Haftalık Bağımsız Gazete 18 Haziran 2018

Ege'den Kadıköy'e; müziğin yeni ‘Ünlü'sü…

İlk albümünü yayınlayan Kadıköylü genç şarkıcı Ozan Ünlü, “Hayalim Bülent Ortaçgil, Fikret Kızılok gibi yeri olan bir şarkı yazarı olmak…” diyor

Ege'den Kadıköy'e; müziğin yeni ‘Ünlü'sü…

İlk albümünü yayınlayan Kadıköylü genç şarkıcı Ozan Ünlü, “Hayalim Bülent Ortaçgil, Fikret Kızılok gibi yeri olan bir şarkı yazarı olmak…” diyor

  GÖKÇE UYGUN

Amatör müzik çalışmalarına Aydın’daki baba evinde başladı. Ardından Eskişehir’de ilk müzik gruplarını kurarak barlarda çaldı. Bir gün bir müzik yarışmasını kazanınca tası tarağı toplayıp İstanbul’a geldi. “Burada yaşamaya başladığımdan beri kendimle daha çok başbaşa kalabiliyorum. Daha samimi ve içten şarkılar yaptığımı düşünüyorum” dediği Kadıköy’e yerleşti. Buyurun kendi ağzından Ozan Ünlü…

 -  Biraz kendinizden bahseder misiniz?

1987'de Aydın/Söke’de doğdum. Babam halkoyunları öğretmeni olduğundan kendimi bildim bileli müziğin içindeyim. Müzik kulağımı babamdan aldım denilebilir. Eskişehir Anadolu Üniversitesi’nde bilgisayar öğretmenliği okudum ama bitirmedim. Herhangi bir müzik eğitimim yok ancak eğitimlilerin arasında kala kala sanırım bir şeyler kaptım (gülümsüyor). İlk enstrümanım gitar…  Ağabeyim üniversitede okurken bir gün elinde bir gitar ile eve geldi. Müzik hayatım amatör de olsa o gün başladı müzik yaşamım. Eskişehir'de de ilk gruplarımızı kurup barlarda çalmaya başladık.      

- Ne zamandır müzik sektörü içindesiniz?   

Profesyonel olarak çok uzun bir zaman olmadı. 2010’da bir beste performans yarışmasına katıldık yol arkadaşlarım olan Muzaffer Kalyoncu ve Alişan Göksu ile birlikte ve birinci olduk. O an ‘Ben bu işi yapmak istiyorum’ dedim. Tası tarağı topladık Eskişehir'den, İstanbul'a yerleştik. Böylelikle sektöre adım atmış oldum.

- “Bu Yüzden” ilk single çalışmanızdı. Beklediğiniz ilgiyi gördünüz mü?  

Demin bahsettiğim yarışmada bizi birinci yapan, hayatımıza/seçimlerimize şekil veren şarkı. 22 yaşımda Eskişehir'de yazdım ve yazdığım ilk şarkıdır. Bu şarkı sayesinde çok büyük bir festivalde Türkiye’yi dolaşma şansı yakaladık, bu şarkı sayesinde İskender Paydaş ile tanıştık ve çalışmaya başladık. Baştan sona yalnızlık temalı ve içinde umut kırıntıları barındırıyor.       

- İlk albümünüz ‘Puslu Mavi’ geçtiğimiz günlerde çıktı. Nasıl bir albüm oldu?   

"Puslu Mavi" albümde yer alan bir şarkı ve albümün genel ambiyansını yansıttığı için bu ismi seçtik. Daha çok sonbahar albümü… Umutsuz durumlar içinde bir çıkış bileti gibi gördüğüm şarkılardan oluşuyor. 11 parça var. 10’unun sözü ve müziği bana ait. Biri de -nurlar içinde yatsın- Kayahan ustanın bir eseri "Kızıl Siyah Bulutlar"… Albümdeki şarkılar hep yaşanmış olaylar üzerinedir, ne yaşadıysam onun şarkısını yaptım. 2 şarkıda da İskender Paydaş imzası bulunuyor (Kızıl Siyah Bulutlar ve Bu Yüzden). Albüm benim adımı taşıyor olabilir ama insanlar unutmasın ki bir ekip işi albüm yapmak. Bu uğurda en az benim kadar emek veren 3 süper insan var; prodüktörümüz Ozan Tügen, kader ortaklarım Alişan Göksu ve Muzaffer Kalyoncu. Onlar olmasa şimdiye kadar çoktan vazgeçmiştim bu sevdadan...       

- Albümün ilk video klibi, söz ve bestesi Kayahan’a ait olan “Kızıl Siyah Bulutlar” isimli şarkıya çekilmiş. Kendisini yakın zamanda kaybettik…  

 En büyük üzüntüm bir kez bile elini öpememiş, yüzünü görememiş, ona bire bir teşekkür edememiş olmak. Kayahan abiyi geç buldum erken kaybettim…  

  - Müzik tarzınızı nasıl tanımlıyorsunuz?  

 Poprock-alternatif olarak tanımlarım ancak bu tanım bu albüm için geçerli. Sonradan yaptığım ve yapacağım besteler için aynı şeyi söyleyemeyebilirim. Sonuçta hislerimiz, hayat felsefemiz, seçimlerimiz ve müzikal zevklerimiz dahi değişebilir şeylerdir.  

  - Müzik ne ifade ediyor size?  

Müzik benim hayata tutunma sebebim, son çıkış biletim... O kadar çaresiz ve her şeyden umudumu kestiğim bir anda beni yakaladı ki artık onsuz nefes alamaz oldum!       

- Sizi kimler dinlesin istersiniz?  

Bir ayrımım yok çünkü müzik insanlık için yapılan bir şey. Bazılarının derdine tercüman olmak, bazılarının yaralarını sarmak, bazılarına da teselli olmak... Hepsini isterim. Benim şarkılarım hep derdi ve anlatacak-paylaşacak şeyleri olan şarkılar. İnsanlar da böyle bir pencereden dinlesin isterim.    

- Bundan sonrasına dair hedefleriniz neler müzik yaşamınızda?  

 O kadar çok şey var ki kafamda! Dizi ve film müziklerinden tutun da müzikallere kadar ama bunların hepsini sıraya koyup birer amaç haline getirip peşinden koşmak ayrı bir mesele. Hepsinden önce Bülent Ortaçgil, Fikret Kızılok, Teoman gibi yeri olan bir şarkı yazarı olmak hayalim ki bu bile bir ömür harcanabilecek bir durum…

 ‘KADIKÖYLÜ OLMAK’ DUYGUSU…  

 -       Yeldeğirmeni'nde yaşıyorum. İstanbul'un çeşitli semtlerinde çektiğim huzursuzluktan sonra Kadıköy'ün sessiz düzeni bana çok iyi geldi. Kırsal kesimde büyümüş biri olarak 20’li yaşlarımda İstanbul'a ayak uydurmanın zorluğu bir başka. Ama Kadıköy bunu fazlasıyla üstünüzden alıyor. Ve Kadıköylü olmak diye bir duygu var, ancak burada yaşayan bilir… Buraya taşındığımdan beri kendimle daha çok başbaşa kalabiliyor ve kendimi dinleyebiliyorum. Daha samimi ve içten şarkılar yaptığımı düşünüyorum. Kadıköy insana yalnızlığın huzurunu hatırlatıyor ve tattırıyor… -       Bence Kadıköy’ün müzikal olarak çok üstün bir durumu yok. Avrupa yakasında her daim daha üst düzey işler çıkmış. Ancak Kadıköy’ün kendine has havası ve ruh hali burada çalan gruplara da işlemiş ve Kadıköy’e özgü gruplar var olmuş, Acil Servis, Suitcase gibi. Dürüst olmak gerekirse bana daha çok Kadıköy müziği hitap etmiştir.


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.