Haftalık Bağımsız Gazete 24 Temmuz 2021

Dün ile bugünün hikâyesi

“Çan: Bir Termik Kasabası” belgeseli, Çan’da kurulan termik santralin bölgeyi nasıl etkilediğini gözler önüne seriyor. Belgeselin yapımcısı Özge Doruk “Dünün hikâyesi ile bugün birleştiği zaman anlamlı bir bütünlük çıkabiliyor” diyor

Dün ile bugünün hikâyesi
Evin Arslan

Çan Termik Santrali, Çanakkale’de 2004 yılından beri faaliyette. Kurulan bu termik santral sebebiyle Çan, hava kirliliğinin yoğun olduğu bölgelerden biri ve bu durum halkın da sağlığını kötü etkiliyor. Bu sene tamamlanan “Çan: Bir Termik Kasabası” belgeseli Çan’daki termik santralin nelere yol açtığını gözler önüne seriyor. Yolu bir dönem Kadıköy’den geçmiş olan Özge Doruk, bu sefer rotasını Çanakkale’ye çeviriyor ve Çan’ın izini sürüyor. Özge Doruk ile hem yapımcılığını üstlendiği belgeseli hem de Çanakkale'yi konuştuk. 

Kendinizi kısaca tanıtır mısınız? 

İstanbul Üniversitesi’nden sosyoloji lisansı akabinde Marmara Üniversitesi’nden sivil toplum yönetimi üzerine yüksek lisans derecemi aldım. Tezim Çanakkale’deki yerel ekolojik hareketlerin örgütlenme pratikleri üzerineydi. Çok güzel bir saha tecrübem oldu ki bu sayede şu an profesyonel sivil toplum hayatıma da Çanakkale’de devam ediyorum. Yerel bir sivil toplum kuruluşu olan Kazdağı Doğal ve Kültürel Varlıkları Koruma Derneği’nde (Kazdağı Koruma) çalışıyorum. 

Bu belgeseli çekmeye nasıl karar verdiniz? 

Zihnimin kömür ile dolu olduğu bir dönemdi açıkçası, hoş halen öyle. Kömürlü termik santraller üzerine bir projede çalışıyordum. Alanda sürekli bu konuda mücadele eden insanlarla birlikteydim. Bir yandan da iklim krizi konusunda yoğun bir aktivizm dönemi içerisindeydik.  Bir şekilde dert olmuştu işte. Bu dert üzerine ortaya bir iş çıkarma konusunda da desteklendiğim bir zamandı. Ve tam o süreçte 20 Eylül'de, Kadıköy Yoğurtçu Parkı’nda tüm gün süren sağanağa rağmen çok güzel küresel iklim eylemi ortaya çıkarmıştık. Aslında sanat ve aktivizmin iç içe geçtiğinde nasıl güzel yayılabileceğini o zaman bizzat içerisinde yer alarak öğrenmiştim. Belgesel fikrinin tohumları da o günlerden. Ama bu sürecin olgunlaşması ve tamamlanması belgeselin yönetmenliğini ve kurgusunu üstlenen Mert Harmandar sayesinde oldu. Bu fikrin, hikayenin sanatsal bir perspektif ile damıtılmasında ve bir belgesele dönüşmesinde kendisinin yoğun emeği vardır. Belgesel bu işbirliği ile tamamlandı. 

"TOPLUMSAL HAFIZANIN BİR PARÇASIYIZ"

Birkaç bölgede daha termik santral kuruldu. Çanakkale/ Çan’da kurulan santral hakkında bir belgesel çekmenizin özel bir sebebi var mı?

Bu soruyu şöyle bir örnek üzerinden açıklayabilirim. Ailemin İstanbul macerası Kadıköy Kadife Sokak’ta bir Rum apartmanında başlıyor. Sırasıyla Koşuyolu, Sahrayıcedit ve son durak İçerenköy. Aşağı yukarı yarım asırlık bir dönemden bahsediyorum. Dolayısıyla Kadıköy benim için sadece bugünüyle değil dünüyle de çok canlı çünkü ailemin anılarında köklü bir yerde ve ben bu anılarla her zaman iç içeyim. Kadife Sokak eğlence mekanlarını barındırmanın ötesinde benim için. Moda aile çay bahçelerinin ise farklı bir önemi var.

Kişisel aile tarihi ile toplumsal hafızanın bir parçası oluyoruz. Bir mekanla bağ kurabilmek, dinamiklerini anlayabilmek için cidden kıymetli bu farkındalıklar. O zaman aidiyetlik kuruluyor ve korumak için de daha fazla nedeniniz oluyor çünkü sizin de bir parçanız orası ile ilişkili. Çanakkale/Çan da benzer bir yerde benim için. Halihazırda tezim ve sonrasında da işim sebebiyle Çan bildiğim bir yerdi. Ama daha önemlisi Çanakkale’de çok sevdiğim ve örnek aldığım insanlardan biri Mustafa Abi (Önder), doğrudan orayla ilişkili ve ben sadece kendi gözümden değil onun anlattıkları, anıları, mücadelesinden de Çan’ı okuyabiliyorum. Dünün hikâyesi ile bugün birleştiği zaman anlamlı bir bütünlük çıkabiliyor. Aramızda çok öncesinde kurulmuş bağ sebebiyle, kişisel bir yerden herhangi bir termik santrali değil, özellikle Çanakkale ve Çan’ı seçtik.

Bir araştırmacı olarak Çan’da termik santral kurulmadan öncesi ile sonrası arasındaki farkı anlatır mısınız? Termik santralin ardından Çan’da neler değişti?

Çan’ın geçmişini bilmek bu noktada önemli. Kömür madenciliği yeni bir durum değil, bu bölgede çok uzun bir süredir var. Tarım ve hayvancılığın yanı sıra Çan’da insanların bir diğer geçim kaynağı kömür madenlerinde ya da seramik fabrikasında işçi olmaya dayanıyor. Dolayısıyla termik santral kurulması yaşam pratikleri açısından önemli bir fark yaratmıyor. Biz asıl değişimi bu yirmi yıl içerisinde hava kirliliği ve sağlık özelinde görüyoruz. Uluslararası bir sivil toplum kuruluşu olan Health and Environment Alliance (HEAL) 2018 yılında bir rapor yayımlamıştı. Rapordaki verilere dayanarak şunları diyebiliriz. Çan’daki hava kalitesi insan sağlığı için risklidir. Su ve toprakta ağır metaller bulunuyor. Aynı zamanda Çan’da solunum yollarına dayalı rahatsızlıklarda özellikle de nefes darlığı hastalığında ciddi bir artış vardır. Bilimsel veriler olmadan da Çan’da geçireceğiniz 1-2 gün size mevcut sorunlar konusunda fikir verecektir. 

“BİR ÇÖZÜM VAR”

Oradaki halkın termik santrale yaklaşımı nasıl?

Genel anlamda bir yılgınlık, kabullenmişlik ve ümitsizlik halini gözlemleyebilirsiniz. Ama isterseniz aynı zamanda inatla yaşam alanlarını savunan insanları da görebilirsiniz. Mesela Çan Çevre Derneği kuruldu. Hem santral hem diğer çevre sorunlarına karşı faaliyet gösteriyorlar. Buradayız diyorlar. İnsanların yaklaşımının değişmesi kolay bir süreç değil. Özellikle uzun bir süre tek seçeneğe mahkum edilmiş halde yaşamışlarsa. Alternatiflerin olabileceğini, vakit alsa bile iyileşmenin mümkün olduğunu anlatmanın ötesinde göstermek gerekli. O yüzden özellikle iklim alanında çalışan profesyoneller, aktivistler vs. adil dönüşüm ve adil iyileşme kavramları üzerine yoğun emek sarf ediyorlar. Bir çözüm var, tüm paydaşlarla birlikte planlamak ve harekete geçmek gerekiyor. 

Belgesele nasıl geri dönüşler geldi? Çan halkı izleyebildi mi belgeseli?

Belgeselimizin yolculuğu çok yeni başladı. İlk gösterimini 21. Uluslararası Altın Safran Belgesel Film Festivali’nde 26 Eylül'de yaptı. Şimdi ise sıra Bozcaada Uluslararası Ekolojik Belgesel Festivali’nde (BİFED). Bu kısa dönem içerisinde dinamik olması, akışı, hikaye anlatımı, müzikler ve kurgu yönünden olumlu yorumlar aldık. Pandemi sebebiyle maalesef henüz yerelde gösterimleri gerçekleştiremiyoruz. Umuyorum ki önümüzdeki bahar itibariyle sadece Çan'da değil, kömür mücadelesi veren pek çok yerelde Muğla'da, Bartın'da, Adana'da vs. gösterimler gerçekleştirebiliriz. 

Belgeseli nerelerde izleyebiliriz?

Bozcaada Uluslararası Ekolojik Belgesel Festivali (BİFED) Türkiye Panoramasına seçilen 11 belgeselden biri Çan: Bir Termik Kasabası. 2 Kasım itibariyle ay sonuna dek BİFED YouTube kanalı üzerinden izleyebilirsiniz. 

Belgeselin festival macerasını ve diğer tüm süreçleri @birtermikkasabasifilmi hesabı üzerinden takip edebilirsiniz. Emek veren herkese ve sayfalarında bizlere yer veren Gazete Kadıköy’e çok teşekkürler. 


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.