Gecenin sırları bu sergide

Alacakaranlıkta bir orman deneyimi vadeden ‘Gece’ sergisi; insan, doğa ve hayvanların ‘gece hali’ne özet bir bakış sunuyor. Moda St. Joseph’te açılan bu belgesel gibi sergiyi, yeni yılın ilk ayına dek ziyaret edebilirsiniz

28 Kasım 2018 - 10:24

‘Gecenin kraliçesi’ yarasalar için karanlık neden vazgeçilmezdir? Geceleri en rahat uyuyan hayvan hangisi? Kedi ile uyumak uyku kalitesini nasıl etkiler? Gece, koku almak neden daha kolaydır? Gecenin sessizliğinde bir kurdun uluması kaç kilometreye ulaşabilir?

Bu ve benzer sorular, Kadıköy’de açılan ‘Gece’ (Nuit) sergisinde yanıt buluyor. Moda’da bulunan İstanbul Saint-Joseph Lisesi, 2014 yılında Paris’teki Ulusal Doğa Tarihi Müzesi’nde  gerçekleştirilen ve milyonlarca kişi tarafından izlenen bu sergiyi, özel bir seçki ile İstanbul’a taşıdı. Fuat Eşrefoğlu’nun sergi mekan tasarımı ile sunulan, Fransa Büyükelçiliği ve Türkiye Fransız Kültür Merkezi gibi önemli kurumların desteğiyle gerçekleştirilen sergi, günümüzde doğadan uzak kalan insanı tabiatla tekrar bir araya getirmeyi hedefliyor.

Sema, tabiat, uyku

 Sergi, “Gökyüzü”, “Doğa” ve “Uyku” olmak üzere üç ana bölümden oluşuyor. Gökyüzünün yapısı, Ay’ın ve gezegenlerin hareketleri, omurgalı ve omurgasız türlerin gece davranışlarını ve duyularını kullanma şekillerini, uykunun evreleri, hayatımızdaki önemi ve ışık kirliliğinin etkileri gibi konularda Türkçe ve Fransızca dillerinde bilgilendirici panolar bulunuyor.

Saint-Joseph Lisesi’nin geniş fauna koleksiyonundan bir tahnit seçkisine de yer veren Gece sergisi, sergi alanındaki loş ışık, gece orman sesi ve zemindeki yapraklar ile gece bir ormanda gezinme deneyimi vadediyor.  Sergi boyunca alacakaranlıkta bir ormanda gezinen ziyaretçi, her adımında duyacağı yaprak sesleri eşliğinde ağaçların ve farklı hayvan türlerinin arasından geçerek gecenin şiirsel ve gizemli dünyasında bir yolculuğa çıkıyor.

Paris’ten Kadıköy’e…

Serginin getirilmesine önayak olan Doğa Bilimleri Merkezi Koordinatörü (DBM) Ahmet Birsel, serginin Türkiye’de de açılma fikrini kendisinin bir Paris ziyareti sırasında Ulusal Doğa Tarihi Müzesi yetkilileriyle temasları esnasında ortaya çıktığını belirterek, ‘’Maalesef ki ülkemizde bir doğal tarih müzesi yok. Bunun eksikliğini hisseden bir doğa bilimci olarak ben de en azından böyle bir sergiyi Türkiye'ye getirmek istedim” dedi. Serginin 1.5 yılda hazırlandığı bilgisini veren Birsel, “Fiziki olarak gümrüklerden gelen gelen hiç birşey olmadı, her şey dijital ortamda aktarıldı.  Tabi Paris'teki müze 5000 metrekarelik dev bir alan. Bizim burada 250 metrekaremiz var sadece. O nedenle serginin hepsini değil de Türkiye'nin doğal yapısına en uygun kısımlarını taşıdık.” dedi.

Ahmet Birsel, bu serginin şok ve inanılmaz sırlar içeren, yeni keşif bilgilerin olduğu bir sergi olmadığını altını çizerek, şöyle devam etti; “Çocukların ve gençlerin yeni öğreneceği bilgiler olmakla birlikte, yetişkinlerin bildiği ama anımsamadığı, kimi zaman da önemsemediği aşina konular var. Mesela kentlerdeki ışık kirliliği konusunu hepimiz biliyoruz. Sokağımızda sabaha kadar gereksiz yere yanan sokak lambaları hem inansın uyku kalitesini düşürüyor, hem de ağaca, böceğe, kuşa zarar veriyor. “

Türkiye'nin biyoçeşitliliği

Bu tür sergilerin ve doğal tarih müzelerinin yok olan doğayı insanlara anımsatmakla sorumlu olduğunu vurgulayan Birsel, “İnsanın doğaya ilgisi küçüklükte başlar. O nedenle özellikle öğrencileri sergimize davet ediyoruz” çağrısını yaptı. Birsel, şunlar söyledi: “Sergiyi ziyarete gelenler, hazır gelmişken Doğa Bilimleri Merkezi’mizi (DBM) ziyarete edebilir. Koleksiyonumuzda 1800'lerin sonlarından 1960'a kadar toplanmış ve özel tekniklerle doldurulup korunmuş 30 bin hayvan türü ve 40 bin bitki çeşidi var. 140 yıllık bir bilimsel merakın ve çalışmanın eseri olan merkezimiz Türkiye’nin alanındaki tek örneği.”

(Gece sergisini 18 Ocak 2019'a dek haftaiçi her gün 15.00-18.00 arası ziyaret edilebilir. DBM ise haftaiçi hergün 15.00-17.00 arası açık.)

           


ARŞİV