Haftalık Bağımsız Gazete 20 Ekim 2021

Bize Gelenler

Gazetemize gelen kitaplardan küçük bir seçki

Bize Gelenler
Leyla Alp

Gazetemize gelen kitaplardan küçük bir seçki hazırladık

  • SUSSAM SUSULMAZ YAZMASAM OLMAZ

“Kitabı yazmaktaki amacım, ‘tarihin tekerrür etmesini önlemeye’ kendi çapımda kalıcı bir katkı sunmaktan öteye gitmez.

2020 koşullarını düşündüğümde... Her şeye rağmen, ‘Gazetecilik... Bağımsız, özgür, kimsenin kulu kölesi olmadan, inandığın gibi, saygın gazetecilik…’ 2020 koşullarında bile, dünyaya bin kez gelsem, bin kez gazeteciliği seçerim.

Bu kitap bir siyasi tarih kitabı değil. Bir otobiyografi hiç değil. Ama, kronolojik olmayan, o nedenle yıllar içinde birbiriyle bağlantılı olayların perde arkasını kendi penceremden anlatma denemesidir.”

Sussam Susulmaz Yazmasam Olmaz, gazeteciliğe yıllarını veren Yalçın Doğan’ın 1970'lerin ikinci yarısından 2006'ya kadar görev aldığı gazetelerde, “Ancak, bazılarını yazmadım, daha doğrusu günün koşulları gereği yazamadım. Onlar bende saklı kaldı. Gün yüzü görmedi” dediği anılarını da kapsıyor.  (Sia Yayınları)

  • HOCA - BABA - AMCA - BEN

Hoca - Baba - Amca - Ben, Murat Uyurkulak’ın 2017-2020 arası yazdığı öyküleri bir araya getiriyor. Kitaba adını veren ilk bölümde dört karakter üzerinden anlatılan hikâyeler var. Bu karakterlerden üçü, anarşistlikten komünistliğe uzanan muhtelif tonları olan üç alkolik. Gururlu, dürüst, yoksul, dışarıdan bakıldığında “kaybeden” diyebileceğiniz, ama kendilerini asla kaybetmiş görmeyen, hayat, memleket, dünya ve insanlar hakkında söyleyecek bolca sözleri olan, entelektüel karakterler. Rakıları, muhabbetleri, şehirleri ve ufaktan yaşadıkları gönül maceralarıyla her şeye rağmen kendileriyle barışık ve eğlenceli insanlar. Onların düşüncelerini ve hikâyelerini “oğul, yeğen ve öğrenci” olan, ortalarındaki “Ben” karakteri sayesinde okuyoruz. İkinci bölüm Tuhaf Şahıslar Albümü’ndeyse ilginç karşılaşmalar, hayata gölgesini ya da ışığını düşüren anekdot ile anılar ve kimini okurların yakından tanıdığı çeşitli figürlerin ustalıkla hikâyeleştirilmiş dokunaklı portreleri yer alıyor. (Can Yayınları)

  • ABDULLAH AYDIN BİR SIRA NEFERİ

Abdullah Aydın hem öğrencileri için hem de meslektaşları, yan yana çalıştığı, mücadele verdiği insanlar için bir dönemin kıymetli isimlerinden. Nuri Günay, Aydın’la yaptığı nehir söyleşi ile hem onun kişisel tarihine hem de ülke tarihine tanıklık ediyor.

Abdullah Aydın’ın 1944 yılında Artvin’in Yukarımaden köyünde başlayan yaşam öyküsüyle birlikte aynı zamanda Artvin’in 1945 sonrasına, 27 Mayıs Darbesi’nden 1960’ların Ankara’sına; 12 Mart’tan 12 Eylül’e ülkenin sosyal politik değişimlerini Aydın’ın anlatımlarıyla gözlemliyoruz.

TÖS, TÖBDER, Eğit-Sen ve Eğitim-Sen’le süren eğitim emekçilerinin mücadelesine dair de birinci derece kaynak niteliğinde anlatımların yer aldığı kitapta Halkevleri’nin 1980 öncesine ve 1980 sonrasındaki yeniden kuruluş sürecine dair bilgiler de yer alıyor. (NotaBene Yayınları)

  • MELAHAT HANIMIN DÜZENLİ YAŞAMI

Kocası ölmüş yaşlı bir kadının, salonunun ortasında büyüyen ağaçla yaşayan bir başkasının, yıllar sonra kapısını çalan âşığına mesafelerini fark edenin; bir iskele üzerinde delikanlıların dikkatini çekemeyen genç bir kızın, o kızı seyreden aşkı tükenmiş kadının; bir adanın ortasında, değişen insan algıları karşında yalıtılmışlıklarını duyumsayan bir genç kadın ile annesinin yalnızlıkları...

Peride Celal, altı kısa öyküsünden oluşan “Melahat Hanımın Düzenli Yaşamı”nda birbirinden farklı insanların yalnızlığını ve yabancılığını büyük bir ustalıkla anlatıyor. (h2o kitap)


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.