Haftalık Bağımsız Gazete 17 Temmuz 2019

Şimdiki zaman trajedisi; İyilik

Günümüz edebiyatının usta kalemi Şebnem İşigüzel’in yeni romanı ‘İyilik’, Kadıköy sokaklarında geçen bir isyan, hesaplaşma, umut ve aşk dolu anlatımıyla yaşadığımız zamanın trajedisini aktarıyor

Şimdiki zaman trajedisi; İyilik
Gökçe UYGUN

“Hayatımın değişmesine çok az zaman kalmıştı ve ben bundan habersizdim. Yaz sonu kanser olduğumu öğrenecektim. Bütün bunların öncesinde yaz kötü başlamıştı. Sebebi özel hayatımdı. Hatta bizzat kendim. Bir anlamda geçmişim.”

Bu cümlelerle başlıyor yazar Şebnem İşigüzel’in son romanı ‘İyilik’. İletişim Yayınları’ndan çıkan 204 sayfalık romanda, çağdaş Türk edebiyatı yazarlarından İşigüzel, sevilmek ve ayakta kalmak isteyen, isyan eden ve yenilen bir hayatı anlatıyor. Yazarın bilerek isimlendirmediği bu karakter aracılığıyla okur, kendi deyişiyle ‘ziyan olan’ hep yalnız kalan bir kadının hayatına tanık oluyor.

MODA SOKAKLARI…

İyilik’in anlatı mekanı arasında Kadıköy de var. Hatta romanın büyük kısmı ana karakterin hayatının farklı iki evresinin evreni olarak Moda’da geçiyor. Kanser olduğunu öğrenen ve adeta ölüme yürüyen başkarakter, yalnız başına ölmek için, çocukluğundan aşina olduğu Moda’nın sokaklarına kendini bırakıyor.

KAPAKTA KIZI VAR

Kitabın kapağında ise Şebnem İşigüzel’in kızı Tamar’ın fotoğrafı yer alıyor. İşigüzel,  “Kahramanın ‘90’ların sonunda 20 yaşındayken çektirdiği vesikalık fotoğraf olsun istedik. Herkesle tamamlanabilecek yarım yüz. Ve bize bir şeyler anlatmak ister gibi bakan bir oyuncu olsun istedik. Kızım da oyuncu, konservatuvarda okuyor. O da bize bunu oynadı aslında.” diyor.

BİR YAŞAM ROMANI…

Verdiği röportajlarda “Yaşamak üzerine, hayatın ne olduğu üzerine bir roman bu” tanımını kullanan İşigüzel, “Bize kötülük yapan hayat mı yoksa biz miyiz?” diye soruyor ve ekliyor; “Aristotales kabaca ‘Ne yapacağımıza ve olacağımıza kendimiz karar veririz’ derken haksız sayılmaz. Başımıza gelen şey çoğu zaman kontrolümüz dışındadır, tamam. Ama ona ilişkin tutumumuz kontrolümüz dahilinde olabilir. Hayatın getirdikleri karşısında bilgece bir tavır geliştirmek gerekiyor. Edebiyat, sanat, felsefe bize bu tavrın ne olabileceğini hissettiriyor aslında. Eğitimden mahrum olsanız bile insan dağa bakarak, zeytin ağacına bakarak bile bilgelik geliştirebilir. Doğa en büyük bilgi kaynağı aslında. Yeter ki vicdanınız olsun. O zaman kötülüğün sınırları da azalıyor diye düşünüyorum.”

 90’lardan beri yazıyor

Şebnem İşigüzel, 1973 yılında doğdu. İstanbul Üniversitesi’nde antropoloji okudu. İlk kitabı Hanene Ay Doğacak 1993 yılında yayımlandı. Aynı yıl Yunus Nadi Öykü Ödülü’ne değer bulundu. Sonra sırasıyla Öykümü Kim Anlatacak (öykü, 1994), Eski Dostum Kertenkele (roman,1996), ağırlıklı olarak Radikal İki’de yayımlanan yazılarını topladığı Neşeli Kadınlar Arasında (deneme, 2000), Sarmaşık (roman, 2002), Çöplük (roman, 2004), Resmigeçit (roman, 2008), Kirpiklerimin Gölgesi (roman, 2010), Venüs (roman, 2013), Gözyaşı Konağı , Ada, 1876 (roman, 2016) ve Ağaçtaki Kız (roman, 2016) adlı kitapları yayımlandı. 2015 yılında Venüs ile Notre Dame de Sion Edebiyat Ödülü’nün, 2016 yılında Gözyaşı Konağı , Ada, 1876 romanıyla Duygu Asena Roman Ödülü’nün sahibi oldu. Çocuklar için Annem Kargalar ve Ben (2011), Bir Puding Hikâyesi (2017) ve Uçtu Uçtu’yu (2017) yazdı. Romanları pek çok dile çevrildi. Yayımlandığı dillerde ilgi ve övgüyle karşılandı. Hayatını yazarak sürdüren Şebnem İşigüzel, Tamar ile Ararat’ın annesidir.


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.