Haftalık Bağımsız Gazete 23 Mayıs 2018

RIFAT ILGAZ 100 YAŞINDA!

82 yıllık yaşamında 70 dolayında kitaba imza atan Rıfat Ilgaz, 7 Mayıs 2011’de 100 yaşına basacak. Rıfat Ilgaz’ın 100. doğum yılı nedeniyle kitaplarının yeni basımları Çınar Yayınları ve Türkiye İş...

RIFAT ILGAZ 100 YAŞINDA!

82 yıllık yaşamında 70 dolayında kitaba imza atan Rıfat Ilgaz, 7 Mayıs 2011’de 100 yaşına basacak. Rıfat Ilgaz’ın 100. doğum yılı nedeniyle kitaplarının yeni basımları Çınar Yayınları ve Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları işbirliğiyle yayınlanıyor.


Rıfat Ilgaz’dan söz edildiği zaman “Hababam Sınıfı’nın yazarıdır.” denir çoğu zaman… Rıfat Ilgaz adının önüne geçmiş bir kitaptır Hababam Sınıfı… Pek çok kimsenin Hababam Sınıfı kitaplarından bihaber olduğunu düşünürsek ortaya vahim bir tablonun çıkması da kaçınılmaz oluyor… Rıfat Ilgaz’ın 100. doğum yılı nedeniyle kitaplarının yeni basımları Çınar Yayınları ve Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları işbirliğiyle yayınlanıyor. 82 yıllık yaşamında 70 dolayında kitaba imza atan Rıfat Ilgaz 7 Mayıs 2011’de 100 yaşına basacak… Bu nedenle Rıfat Ilgaz’ın Hababam Sınıfı kitapları hakkında size ayrıntılı bilgiler vermek istedim…

YAŞAMININ İLK YILLARI…

Duvarları deniz kokan bir evde, 7 Mayıs 1911 tarihinde Cide’de dünyaya gelen Mehmet Rıfat, ailesinin yedinci çocuğu olarak ablası Sıdıka ve ağabeyi Faruk ile büyür. Büyük ağabeyi İsmail’i ise Çanakkale’de yaralanıp izinli olarak Cide’ye gelmesi nedeniyle tanır. İsmail ağabeyi daha sonra Hemadan’da şehit olur. Mehmet Rıfat’ın diğer ağabeyleri de Kurtuluş Savaşı sırasında şehit olurlar.
Altı yıllık ilkokulun ilk beş yılını Cide’de son yılını ise babasının işi nedeniyle gittikleri Terme’de okur. Kuleli Askeri Lisesi öğrencilerinden Hilmi Bey, İngilizlerin İstanbul’u işgal edip Kuleli Askeri Lisesi’ni kapatmaları nedeniyle Cide’ye gelerek öğretmenlik yapmaya başlar. Kurtuluş Savaşı sırasında köylere ulaştırılması gereken haberlerin çoğaltılmasında Hilmi Bey, Mehmet Rıfat ile birlikte çalışır.
1927 yılında sınıf arkadaşı Hilmi Özgen ile “İstiklal Marşı” yarışmasına katılır. Gelen cevapta, başarısı tebrik edilir ve şiire devam etmesi dilenir. İlk şiiri 27 Temmuz 1927 yılında Nazikter’de yayımlanır. İlk şiiri, hayalinde yarattığı bir sevgili için yazdığı; Sevgilimin Mezarında adlı şiiridir:


Issız yollarda içinde düşünceyle gezerken,
İçimdeki sızıyı bu yolla da sezerken,
Dimağımı mazinin hâtırasında ezerken,
O harap mezarınla yine mi karşılaştım!

İlk şiirini yayımlayan babasının arkadaşı Yusuf Niyazi ayrıca Çalçene adlı bir mizah gazetesi de çıkarmaktadır. Bu dergiye de fıkralar yazar. Dönemin Maarif Bakanı Mustafa Necati ve Faruk Nafiz Çamlıbel, Karadeniz gezisinden dönerlerken Kastamonu’ya uğrarlar. Kastamonu İstiklâl Mahkemesi Başkanı iken, Açıksöz’de yazılar yazan Mustafa Necati, o günkü Açıksöz’ü inceler. O günkü sayıda Mehmet Rıfat’ın Sazını Çalana adlı şiiri de vardır. Şiiri çok beğenip; şairiyle tanışmak isterler. Faruk Nafiz; Mehmet Rıfat’ın yanında şiiri bir kez daha okur. Bunun üzerine Mustafa Necati şunları söyler: “Yaşa delikanlı! Bu güne kadar hiç bir şairin başka bir şairin eserini hem de onun karşısında böyle severek okuduğunu ne gördüm, ne dinledim.(...) Bu gibi şairler çok lazım bize. Sazını çalanlara seslenirken, memleket halkına da seslenmesini bilen böyle şairler istiyoruz biz!”

SINIF’TAN HABABAM SINIFI’NA…

1928 yılında babasının ölümü üzerine Muallim Mektebi’ne devam eder. 1930 yılının Haziran ayında okulunu bitirerek; Gerede Misak-ı Milli İlkokulu’na atanır. Gerede, Akçakoca, Adapazarı, Gümüşova’dan sonra sağlık sebepleri nedeniyle Karagümrük Ortaokulu’na tayin olur. 1934 yılında ILGAZ soyadını alır. İlk kitabı Yarenlik 1943 yılında yayımlanır.
Ocak 1944’de ise kapağını Faris Erkmen’in çizdiği Sınıf adlı şiir kitabı yayımlanır. Devrim Kitabevi tarafından yayımlanan kırmızı kapaklı Sınıf, 25 gün kadar kalır kitapçı raflarında. Rıfat Ilgaz 24 Mayıs 1944’te tutuklanır. Bu, ilk tutuklanmasıdır. Rıfat Ilgaz, Sınıf adlı şiir kitabı nedeniyle 6 ay hapse mahkûm edilir. Karartma Geceleri adlı romanında o dönemi anlatır “Sınıf’ın mimli ozanı.” Bu dönemde kendisinin ve arkadaşlarının sorumluluğundaki dergilerde ve gazetelerde yapıtları yayımlanır, yöneticilik yapar. Bunların içinde Zambak, Cumartesi, Gün, Markopaşa, Malumpaşa, Merhumpaşa, Yedi Sekiz Paşa, Hürmarkopaşa, Gerçek, Yığın, Ali Baba, Pınar, Başdan, Gelincik, Yeryüzü, Adembaba, ve Tan sayılabilir.
İlhan Selçuk’un çıkardığı Dolmuş adlı dergide yazmaya başlayan Rıfat Ilgaz, yasaklı olduğu için, yazılarında ismini kullanamıyordu; tıpkı derginin diğer yazarları Aziz Nesin ve Çetin Altan gibi... Dolmuş’un parçalarını kendilerine isim olarak almışlardı: Direksiyon, Çamurluk, Vites, Egzoz... Geriye bir tek, yedek lastik anlamına gelen “Stepne” kalmıştır. Rıfat Ilgaz da yedek lastik anlamına gelen Stepne adını kullanır. Hababam Sınıfı, Dolmuş dergisinde “yazan: Stepne” olarak bir buçuk yıl yayımlanır. Hababam Sınıfı ilk kez 25 Temmuz 1956 yılında yayımlanmaya başlar. Dolmuş Yayınları’nda kitap olarak basılan ilk Hababam Sınıfı’nın kapağında, yazarının adı Stepne olarak görülmektedir. Rıfat Ilgaz, Stepne olarak bilinir; okurlar, Stepne’yi Rus yazar zanneder, Rusya’daki steplerden çağrışım yaparak...
1959’da Hababam Sınıfı öykülerinin bir bölümünü de Tan Basımevi’nden Haluk Yetiş basar. Artık ünü kendi adını aşan kitaba ileride sahip çıkabilmek için kendi adını koyduran Rıfat Ilgaz’a gelen ilk eleştirilerden biri Dağıtıcı Faruk’a aittir:

- Nerde Stepne, nerde Rıfat Ilgaz? Bırak dostum sen bu işleri!
- Rusçan fena değil; doğrusu ilk kitabı çok güzel çevirmişsin!
- Ben mi çevirmişim? Hangi yazardan?
- Hangi yazardan olacak! Stepne’den... Baktın birincisi iyi gitti, ikinciyi de sen yetiştirdin geriden!

Hababam Sınıfı serisinin devamı olan kitaplarda;1972’de Hababam Sınıfı Baskında ve Hababam Sınıfı Uyanıyor, 1975’te Hababam Sınıfı Sınıfta Kaldı, en son da 1987’de Hababam Sınıfı İcraatın İçinde yayımlanır.
Karamürsel’de üçüncü sınıf bir otelin odasında Hababam Sınıfı romanını piyese çeviren Rıfat Ilgaz; daktilosu olmadığı için bir köy kâtibi ile dilekçe fiyatı üzerinden (5 liraya) anlaşır. Biri okur, diğeri yazar.
1966’da Ulvi Uraz Tiyatro Topluluğu’nca Beyoğlu Küçük Sahne’de ilk kez sahneye konan Hababam Sınıfı’nda o günlerin genç oyuncularından Zeki Alasya, Metin Akpınar; Ercan Yazgan, Ahmet Gülhan ve Suzan Uztan ile birlikte Ali Yalaz, Ulvi Uraz ve Zihni Küçümen oyuncu kadrosunda yer alırlar. Oyun 3 ay boyunca kapalı gişe oynar.
İşin ilginç yanı oyunun en önemli kahramanı İnek Şaban’ı genç bir kadının, Suzan Uztan’ın oynamasıdır; Suzan Uztan rolünü o kadar başarılı oynar ki kadın olduğunu kimse anlayamaz.

KEL MAHMUT’TAN GÜDÜK NECMİ’YE MEKTUP

Hababam Sınıfı’nın filme çekilmesi de oldukça maceralı olmuştur. Zamanın sansür kurulu üyelerinden öğretmen kökenli Mualla Hanım, “Ben öğretmene ‘kel’ dedirtmem” diyerek karşı çıktığı için, senaryoya uzun süre izin verilmemiştir. Romandaki Kel Mahmut tipinde ağır basan kişi Rıfat Ilgaz’ın Kastamonu Muallim Mektebi’nden öğretmeni Nihat Dicle’dir. Nihat Dicle, filmi televizyonda izledikten sonra öğrencisi Rıfat Ilgaz’a bir mektup yazar: “Bu mektubu yazmaktaki birinci sebep, geçen akşam televizyonda çok kıymetli eseriniz olan Hababam Sınıfı filmini seyretmek olmuştur. Daha önce tüm akrabalarım ve blok komşularımız bu filmi seyretmişlerdi. Bana verdiğiniz Kel Mahmut rolünden dolayı size minnettarlığımı, takdirlerimin, gurur ve iftihar duygularımı iletmektir amacım. Ne yapacağımı bilemiyorum. Yalnız televizyon gibi bir yayın aracında eserinizi tüm memleket bireylerinin iftiharla seyretmesi kâfidir. Sağolunuz, var olunuz. Duygularımı takdirlerinize bırakıyorum.”

Rıfat Ilgaz, yakın dostu Mehmet Saydur’a Hababam Sınıfı’nın doğuşunu şöyle anlatır; “Ben bu eseri İlhan Selçuk’un sahibi olduğu Dolmuş adlı mizah dergisinde küçük hikâyeler şeklinde yazmaya başladım. 1950’li yıllarda... Turhan Selçuk da resimliyordu. Öyküler çok beğenilince, İlhan devam etmemi söyledi. Aslında bu olaylar Kastamonu Lisesi’nde ve Kastamonu Muallim Mektebi’nde başımdan geçen, çevremde cereyan eden gerçek olaylardı. Ben onları biraz süsledim o kadar... Romanda İnek Şaban, Güdük Necmi, Kalem Şakir, Sidikli Turan, Erkek Sevim vb. tipler gerçek hayatta aynen yaşamıştır. Kel Mahmut öğretmenimizdi. Gerçek adını tabii değiştirdim. İnek Şaban’ın asıl ismi Ahmet’tir, hayattadır ve Safranbolu’da yaşıyor. Hababam Sınıfı 73 öyküden oluşmuş bir romandır. Yazdıkça gelişmiştir, güzelleşmiştir... Güdük Necmi benim. Nihat Dicle hocamız müdür yardımcısıydı ve Kel Mahmut tipinde canlandırdım. Safranbolulu Ahmet de İnek Şaban oldu. 120 kiloluk bir Tulum Fehmi’miz vardı. Fehmi’ye iki porsiyon yemek çıkardı. Fehmi de Tulum Hayri oldu. Hademe Şerife Hanım, Hafize Ana tipinde canlandı. Fransızcacı Sedat Bey yine aynı rolde.
Badi Ekrem beden hocası Dadaylı Rehmicük’tür.”

Hababam Sınıfı şiir, roman, öykü, anı, deneme türlerinde 70 dolayında yapıta imza atan Rıfat Ilgaz’ın ününü bile gölgede bırakmıştır. Prof. Dr. Emin Özdemir 'in ''Eğitim fakültelerinde, öğretmen adaylarına ders kitabı olarak okutulması gerek!'' dediği Hababam Sınıfı yıllardır gerek romanı, gerek tiyatrosu, gerekse filmleriyle halkımızın gözdesi olmuştur. Rıfat Ilgaz, Hababam Sınıfı’nı yazarken eğitim sistemindeki çarpıklıkları gözler önüne sermeyi hedeflemişti. Aradan geçen bunca yıla karşın Hababam Sınıfı hâlâ ilk günkü ilgiyi görüyorsa eğer; bir eğitmen olan Rıfat Ilgaz’ın gözlemlerinin ne kadar isabetli olduğunu da gösteriyor. Yöneticilerin Hababam Sınıfı’na salt mizah gözüyle bakmaları, “ciddiye almamaları” ellerindeki bu büyük kaynaktan faydalanmalarına da engel oluyor.
Hababam Sınıfı, romanı, tiyatrosu ve filmleriyle kurulduğu zirveden hiç de ineceğe benzemiyor.
Bu yazımızda Hababam Sınıfı’nı anlattık sizlere…
Son sözü Şair Rıfat Ilgaz’a verelim:


Elim birine değsin
Isıtayım üşüdüyse
Boşa gitmesin son sıcaklığım


Kaynaklar
Asım Bezirci, Rıfat Ilgaz (Çınar Yayınları)
Mehmet Saydur, Biz de Yaşadık, Rıfat Ilgaz’lı Yıllar (Çınar Yayınları)
Aydın Ilgaz, Sınıf’ın Efsanesi (Çınar Yayınları)

KADİR İNCESU

 


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.