülere Antakya yöresinin çok özel tatlarını sunmaya başlamışlar. 3 katlı bu binanın giriş ve ikinci katı restoran olarak hazırlanmış, en üst kat özgün canlı müzik programıyla zenginleştirilmiş bar hizmeti veriyor... Değişik yerel tarz enstrümanlar çalınarak değişik yörelerin müzikleriyle apayrı diyarlara duygusal yolculuk yapıyorsunuz…
Üç yeğen “Dedelerimizin yadigârını 4. kuşak olarak Kadıköy’de devam ettirecek olmaktan büyük heyecan duyuyoruz” diyorlar. Kuzenler tüm personeli de Hatay’dan getirmiş. Özel fırın yaptırmışlar “Bizim oraların otlarını, ancak oradaki usta aşçılar bir laborant gibi işleyip sunabilirler” diyor ve aşçıları da yabancıları değil dayıları… 120 yıldır bu işi yapan bir ailenin tecrübesiyle hazırlanan tüm yöresel tatları siz düşünün... “Biz üç kuzen, dağ köylerini tek tek dolaşıp bizzat köylüden alıyoruz otlarımızı ve baharatlarımızı... Kullandığımız limon bile Hatay’da kendi bahçemizde yetişiyor…” diyorlar. Mezecisinden fırın ustasına, komisinden servis personeline kadar tüm çalışanlar Hatay’dan gelmiş… Çünkü diyor kuzen Tansel; “Bu yiyeceklerin ikramı da maharet iste. Örneğin bizim çiğ köftemize et koymayız, çünkü çiğ köfteye koyacağınız etin çok taze ve hemen kullanılması gerekir. Onun için biz kıymasını tabağın kenarında, köftelerin yanında sunarız köfteler ete bandırılarak yenir”
Yediğim her şeyin içinde mutlaka tahin vardı.. Kabak tatlısında bile... Tahin ve ceviz olmazsa olmazlarından, hemen hemen tüm mezelerde bulunuyor..
Birbirinden nefis 18 ayrı değişik meze günlük yapılıp her gün servis ediliyor.. Hemen hemen hepsinden tattım.. Bazılarını sıralayabilirim, fakat gidip yemeniz gerekiyor… Müthiş bir zevk… Muttebel, Muhammara, Kmeybet, Tebbule, Şahudi , Pasobi, Babagannuç sayabildiğim benim favorilerim... Zatter salata, Antakya’da yetişen yeşil zeytin salatası Çökelek salatası ve saymakla bitmeyen birbirinden nefis tatlar… Etlere gelince, bir tek Hatay Harbiye’de Şelalelerde yiyebileceğiniz, ikinci adres olarak da Asi’de yiyebileceğiniz çok özel bir tat, özel soslu piliç ızgara. Püf noktasını söylemiyor usta... Hak veriyorum… “Meslek sırrı” diyor.. Kaz başı, Harbiye şiş, Harbiye kebap, Lahmi lö Varka, Sini kebap sayabildiğim birkaç çeşit daha birçok çeşit ve müthiş lezzet…
Tatlılar 2 adet... Fazla çeşit yok ama iki tatlıda da çok iddialılar. “Genelde yediğiniz künefeler dondurulmuş olarak getirilir. Fakat biz burada kendimiz yapıyoruz. Tabii ki malzemeler Hatay’dan… Fakat her şeyini burada hazırlıyoruz” diyorlar. Kabak tatlısı Hatay usulü, kireçte yatırılmış ve üstünde yine tahin….
Tek handikap otopark bulunmayışı… Fakat çok merkezi bir yerde oluşu ulaşım kolaylığı sağlıyor. Her türlü toplu taşıma araçlarının geçtiği Kadıköy Çarşı’nın içinde Balıkçılar sokağından girilince ilk yol kesişmesinde sol yokuşta sağda Asi’yi görebiliyorsunuz… Bence Kadıköyümüze çok yakışan bir mekân ve değişik bir mutfak kültürü güzel bir zenginlik… Biraz eksikleri kalmış yerleşme anlamında, bence bir an evvel eksiklerini gidersinler.. Çünkü değişik bir lezzet isteyenlerin ikinci adresi olmaya aday bir yer.. Biz de hoş geldiniz diyoruz… Lezzetli haftalar diliyorum…