Haftalık Bağımsız Gazete 08 Nisan 2020

Kalk ve Yürü!

Kendini “edebiyat amatörü” olarak tanımlayan “Yaratıcı Okuma Atölyesi” düzenleyicisi Bahar Gören’den kadın kimliği ve kadının toplumda yerini bulma çabasını anlatan kitap önerilerini aldık

Kalk ve Yürü!
Leyla Alp

Kadınlarla ilgili yazılan yüzlerce kitap var. Kadınların isimlerinden, kadınlara duyulan aşklardan, kadınların hayatından, mücadelesinden… Biz de Dünya Kadınlar Günü vesilesiyle Koşuyolu Mahalle Evi’nde de okuma atölyeleri yapan Bahar Gören ile konuştuk.

Kendini “edebiyat amatörü” olarak tanımlayan Bahar Gören, Koşuyolu Mahalle Evi’nde Nüket Eren Yaratıcı Yazarlık Atölyesi’ne katılmış ardından da “Yaratıcı Okuma Atölyesi” hazırlamaya başlamış. Beyoğlu’nda Ortak Yaşamı Geliştirme Vakfı’nda yürüttüğü Yaratıcı Okuma Atölyesi için bir okuma program hazırlayan Gören, “Kalk ve Yürü” okuma atölyesi için seçtiği kitapları şöyle anlatıyor: “Kadının kimlik arayışı ile ilgili konular içeriyor. Kiminde daha toplumsal, kiminde aile içi, kiminde daha kişisel. Sloganımız da o nedenle ‘Kalk ve Yürü’ idi. Kadının yaşadığı dönemde uyanarak haklarını isteme ve toplumdaki yerini bulma çabalarını anlatan kitapları seçtim.”

“Kalk ve Yürü” okuma atölyesinde kendisini en çok etkileyen kitaplardan birinin Oktay Rifat’ın Bir Kadının Penceresinden isimli kitabı olduğunu anlatan Gören, “İncecik bir kitap olmasına rağmen insanları çok şaşırtıyor ve içinde gerçek bilgiler var. Gazete alıntıları var, yani hem bir çağ tanıklığı var hem de Türk aydının rengini anlatması ve gelenekselci bir yapı içinde kalmasını güzel anlatıyor.”

Bahar Gören ayrıca Türk kadın yazarlardan Suat Derviş, Sevgi Soysal, Latife Tekin’in kitaplarını öneriyor.

Bahar Gören’in “Kalk ve Yürü” Okuma Atölyesinde yer alan kitaplar şöyle:  

  • Madame Bovary - Gustave Flaubert

1857’de ilk kez yayımlandığında büyük yankı uyandıran, toplumun din ve ahlak anlayışını sarstığı gerekçesiyle yasaklanmaya çalışılan Madam Bovary, 19. yüzyıl Fransası’nın ahlak anlayışına ve burjuva değerlerine karşı güçlü bir eleştiridir. 19. yüzyıl Fransız kadınının kıstırılmış hayatını ve iç dünyasını oldukça şeffaf bir şekilde ele alan kitap dönemin kadın erkek ilişkilerine de ayna tutan bir başyapıt.

  • Kreutzer Sonat - Lev Nikolayeviç Tolstoy

Tolstoy’un ihtiyarlık yıllarında, bir ruhsal krizle boğuştuğu sırada kaleme aldığı Kreutzer Sonat, yazarın evlilik kurumuna yönelttiği şiddetli bir itirazdır. Pozdnişev’in öyküsü, Lev Tolstoy’un yaşadığı dönemin ahlâk anlayışının ve bazı değerlerin değişmesiyle yaşanan sancıların bir panoraması niteliğindedir.

  • Boyalı Peçe - W. Somerset Maugham

1920’li yıllarda Londra ve Hong Kong’da geçen Boyalı Peçe, bir kadının ruhani uyanışının hikâyesidir. Kitty, annesi tarafından sosyal merdivende yükselmesini sağlayacak bir evlilik yapmak üzere yetiştirilmiştir. Ancak yaşı ilerlerken ufukta böyle bir evlilik belirmeyince panik halinde sevmediği bir adamla; Hong Kong’da bakteriyolog olarak görev yapan Walter’la evlenir. Walter’ın Kitty’nin ihanetini öğrenmesiyle başlayan süreçte, genç kadın kendi sığlığını ve insani zaaflarını fark edecek, hayatında ilk kez anlam aramaya başlayacaktır.

  • Kadınlar Okulu - Andre Gide

Burjuva bir ailenin 1894-1936 yılları arasında üç ayrı bireyi tarafından kendi bakış açılarından anlatılan hikâyesi, dünyayı kendini var etme aracı olarak gören bir adamın ve kendini onun üzerinden yeniden tanımlamaya çalışan bir kadının yirmi yıllık beraberliğinin güncesi gibidir. Gide, bu romanında da, ülkesinin kültürel nabzını XX. yüzyılın politik ve ekonomik gelgitleri arasında son derece isabetli biçimde tutmayı başarıyor.

Fransız Teğmenin Kadını - John Fowles

İlk bakışta iki kadın arasında seçim yapması gereken bir erkeğin anlatıldığı bir kitap gibi görünen Fransız Teğmenin Kadını, Viktorya Çağını tüm sosyal, toplumsal değerleriyle anlatıyor. Viktorya döneminde yaşamanın ne anlama geldiği bütün netliğiyle ortaya serilen kitapta “sahicilik” ve özgürlük arayan insan soyutlamasını ete kemiğe büründürüyor.

Bir Kadının Penceresinden- Oktay Rifat

Oktay Rifat’ın 1976 yılında yayımlanan ilk romanı Bir Kadının Penceresinden, 1975 Türkiye’sinde İstanbul’un aydınlar çevresinde, üç çocuk annesi, evli bir genç kadınla genç ve evli bir devrimcinin yasak aşk hikâyesine odaklanıyor.


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.