Haftalık Bağımsız Gazete 27 Mayıs 2018

Yeldeğirmeni'nde bir KIRK AYNA masalı

Kadıköy’ün tarihi binalarıyla ünlü Yeldeğirmeni semtinde, bölgenin yapısına uygun sanat merkezleri artıyor. 100 yıllık bir binada açılan Kırk Ayna Sanat Merkezi, tiyatro, müzik, dans ve resim...

Yeldeğirmeni'nde bir KIRK AYNA masalı

Kadıköy’ün tarihi binalarıyla ünlü Yeldeğirmeni semtinde, bölgenin yapısına uygun sanat merkezleri artıyor. 100 yıllık bir binada açılan Kırk Ayna Sanat Merkezi, tiyatro, müzik, dans ve resim alanlarında özellikle çocuklara yönelik eğitimlerle toplumun sanat algısının güçlendirilmesini hedefliyor.

 
“Bütün kapıların yalnızlığa açıldığı dünyada, hayallerimizle bir kapıyı aralayabilmek mümkün mü? Mümkündür çünkü, bazen bir çocuğu büyütmek için, başka türlü bir sevgi gerekir… Bazen bir insanı güldürmek için, başka türlü bir hayal gerekir… Bazen yolu göstermesi için, başka türlü bir yardım gerekir…” Böyle başlıyor Kırk Ayna Masalı. Masal tadında yaşamlar üretmek ve hayatında hayallere yeniden yer açmak isteyen herkesin bir aynası ya da aynaları olduğuna inanan bir grup sanatçı Yeldeğirmeni Celal Muhtar Sokak’ta 100 yıllık tarihi bir binada “Kırk Ayna Sanat Merkezi”ni açtı. Yaklaşık 3 aydır faaliyette olan Kırk Ayna, düzenlediği atölye çalışmalarıyla şimdiden semt sakinlerinin uğrak yeri olmuş durumda. Biz de beyazlara boyanmış 3 katlı bu sanat merkezinin kapısını çaldık ve bu güzel binayı sadece kendisine değil herkese açık hale getiren tiyatrocu Figen İtarcı’ya merak ettiklerimizi sorduk.

-Sizi biraz tanıyabilir miyiz? Kırk Ayna masalını Yeldeğirmeni’nde hayata geçiren Figen İtarcı kimdir?
Ben aslında Buca Eğitim Fakültesi’nde Fizik öğretmenliği okudum. Ailem böyle istediği için. Onlar istiyordu ki iyi bir mühendis, iyi bir eğitmen olayım ve bu yolda hayatımı çizeyim. Hayır, öyle olmadı. Öğrenciyken Devlet Tiyatroları’nın kursiyerlik sınavlarına girdim ve tiyatro derdi, belası ya da virüsü–nasıl adlandırırsanız–bulaştı bana. O tarihten beri de tiyatroyu hiç bırakmadım. Çocuklarla olan maceram 1996 yılında İstanbul’a gelmemle başladı. Akademi İstanbul’da Haluk Bilginer, Işıl Kasapoğlu, Ahmet Levendoğlu gibi ustalardan dersler aldım. O süreçte çocuklara eğitimler vermeye başladım. O tarihten beri de hayatımı çocuklar üzerine şekillendiriyorum ve de onlar benim hayatımı biçimlendiriyorlar.

-Okullarda mı veriyordunuz bu tiyatro eğitimlerini?
Okulu bitirdikten sonra kısa bir dönem Devlet Tiyatroları’nda oyunculuk yaptım. Daha sonra özel tiyatrolara geçtim. Bizim Tiyatro’da, Oyun Atölyesi’nde asistanlık yaptım, bir süre dublaj çalışması yürüttüm. Benim kollarım bir ahtapotun kolları gibi sanat adına gerçek, sahici ne varsa büyütmek ve hep çocuklarla beraber olmak üzerine biçimlendi. İşte o dönemde başladığım drama çalışmalarım İnci San aracılığıyla Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneğinden aldığım ders notlarıyla ilerledi. Çünkü o dönem bu alanda hiç kitap yoktu, okullarda tiyatro pedagojisi dersleri verilmiyordu, dolayısıyla bu işi çocuklarla yapmak istiyorsam kendimi eğitmeliydim ve bu işi de kitaplarla yaptım. Tabii bunun pratiğini de hep çocuklarla birlikte uyguladım. Kırk Ayna Sanat Merkezi de benim bu maceramın finalidir. Yani benim daha çok çocukla buluşma isteğimden geliyor.

-Peki, isminin anlamı ne? Nereden geliyor Kırk Ayna?
İsmi de benim daha çok çocukla buluşma isteğimden geliyor açıkçası. Herkese aynalar tutalım. Ama bu geleneksel anlamda uğursuzluk getiren kırık aynalar olmasın. Bunlar çoğalan aynalar. İllüzyonlu, sihirli aynalar, hani lunaparktakiler gibi… Kırka kadar da yolu var diye düşündük.

YERYÜZÜNÜN HİÇBİR YERİNDE SANAT SATILMAMALI

-Kimlerle düşündünüz bunları? Sanırım bir ekip işi bu…
Evet, bir ekibimiz var. Umut Soysal arkadaşımız neyzenimiz aynı zamanda da Osmanlıca dersleri veriyor. Gamze Polat, halkoyunları ve dans çalışmaları yürütüyor. Ben tiyatro ve drama derslerine giriyorum. Müzik derslerini Ayşegül öğretmenimiz veriyor. Konservatuvara hazırlık için ayrı bir ekibimiz var. Bir de hafta sonu minyatür, tezhip, çini atölyelerimiz var ama en çok minyatüre ilgi oldu. Pazar günü sabahları İran Tahran Üniversitesi’nden hocamız Samareh Ahmadi, minyatür dersleri veriyor.
Bu tür sanat atölyeleri, kültür merkezleri çok var aslında. Sizin farkınız ne diye soracak olursanız cevabım şu olur: Biz kimsenin cebine göz dikmiyoruz. İnsanlar ticaret yapılıyormuş gibi hissederse bu çok tehlikeli olur. Çünkü neticede yeryüzünün hiçbir yerinde sanat satılmamalı. Ben burada çocuklarla da gençlerle de Kırk Ayna’ya bağlı bir tiyatro oluşturmak istiyorum. Şu an aylık belli bir bütçe ayırarak bu kurslara katılan çocuklar ve gençlerle oynamadığımız sahne kalmasın istiyorum. Çocuklara da söylüyorum, festivallere katılalım, gösterilerimizi yapalım ve o paralar sizin cebinize geri dönsün. Ben sadece aracı olayım. Sizin görsel sanatlara bir beğeni kazanmanızda, iyi bir sanat izleyicisi olmanızda benim de bir payım olabilirse ne mutlu bana.

-Kırk Ayna, sadece çocuklara ve gençlere yönelik bir sanat merkezi mi?
Hayır, 5 yaştan 60 yaşa kadar geniş bir yelpazede çalışmalar yürütüyoruz. Ses, konuşma, diksiyon dersleri de vermeye başladık. Osmanlıca derslerine de yetişkin gruplardan talepler var.

-Biraz da bu tarihi binaya gelelim. Bu binayı nasıl buldunuz? Yeldeğirmeni’nde olmak özel bir tercih miydi?
Biz baştan beri tutacağımız yerin Anadolu yakasında olmasını istiyorduk. Kadıköy’ü tercih etmemizin en önemli nedeni tiyatro maceramın başladığı yerin Kadıköy olması. Uzun yıllar Moda’daki Toplumsal Araştırmalar Vakfı’nda, Barış Manço Kültür Merkezi’nde Zafer Diper ile Bizim Tiyatro’da, Haluk Bilginer’in Oyun Atölyesi’nde çalıştım. Yani hep Kadıköy civarındaydım. Düşündüm ki onlara yakın olmalıyım. Usta oyuncularla bir dirsek temasında olabilecekmişim gibi hissettim.
Bu tarihi binayı görünce çok etkilendim. Böyle binalar kalmadı artık. Bu bina Anıtlar Kurulu’ndan TOKİ tarafından kredilendirildi ve orijinaline tamamen sadık kalınarak restore edildi. Eskiden mangalla ısınan 100 yıllık bir binaymış burası. Kaba inşaat dâhil her aşamasında bulundum. Ben buraya geçmeden önce binanın tarihini de araştırdım ve gördüm ki iyi insanlar yaşamış burada. Bu da çok mutlu etti beni ve hemen tutup sanat merkezimizi açtık. Binanın en üst katında yaşıyorum, diğer iki katında da atölye çalışmalarımızı yürütüyoruz. Güzel bir bahçemiz var. Baharda da “Aynalı Kafe” yi açacağız.

-Yeldeğirmeni halkının tepkisi nasıl?
Kırk Ayna’yı açalı 2,5 – 3 ay oldu. Sağolsunlar gerçekten çok desteklediler. Komşularımız sürekli uğruyorlar, çaylarını da alıp geliyorlar. Zaten her birisi aynı zamanda kursiyerimiz oldular. Matbaacının kızı, fırıncının oğlu, yani bu çevrede esnaflık yapan yaşayan birçok insan sanat merkezinden yararlanıyor. Bu kadar ilgi olacağını düşünmemiştim açıkçası.

-Kayıtlar devam ediyor mu peki?
Branş çok olunca talep de günbegün artıyor. Örneğin minyatür dersine gelen tezhibe de gelmek istiyor. Dolayısıyla 7/24 açığız ve kayıtlarımız sürekli devam ediyor. Önümüzdeki günlerde yeni bir atölyemiz başlıyor; Sihirbazlık Okulu! Yine Kukla Yapım Atölyesi açmayı düşünüyoruz. Kukla tiyatrosu ekibimizle de okullara gidip oyunlarımızı çocuklarla buluşturmayı istiyoruz. Resim sergileri de açacağız çünkü binamız buna da çok müsait. Atölye çalışmalarımız ve sergilerimize tüm Yeldeğirmeni sakinlerini ve Kadıköylüleri bekliyoruz.

Kırk Ayna Sanat Merkezi
Halit Ağa Cad. Celal Muhtar Sok. No:6 Kadıköy
0216 550 34 14
www.kirkayna.com

Röportaj: Semra ÇELEBİ
 


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.