Haftalık Bağımsız Gazete 13 Aralık 2019

İki vapur arası sanat!

Vapur iskelelerinde, katılımcıların bilerek vapuru kaçırdıkları performanslar düzenleyen sanatçı Şafak Çatalbaş, “Sosyal medya çağında hız bir tür garabete dönüştü. Buna karşı süzülmeyi öneriyorum; aciliyet diye dayatılan manipülasyon denizinde bir nevi hayatta kalma taktiği olarak süzülme...” diyor

İki vapur arası sanat!
Gökçe UYGUN

saat 19:19’da iskelede buluşalım. acele etmeden, aheste aheste. bekleme salonunda yerini al, sessiz ve hareketsiz, bekle. hep birlikte, bile isteye vapuru kaçırıyoruz.

Geçtiğimiz günlerde İstanbul’daki iki vapur iskelesinde yapılan sanat performanslarının  çağrısı bu şekildeydi… Performansın adı ‘Anlık Aydınlanmalar’, düzenleyen sanatçı da Şafak Çatalbaş idi. Performatif ve iç gözlemsel süreçlerini oyunsu bir tavırla birleştiren performans, video, metin ve enstalasyonlar üreten bir sanatçı.

Çatalbaş, 18 Mayıs - 27 Temmuz tarihleri arasında Amerikan Hastanesi Operation Room’da gerçekleşen sağlık-hastalık, yaşam-ölüm bağlamında bedenle ilgilenen çalışmaları” bir araya getiren “etten, kemikten” adlı bir sergiye katıldı. Sergideki işiyle aynı adda 2 de performans yaptı. 17 temmuz’da Karaköy’deki Kadıköy vapur iskelesinde, 24 Temmuz’da da Kadıköy’deki Karaköy vapur iskelesinde gerçekleştirilen bu iki seansın için buluşma yeri ve zamanı önceden sosyal medya aracılığıyla duyuruldu. İsteyenler kayıt yaptırıp katıldı. İskele önünde buluşuldu ve birlikte içeriye girildi. Tamamen katılımcının deneyimine dayalı olan bu etkinlikte, Çatalbaş’ın sesli yönlendirmelerle rehberlik ettiği katılımcılar bekleme salonunda sessiz ve hareketsizce oturarak, gözleri kapalı halde iç gözlem yaptılar. Nefeslerine ve bedenlerine dikkatlerini getirdikleri meditatif bir çalışma olarak tanımlanabilecek bu seanslar, iki vapur arasındaki zaman kadar yani 20’şer dakika sürdü.

BİLEREK VAPUR KAÇIRMAK…

Performansıyla ilgili görüşlerini aldığımız Şafak Çatalbaş, ‘Anlık Aydınlanmalar’ isminin neye işaret ettiğini, “Bir anda ortaya çıkıveren zihinsel berraklık hali vardır, işte onunla ilgili. Yağmur sonrası ortaya çıkan bir salyangoz gibi…” benzetmesiyle anlatıyor.  Çatalbaş neden iskeleleri tercih etini şöyle açıklıyor; “Vapur iskeleleri kimsenin uzun uzadıya vakit geçirdiği yerler değil. Hatta kelimenin tam anlamıyla ‘yer’ bile sayılmazlar, ancak bir yerden bir yere geçmek için beklediğimiz alanlar, ara bölgelerdir iskeleler. Bu ara bölgeler, ‘yok-yer’ler aynı zamanda kamusal alanlar tabii. Gerçekleştirdiğim seanslarda iç gözlemsel bir pratiği kamusal alana taşıyarak burası ve orası, karşı taraf ve bu tarafta, tam anlamıyla var olmak üzerine bir egzersiz yapmaktı amacım.”

“RAHATLA VE SÜZÜL…”

Çatalbaş, bu performansları gerçekleştirmedeki amacını da ““Zihinsel ve fiziksel olarak sürekli bir koşturmaca halindeyiz, hep arada, aslında hiç bir yerdeyiz ve bunu normalleştirmişiz. Randevular arasında son dakika haberleri alıyoruz, telefonlardan başımızı kaldırmıyoruz, ona buna cevap yetiştiriyoruz ya, bu sefer de koşturmak yerine bu geçiş alanında, kendi geçiciliğimizin farkındalığıyla kalalım, bile isteye vapuru kaçıralım…” sözleriyle aktarıyor. “Bu etkinlik aslında bir hatırlatma: “rahatlamayı hatırla” diyen Şafak Çatalbaş, “Sosyal medya çağında hız bir tür garabete dönüştü, çılgın bir akışın içindeyiz, birbiri ardına gelen, anında tepki bekleyen uyaranlarla çevriliyiz. Kendimize ait sandığımız her şey, bedenimiz, düşüncelerimiz, aldığımız nefes bile dev bir pazarlama ağına takılmışken ne yapabiliriz?” diye soruyor. Çatalbaş buna karşılık “Ben süzülmeyi öneriyorum; aciliyet diye dayatılan manipülasyon denizinde bir nevi hayatta kalma taktiği olarak süzülme...” diyor ve şu çağrıda bulunuyor; “Olanı olduğu gibi görebilmek için önce derin bir nefes al, karnını gevşet… Neyin acil olduğunu bu şekilde anlayabiliriz. Yeterince zamanımız var. Yeter ki panik olma. Rahatla ve süzülmeyi unutma…”

Fotoğraflar: Örsan Karakuş


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.