Haftalık Bağımsız Gazete 13 Aralık 2019

Mektupların gizli bir dili vardı

Kurulduğu ilk yıldan beri edebiyata ve genç yazar adaylarına ışık tutmaya devam eden Varlık dergisi ödül töreni Tarih Edebiyat ve Sanat Kütüphanesi’nde yapıldı. Törende “Edebiyatçı Mektupları” konuşuldu.

Mektupların gizli bir dili vardı
Gazete Kadıköy

Türkiye’nin en eski edebiyat ve sanat dergilerinden Varlık’ın, her yıl genç şairlere verdiği özel ödül töreninin 2016 yılı ev sahipliğini, bu yıl da üç yıldır olduğu gibi yine Kadıköy Belediyesi Tarih Edebiyat ve Sanat Kütüphanesi (TESAK) yaptı. Ödül töreninin özel söyleşisi, Varlık dergisi kurucusu Yaşar Nabi Nayır’ın birçok değerli edebiyatçıyla yaptığı mektuplaşmalardan yola çıkılarak, “Edebiyatçı Mektupları” olarak belirlendi. 24 Aralık Cumartesi günü Enver Ercan’nın moderatörlüğünde gerçekleşen söyleşiye Turgut Çeviker, Prof. Dr. Handan İnci ve Bâki Ayhan T. konuşmacı olarak katıldı.

“SIRLAR YAZIYA DÖKÜLÜRDÜ”

Söyleşinin açılış konuşmasını Varlık Dergisi’nin eski yayın yönetmeni Enver Ercan yaptı. “Mektup türünün kıymetli sayıldığı son dönemi yaşadığım için kendimi şanslı sayıyorum.” diyen Ercan, “Dergilere ya da şahıslara mektup vermek özel bir ritüel gerektiriyordu. Çünkü mektupta iki kişinin arasındaki sırlar yazıya dökülürdü. Mesela Tomris Uyar’dan özel bir mektup alacağımız zaman ben elden teslim almazsam eğer asla vermezdi. Mektubu alması için birini yolladığımda da kabul etmiyordu. Bunun gibi daha birçok örnek var.  
Biraz karmakarışık ama bütün güzelliğini sonuna kadar yaşadığımız bir dönemdi. Bugüne baktığımda ise artık internet var. Güzel mektuplar yazılmıyor. Ben ve benim kuşağım için kötü oldu. Mektupların gizli bir dili, bolca anlattığı vardı. “ diye konuştu.

“ŞANSLI HİSSEDİYORUM”

Söyleşinin bir diğer konuşmacısı olan Turgut Çeviker ise Yaşar Nabi Nayır ile tanışma hikâyesini şöyle anlattı: “Yaşar Nabi’yi 1975 yılında tanıma fırsatına eriştim. Samsun’un Çarşamba ilçesinde bir kütüphane oluşturuyorduk. Birçok yerden kütüphanemiz için kitap arayışına girişmiştik. Bu vesile ile yolum bir gün Yaşar Nabi’ye düştü. Şansa da gittiğim gün makamındaydı. Beni karşısındaki sandalyeye oturttu. Ben de derdimi usulen anlattım. Konuşma bitince tamam dedi. Üç gün sonra uğradığımda kitapları alabileceğimi söyledi. Kitapları almak bir yana, Yaşar Nabi ile yüz yüze konuşmak bambaşka bir duyguydu. Bu anı yaşadığım için kendimi şanslı hissediyorum.”

“KÂĞIT PARÇASI DEĞİL”

Şair Baki Ayhan T. ise günümüzde mektup türünün önemini yitirdiğine değinen bir konuşma yaptı. Hem mektup hem de günümüz e-posta iletişimini kullanan bir kuşaktan geldiğini belirten Ayhan T., bu durumun ilginç ikilikler yaşattığını  söyledi. “Eskiden iletişim imkanları günümüzde olduğu kadar gelişkin değildi.” diyen Ayhan T., “Dönemin ileri gelen yazar, şair ve bilim insanları mektubu, kendi aralarında özel bir iletişim alanı olarak kullanıyorlardı. Bu nedenle de mektup türünün birçok aydınımız tarafından kullanılmasıyla geliştiğini söyleyebiliriz. Mektup yalnız bir kâğıt parçası değil. Mektup, yazıldığı dönemin en büyük delili olmakla birlikte yazara dair en doğru bilgiyi alabileceğimiz kaynakların başında gelir. Bugün edebiyatçılar hakkında elde ettiğimiz bilgilerin büyük çoğunlu özel mektuplarından gelmektedir.” şeklinde konuştu.

“EKSİKLİK YARATIYOR”

Prof. Dr. Handan İnci, mektup türünün eksikliğinin edebiyatımızda büyük bir gedik açacağını belirterek, “Günümüzde edebiyatçı mektupları dediğimiz kavramın artık olmaması çok büyük bir eksiklik yaratıyor. Edebiyatçılar arasındaki ilişki ağlarından, meseleleri nasıl tartıştıklarından mahrum kalıyoruz. Şimdi ise bunları görme yolumuz daha çok sosyal medyada kim kimi takip ediyor, kimler birbirine cevap veriyor olmuş durumda. Böyle bir şey elbette olmaz. Bunlar içeriği olmayan şeyler. Şu ana baktığımızda edebiyat tartışmaları da azaldı. Ne mektup yazılıyor ne de edebiyat üzerine tartışma yapılıyor. Mektup türünün eksikliği edebiyatımız için boşluğu doldurulamayacak bir kayıp oldu.” dedi.

ÖDÜLLER VERİLDİ

Yaşar Nabi Nayır Ödülleri’ne her yıl olduğu gibi bu yılda da katılım yoğundu. Şiir dalında Zeynep Uzunbay, Abdülkadir Budak, Metin Cengiz, Salih Bolat, Enver Ercan’dan oluşan şiir seçici kurulu yaptığı değerlendirme sonucu ödülü oybirliğiyle Mehmet Özkan Şüküran’ın “Gül Rengini” eserine verdi.

Öykü dalında ise Nursel Duruel, Feyza Hepçilingirler, Hatice Meryem, Mehmet Zaman Saçlıoğlu ve Feridun Andaç’tan oluşan seçici kurul, ödülü Gamze Arslan’ın “Çerçialan” adlı eserine verirken; Tolga Bekmez, Mevsim Yenice, Nurcan Ankay’ın eserleri “dikkate değer’ bulundu. 


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.