Haftalık Bağımsız Gazete 28 Ekim 2020

Lale Belkıs ile Rexx’in İzleri

Rexx’in İzleri serisinin son konuğu Lale Belkıs, Rexx’in ilk zamanlarını, Kadıköy’ün ve Moda’nın yıllara göre değişimini anlattı. Belkıs ile sanatın ve sanatçının nasıl değer kaybettiğinden, kendi anılarına kadar birçok konuyu konuştuk

Lale Belkıs ile Rexx’in İzleri
Fırat Fıstık

Lale Belkıs, sanat hayatına 1953 yılında manken olarak başladı. Daha sonra "Evlilik Dolabı", "Boeing Boeing", "Becerikli Kaynana" gibi tiyatro oyunlarında rol alan Belkıs, 1967 yılında da müziğe başladı. Oyunculuk kariyerine aralıksız devam eden, 7. Altın Portakal Film Festivali’nde "Kalbimin Efendisi" filmiyle En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu ödülünü kazanan Lale Belkıs, Yeşilçam'ın da sevilen yüzlerinden biri.  Belkıs’ın ayrıca İpek Çoraplar adlı bir kitabı bulunuyor.

Hayatı başarılarla dolu ünlü sanatçı Lale Belkıs aynı zamanda Modalı. Çocukluğundan beri annesinin evinin Kızıltoprak’ta olması nedeniyle hayatının önemli bir bölümü Kadıköy’de geçmiş. Belkıs çocukluk anılarını anlatarak başlıyor: “Ben Eyüp doğumluyum. Oradan 10 yaşında ayrıldım Bebek’e geçtim, uzun zaman orada yaşadım. Eyüp’teki ev kendimizindi, oradan da Kadıköy’e geçtik. Kızıltoprak’ta zaten annemin evi vardı. Hatırladığım ilk zamanlarda Kadıköy’de dans yarışmaları olurdu, onlara giderdik. 1980’de temelli taşındım Moda’ya.”

Rexx’in İzleri serisinden bahsedip, konuyu Rexx Sineması’na getirince Belkıs hemen araya giriyor: “Rexx Sineması’nın kapanıp yerine başka bir kompleks yapılacağını duyduğuma çok üzüldüm. Orası benim çocukluğumun sineması, büyüdüğüm, büyürken en güzel filmleri izlediğim yer…”

1960’LARIN REXX’İ

Rexx’e dair çok fazla anısı olduğunu söyleyen Belkıs şöyle devam ediyor: Anılarımın çoğunu unuttum tabii ki ama Rexx Sineması, benim çocukluğumda en güzel filmleri oynatırdı. Kadıköy’de Süreyya Operası da vardı, Rexx ile birlikte. Kadıköy’de ayrıcalığı olan bir yerdi Rexx. En kaliteli filmler buralarda oynatılırdı. Rexx’in olduğu yer bir kültür-sanat alanı, toplanma mekanı gibiydi. Sporcular bile oraya gelirdi. Can Bartu bile oraya gelirdi. Bu mekanda konserler de olurdu. Bahsettiğim yıllar 1960’lar.”

Yetişkin olduğunda çoğunlukla Beyoğlu’nda vakit geçirdiğini, Ajda Pekkan ve Semiramis Pekkan ile vapura binerek karşıya geçtiklerini söyleyen Belkıs, sinemaya verilen değerin yıllara göre azaldığını anlatıyor: “Sinemalara verilen değer azalıyor. Hepsini ranta dönüştürmeye çalışıyorlar. Sahipleri sinemaya meraklıysa yürütürler ama illa ki para kazanmak isterlerse sinemadan para kazanamayacaklarını biliyorlar. Büyük paralar dönüyor ve sinemalara bundan dolayı daha az değer veriliyor. Televizyon da dijital ortam da etkiledi sinemayı. Eskiden görsel olarak filmleri izleyebileceğiniz tek yer sinemalardı. Rexx de bundan payını alıyor.”

“KESİNLİKLE KALMALI”

Rexx Sineması’nın eski haliyle kalması gerektiğini söyleyen Belkıs  şöyle devam ediyor “Tekrarlamak gerekirse, Rexx’i ranta dönüştürmeyi planlıyorlardır muhakkak. Kesinlikle eski haliyle kalması lazım. Yıllar önce Belçika’ya gitmiştim bir yer vardı. Hiç değişmeden aynı eskiliği devam ediyordu. Rexx de böyle devam etmeli. Sanat evi olmalı. Yaşamdan  geriye bir şeyler bırakılırsa  yaşam daha da değer kazanır. Orası bizim için toplanılan bir yerdi geçmiş yıllarda. Orası farklı bir yer ve ayrıcalığı olan bir yer.”

“POLİTİKACILAR ‘ARTİSTLİK YAPMA’ DİYOR”

Kariyerine sadece oyuncu olarak değil sanatın birçok yönünü katarak devam eden Lale Belkıs, hem müzikle ilgileniyor, hem manken, hem de yazar...Sanatı konuştuğumuz Belkıs, sanatın ve sanatçının yıllar geçtikçe değer kaybettiğini vurguluyor. “Herkes sanatçı sayılıyor. Politikacılar birbirini eleştirirken ‘artistlik yapma’ diyor. Ne demek artistlik yapma? Artistlik kolay bir şey mi? Özellikle bunu belirtmek istiyorum. Hiçbir şey olmayan insanlar, artistliğe böyle bakıyor, böyle kullanıyor. Emeği bilmeyenler, değerini bilmeyenler bu işi çok hafifletiyor.”

Söz tekrar Kadıköy’e geliyor. Belkıs’a göre yıllardır yaşadığı Moda ve Kadıköy’de yıllara göre çok fazla değişen bir şey yok. Belkıs’ın şu an yaşadığı evin mimarı Anıtkabir’in de mimarı olan Emin Onat. “Eski eski evler var hala ama şimdi herkes evinin altını kafeterya yapıyor” diyen Belkıs, gördüğü küçük değişiklikleri anlatıyor, “Evet, Moda bu bakımdan değişti. Her şey çok kolaya gitmeye başladı, ben buna üzülüyorum. Emeğin değeri azaldı. Kadıköy’de çok değerli sanatçılar çıkmıştır ki sanat için ortam da çok önemli. Kadıköylü olmak eskiden farklı bir şeydi. Herkes birbiriyle selamlaşırdı. Sürekli söyleşirdik, konuşurduk, tartışırdık, hep biraradaydık.”


 


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.