Haftalık Bağımsız Gazete 20 Ağustos 2018

Yeldeğirmeni’nin ‘Bayan Yanı’

Kadrosu kadınlardan oluşan ilk mizah dergisi Bayan Yanı’nın Yeldeğirmeni’nde açılan mekanı, kadın sanatçıların biraraya gelerek sanat üretip, sergileyebilecekleri bir alan…

Yeldeğirmeni’nin ‘Bayan Yanı’
Gökçe UYGUN

Onlarca sanat atölyesi ile kafenin misafirlerini ve sanatçıları ağırladığı Yeldeğirmeni’nde, şimdi de hem şirin bir kafe hem sanat alanı olarak hizmet veren yeni bir mekan açıldı; Bayan Yanı Art Project… Duatepe Sokak’ta bulunan Bayan Yanı, adından da anlaşılacağı üzere, Türkiye’nin ilk ve tek  kadın mizah dergisi Bayan Yanı’nın mekanı. 3 katlı bu tarihi binanın giriş ve teras katları kafe, orta katı da sergi mekanı olarak hizmet veriyor. Biz de, yaklaşık 1 ay önce açılan mekanı ziyaret ederek, mekanın ve derginin kurucularından, karikatürist Tuncay Akgün ile görüştük.

  • Bir dergi, neden somut bir mekana ihtiyaç duyar? Neden böyle bir yer açtınız?

Bayan Yanı dergisinin 8. yıla yaklaşırken ciddi bir takipçi kitlesi oluştu. Bu mekan aslında derginin hikayesini büyütmek için tasarlandı. Çünkü bir mekanda olmak, insanlara daha çok dokunabilmenizi sağlıyor. Uzun zamandır aklımızda olan bir sergi mekanını açtık. Çok da güzel oldu, beklediğimiz reaksiyondan fazlasını aldık.

  • Neden Kadıköy ve hatta neden Yeldeğirmeni’ni seçtiniz? Siz de bir ‘yeni Kadıköylü’sünüz  değil mi?

Biraz rastlantıların da etkisi var bunda. Biz yarı zamanlı Paris’te, yarı zamanlı Avrupa yakasında yaşıyoruz. Bütün hayatımız hemen hemen Cihangir-Beyoğlu’nda geçti. Leman Dergi’nin kurulduğu yer de orası. Benim hem Paris’ten hem İstanbul’dan yaklaşık 40 yıllık arkadaşım olan bir ressam Yeldeğirmeni’nde, bu binanın yanındaydı. Onu ziyarete gelirken, bu binadaki heykeltıraşla tanıştık. Burası onun atölyesiydi. Öte yandan tam karşımız Türkiye’nin ilk squat’ıydı (işgal evi). İstanbul’da doğup büyüdüm ama nasıl olduysa ıskalamışım Yeldeğirmeni’ni. 200 civarı resim, sanat atölyesinin olması başlı başına burayı çok özel kılan bir şey. İstanbul’u kaybediyormuşuz gibi bir karamsarlık içindeyken, yeniden doğan bir semt ruhu var burada. Buraya gide gele iyice tanıdım, alıştım, dostluklar edindim,  benim için inanılmaz çekici bir yer haline geldi. Buraya aşık oldum adeta.

  • Sonra da bu semtte bir yer edinmek istediniz…

Evet, bu binayı çok sevmiştim zaten. Buranın tarihi de önemli;  düğünlerin yapıldığı bir Rum tavernasıymış. Ondan sonra Aşık Veysel’lerin müzik evi olmuş, onlar burada çalmış söylemişler. Yani binanın hafızası da çok anlamlı.

  • Yani burada zaten bir damarı varmış…

Evet, ben böyle hikayesi olan yerlere bir anlam yüklüyorum doğrusu. Bayan Yanı Art Project’in hikayesi de bunun bir parçası oldu.

  • Teras duvarında Bayan Yanı kapaklarından bir mural yapmışsınız.

 Kadıköy Belediyesi sanat destekçisi bir yerel yönetim.  Pek çok çalışması, projesi var. Hatta ben de Karikatür Evi’nde danışma kurulundayım. Mural Festivali de onlardan biri. Biz de kendi duvarımıza kendi muralimizi yaptık.

  • Yeldeğirmeni sanat ortamının bir parçası olmaya mı geldiniz?

Hem parçası olmak, hem de söz sahibi olmak istiyoruz. Semtlerin gelişimi her zaman iyiye doğru gitmiyor, pozitif olan bir şeyi çabuk kaybedebiliyoruz, çok fazla yükleme olduğunda. Burada da böyle bir tehlike var aslında. Bu anlamda buraya bir sanat mekanı kazandırmak istedik. Çünkü bu bir eksiklikti. Çok sanat atölyesi var ama pek sanat galerisi yok. Bir amacımız da sanat izleyicisini buraya çekmek.

  • Hatta ilk serginizi bile yaptınız; kadın sanatçıların biraraya geldiği kolektif sergi ‘Yüz Körlüğü’

Yazın genelde galerilerin çekildikleri mevsimdir. Yaz sergisi olmasına rağmen hem sanatçılar  ve sanat camiası hem de bizim açımızdan çok verimli geçti.

  • Yeldeğirmeni’ndeki sanatçılarla irtibatta mısınız peki ortak üretimler için?

Tabii, zaten o sergideki sanatçıların önemli bir kısmı bu civardan. Özellikle buradan isimler olsun diye düşünmedik, doğal olarak öyle gelişti. Önümüzdeki süreçte de buradaki sanat atölyeleriyle ortak işler planlıyoruz elbette. Ayrıca okuma etkinlikleri, küçük resitaller, söyleşiler filan düşünüyoruz.

  • Burası karikatür odaklı mı ilerleyecek yoksa sanatın başka dallarına da açık mı?

Sanatın her dalına açık.  Biz burayı genç, dinamik bir yer yapmak istiyoruz. Aynı zamanda, insanların akıllarındakini gerçekleştirebilecekleri bir proje mekan olsun diye düşünüyoruz. Aslında Türkiye’de geçtiğimiz 10 senede sanat galerilerinin yükseldiği bir dönem vardı, son 1-2 senedir de sönümlenen bir durum var, çok mekan kaybettik. Buranın semtle beraber nefes alan bir yer olması ilginç olacaktır diye düşünüyorum.

(Bayan Yanı dergisi ve sanat mekanın kurucuları Tuncay Akgün ve Ramize Erer)

  • Kadın odaklı bir yer mi burası? Siz erkek bir karikatürist olarak bu sürecin neresindesiniz?

Yıllardır hem karikatüristim, hem de dergiciyim. Pek çok dergi yaptım, pek çok dergi kurdum. Ama beni en heyecanlandıran şeylerden biri Bayan Yanı.  Dünyada da çok az kadın karikatürcü var. Ama Türkiye’de çok güçlü kadın çizerler var. Kadına yönelik baskının çok güçlü hissedildiği bir dönemde yaşıyoruz. Bir taraftan da burada çok güçlü karikatürcüler var. İnanılmaz bir şans. Kadına yönelik şiddetin, kadın cinayetlerinin patlama yaptığı bir dönemde kadınların sesini büyütmek istiyoruz, hem dergi ile hem bu mekan ile. Bayan Yanı Art Project, her türlü kadın hareketlerinin aktivistleri, sanat üreten kadınlar için bir buluşma mekanı.

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.